Psikolojik Güvenliğin 5 Bilinmeyeni

Psikolojik Güvenliğin 5 Bilinmeyeni

Psikolojik güvenlik, ne olduğunu tam anlamıyla bilmediğimiz, belki de yanlış anladığımız bir kavram. İş ortamında etkisi; konfor alanını terk etmeyi, grupla oluşturulmuş hedeflere ulaşmayı, tehlike algısını fiziksel yönüyle de anlamayı, güç hiyerarşisini ve olası olumsuz sonuçları yönetme biçimini kapsıyor. Bu makalede, psikolojik güvenliğin beş bilinmeyen yönünü, kişisel ve kurumsal başarıyı nasıl etkileyebileceğini keşfediyoruz.

Psikolojik güvenlik kavramını iş ortamında duymuş veya okumuş olabilirsiniz. Ancak siz de çoğu kişi gibiyseniz, tam olarak anlamakta zorluk yaşayabilirsiniz. Zihninizde belki size iyi hissettiren “güvenli alan” ile eşleştiriyorsunuz veya çalışanların işten keyif almasına yardımcı olmak için yöneticilerin psikolojik güvenliği sağlamak zorunda olduğunu düşünüyorsunuz. İşleri tamamlamaktan bizi alıkoymaması gereken bir duygu olduğunu düşünerek bir kenara itiyor da olabilirsiniz.

Ancak bunlardan hiçbiri işyerinde psikolojik güvenliğin anlamını veya etkisini karşılamıyor. Psikolojik güvenlik konusunda önde gelen bir uzman olan Amy Edmondson kavramı; “kişinin fikirleri, soruları, endişeleri ya da hataları dile getirdiği için cezalandırılmayacağına veya küçük görülmeyeceğine inanması ” olarak tanımlıyor.

Düşük psikolojik güvenliğe sahip olmanın ekip performansını olumsuz etkileyebileceği ve kurumsal performansı düşürebileceği açıkça görülüyor. Yaklaşık 500 katılımcıyla yapılan bir ankette NLI, insanların ortalama olarak, 7 puanlık bir ölçekte 4’ün biraz üzerinde psikolojik güvenlik hissettiklerini bildirdi. Bu en düşük düzey olmasa da,  çok fazla gelişim alanına sahip.

Psikolojik güvenlik alışkanlıklarına sinirbilim temelinde bakmaya başladığımızda, farkında olunma ihtimali düşük bazı önemli özellikler keşfettik. Akılda tutulması gereken beş tanesi şunlar:

Psikolojik güvenlik konforlu değildir

Genellikle rahatlatıcı veya uyum sağlanabilir olduğu düşünülen psikolojik güvenlik yanlış anlaşılıyor. Çalışanlar ancak tartışma, çatışma ve hatalara değer verilen, öğrenmenin bir takım sporu olduğu bir ortamın parçası hissettiklerinde psikolojik güvenlik var olabilir. Psikolojik olarak güvenli bir ortamın ayırt edici özellikleri; bireyler sonuçlarından korkmadan risk alabildiklerinde, deneyimleyebildiklerinde ve başarısız olduklarında görülür.

Ekipler kendilerini çok rahat hissettiklerinde üretken olamazlar. Büyük ölçüde nedeni; işler kolay algılandığında statükoyu korumanın cazip gelmesi, bunun da çoğu zaman asgari düzeyde üretimle sonuçlanmasıdır. Edmondson, bunu “sosyal çevrede öyle derin bir asimetri var ki, dur, bekle ve gör, çay yapraklarını oku, diğer insanların onaylayacağı bir şeyi yapacağından veya söyleyeceğinden emin ol, yoksa yapma” diye ifade ediyor.

Risk ve yaratıcılık yeniliğin yolunu açarken, risk almanın getirdiği başarısızlık olasılığı her zaman iyi hissettirmez, bu da geride durmamıza neden olabilir.  Aslında, kazançları ve kayıpları ayırt etmek için tasarlanmış beyin bölgeleri, potansiyel kayıplardan kolayca kaçınmamızı sağlar. Bu nedenle, psikolojik güvenliği geliştirmek önemlidir. Böylelikle elde edeceğimiz sonuçlar koyulan hedefin veya görevin ötesine geçer.

Psikolojik güvenlik grup tarafından oluşturulur

Şaşırtıcı bir şekilde, psikolojik güvenlik sadece tek bir kişinin eylemleri sonucunda ortaya çıkmaz. Bir grubun birlikte oluşturduğu ortak ve hizalanmış hedeflere yönelik bir dizi etkileşimli davranışın paylaşılması sonucunda hayat bulur. Bu görüş, ekiplerin nasıl uyumlu ve etkili olduğuna dair yıllarca yürütülen araştırmalara dayanmaktadır. Bu da ulaşılabilir, iç motivasyon sağlayan hedeflerle mümkün olur. Bu nedenle, bireyler aidiyet duygusunu paylaştıklarında veya o grubun parçası hissettiklerinde, beyinde prososyal davranışı ödüllendiren ve sinirsel senkronizasyon seviyesinin artmasına yol açan iletişim ağı devreye girer. Bu bir kez oluştuktan sonra, ortak hedefler doğrultusunda bir arada çalışmak ve koyulan hedeflere ulaşmak için motive olmak kolaylaşır.

Psikolojik güvenlik, fiziksel de olabilir

Güvenlik biçimlerini düşünürken, beynin evrimini göz önünde bulundurarak, tehlikeyi algılamada gerçekten iyi, hatta tehlikeden kaçınmamızı sağlamakta daha da iyi olduğunu hatırlamamız gerekir. Bu durum, ister çalıların arasında bir yılanla karşılaşmak, ister bir toplantıda karşıt bir fikir öne sürdüğümüz için azarlanma olasılığının belirsizliği olsun, kendimizi güvende hissetmediğimiz her ortam için geçerlidir. Aslında, herhangi bir bağlamda bir güvenlik eksikliği hissettiğimizde, limbik sistem ve amigdala birlikte devreye girer ve dikkati beynin karar vermemiz ve işimize odaklanmamız gereken alanlarından uzaklaştırır. Elimizden gelenin en iyisini yapmak yerine, algılanan tehlikeden kaçınırız ve dikkatimiz dağılır.

Güç, psikolojik güvenliğe destek ya da zarar verebilir

Yakın zamanda Boeing’in küresel çeşitlilik ve kapsayıcılıktan sorumlu başkan yardımcısı Sara Bowen ile konuştuk. Konumuz, liderler rahatsızlık veren durumu kucakladıklarında ve bilgi arayışına girdiklerinde neler olduğu idi. Sara Bowen, bir liderin mühendislerden geri bildirim istediğinde, onların sessizliğinin güçlü bir mesaj verdiğini fark ettiğini açıkladı. Böylelikle lider, geri bildirim olmadığını varsaymak yerine, etkileşime girmek için zaman tanıdı. Son teslim tarihinin gerçekçi olmaması nedeniyle mühendislerin aşırı kaygı yaşadıklarını öğrendi. Mühendislerin ihtiyaçlarını destekleyebildi, daha fazla zaman istediklerini anladı ve hızdan çok güvenliğe öncelik verildiğinden emin oldu.

Liderler ister pozisyonlarında yeni, ister deneyimli olsunlar, bu hikâye neden farkındalıklarını artırmamız gerektiğinin doğasına değiniyor. Güçlü pozisyonlara sahip kişilerin bakış açıları, astlarındakilerden farklıdır ve güç hiyerarşisi, beynimizin odaklandığı ilk bilgilerdendir. Güç ve hiyerarşinin sosyal deneyim algımızın önünde ve merkezinde olduğunu bilerek, bir deneyimi olumlu ya da olumsuz hissettirecek şekilde davranma becerisine sahibiz. 

Psikolojik güvenlik hayat kurtarabilir ancak yine de işler ters gidebilir

Psikolojik güvenlik, yolunda gitmeyen işlerin yaşanmaması değil, işler yolunda gitmediğinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçlardan korku duyulmamasıdır. Hayat bu; işler ters gider. Böyle bir durumda, doğal bir eğilim haline gelen sessiz kalma ve çatışmadan kaçınmanın üstesinden gelmek için, ekip üyeleri ve özellikle liderlerden beklenen, ortamı rahatlatmak değil, destek vermektir. Edmondson, “Psikolojik olarak güvenli bir ortam enerji verir; çünkü zorlanırız, adanırız ve işler yolunda gitmezse ya da ne yapacağınızdan emin olamazsak,  bunun normal olduğunu biliriz” diyor.

Günümüzün bilgiye dayalı çalışma ortamında psikolojik güvenliği doğru bir şekilde anlamamız çok önemlidir. Edmondson’ın yolculuğunun başında gözlemlediği gibi: Bireyler seslerini duyuramadığında birçok hayat tehlikeye girer. Ona göre; “Geride durmak, öne atılıp konuşmaktan her zaman daha güvenli olacaktır. Bugünün iş ortamında, bu durum yıkıcı ile verimsiz arasında kendini gösterir. Günümüzde her şey daha belirsiz ve daha hızlıyken, psikolojik güvenliğe duyulan ihtiyaç daha da büyümektedir. Bizler giderek birbirimize daha bağımlı hale geliyoruz fakat belki de birbirimizin sesini duyamama riski altında kalıyoruz.”

* Özgün metne https://neuroleadership.com/your-brain-at-work/5-things-psych-safety  bağlantı adresinden erişebilirsiniz.

Diğer Makaleler

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

Personova Kişilik Envanteri Testi