Büyük Fikir: O Büyük Kararı Vermeden Önce…*

Büyük Fikir: O Büyük Kararı Vermeden Önce…*

Bu yazı, özellikle üst düzey finans yöneticilerinin önemli iş kararlarında önyargıyı nasıl engelleyebileceğini, dahası neden engellemesi gerektiğini ele alan çalışmaları gündeme taşıyarak önyargıyı ortadan kaldırma sorumluluğunu tüm üst yönetime yaymayı hedefliyor.

Tehlikeli önyargıların her stratejik tercihe sızabildiği bilinir. O halde, sizi yoldan çıkarmadan önce bu önyargıları nasıl tespit edeceksiniz? Yazarlar, öncelikle iş ile ilgili kararların verilme aşamasında güçlü etkisi olduğu düşünülen farklı önyargı türlerinden bazılarını tanıtıyor:

  • Doğrulama yanlılığı, önceki görüşler ile çelişen kanıtları görmezden gelmek,
  • Çapalama etkisi, bir görüşü haklı çıkaran bilgiye çok fazla ağırlık vermek,
  • Kayıptan kaçınma, başarısızlık korkusundan ötürü olaylara aşırı temkinli yaklaşmak.

Bilişsel önyargıların yanısıra, olayların ve sonuçlarının arzu edilme düzeyine dayanan motivasyonel önyargılar proje kararlarını saptıran en yaygın faktör olarak değerlendiriliyor. Yöneticilerin bir fikre âşık olması ve bu uğurda tüm nesnellik duygusunu kaybetmeleri ne yazık ki sıklıkla görülen bir problem. Özellikle satın alma süreçlerine dâhil olan yöneticiler arasında buna sık rastlanır ve görece daha karamsar görüşlere gösterilen sıfır tolerans bu önyargının tipik bir özelliği olarak karşımıza çıkar.

Yazarlar, McKinsey’nin 1000 işletmeyi kapsayan araştırmasına dayanarak, kararlardaki yanlılığın ortadan kaldırılmasının şirketlerin yatırım getirisini % 7 oranında artırdığını iddia ediyor. Araştırmanın geçerliliği ve yatırım getirisini etkileyen diğer faktörler ise merak uyandırıyor. Bununla birlikte iki saygın akademisyenin makaleye yaptığı katkılar bunun muhtemelen gerçek bir saptama olduğunun sinyallerini veriyor. Bu veriden hareketle, şirket yöneticilerinin önyargılarını tanıma ve ortadan kaldırma konusunda yetersiz olduklarına, bu nedenle başka kişilere ve araçların uygun kullanımına gereğinden fazla odaklandıklarına dair güçlü bir iddia ortaya çıkıyor. Kaç CEO’nun bu iddiaya katılacağını ve kendilerini buna inandırmanın ne kadar zor olacağını tahmin etmek zor.

Kendi önyargıları hakkında önyargılı oldukları neredeyse kesin!

Önyargının ortadan kaldırılamayacağı argümanı düşüncenin 1. sistem ve 2. sistem öğelerine bölünmesine dayanır. 1. sistem, dünyayı görmenin sezgisel ve refleksif yoludur. 2. sistem ise kural tabanlı akıl yürütmeyi benimsediğimiz zamanları temsil eder. Yazarların görüşü, 1. sistemin düşüncelerimizin çoğuna üstün geldiği ve önyargının en temel kaynağı olduğu yönünde. Yani önyargı süreçleri bilinçli olmaktan ziyade içgüdüsel ve bizler içgüdüsel olanı kendi başımıza değiştiremeyiz. Bu nedenle çözüm örgütsel düzeyde olmalı ve birden fazla kişiyi içermeli. Bu, otokratik eğilimlere sahip CEO’lar için ilginç bir meydan okuma.

Yazıda önyargıların sorgulanmasını ve ortadan kaldırılmasını amaçlayan 12 soruluk kontrol listesi, özellikle kişisel çıkarları, projeye aşırı bağlılığı ve muhalif görüşleri tespit etmek için kullanışlı bir araç olarak öne çıkıyor.

Kontrol listesindeki bu soruları sorma ve cevaplama süreci kaçınılmaz olarak zaman alıcı ve yorucu. Bu nedenle yazarlar yalnızca büyük kararlar için uygun olduğunu öne sürüyor. İnceleme ve nihai kararın, tavsiyeyi yapan ekipten kurumsal olarak ayrı olması da önemli başka bir faktör; bunun özellikle CFO’nun tamamen objektif olmasını sağlamadaki rolü hakkında daha fazla şey duymak iyi olurdu.

Böylesine önemli ve pratik bir konunun HBR’de yayımlandığını görmek güzel olsa da, kaç CEO’nun bir sonraki satın alma hedefi söz konusu olduğunda bu mantığı ve sorgulama sürecini kabul edeceğini merak ediyorum doğrusu.

12 Soruluk Kontrol Listesi

  1. Ekibin kendi çıkarlarına göre tavsiyeler yaptığından şüphelenmek için herhangi bir sebep var mı?
  2. Ekip kendi tavsiyesine ileri derecede tutkun muydu?
  3. Ekip içerisinde muhalif görüşler var mıydı? Bunların üzerinde yeterince duruldu mu?
  4. Karar, belirgin analojilerden etkileniyor mu? (“Yakın zamanda elde ettiğiniz bir başarı size bunu tekrar yapabileceğinizi düşündürdü mü?” demenin oldukça iddialı bir yolu)
  5. Tavsiyelere farklı/güvenilir alternatifler dâhil edilmiş mi?
  6. Bu kararı bir yıl sonra tekrar vermek zorunda kalsaydınız, şimdi edinmeye başlayabileceğiniz hangi bilgilere sahip olmak isterdiniz?
  7. Verinin nereden geldiğini biliyor musunuz? Değerler asılsız olabilir mi? Değerler üzerinden gözlemlerin ötesinde bir tahmin yapılmış olabilir mi? Veya herhangi bir değere yakınsamak için belli bir motivasyon var mı?
  8. Ekip geçmişteki başarıları ilgili kişilerin kişiliklerine atfetme eğiliminde mi? Bir alanda başarılı olan yaklaşımın diğer tüm alanlarda da başarılı olacağı varsayılıyor mu?
  9. Tavsiyeler geçmiş kararlar ile gereğinden fazla ilintili mi?
  10. Mevcut durum fazlasıyla iyimser bir bakış açısını mı yansıtıyor?
  11. En kötü ihtimal yeterince kötü mü?
  12. Tavsiyeyi oluşturan ekip gereğinden fazla tedbirli mi?

* Değerlendirdiğimiz yazıya ve konuya neden olan araştırmaya aşağıdaki bağlantı adreslerinden ulaşabilirsiniz:
https://hbr.org/2011/06/the-big-idea-before-you-make-that-big-decision

https://ir.vnulib.edu.vn/flowpaper/simple_document.php?subfolder=10/67/55/&doc=10675529112654411906133995199154108484&bitsid=373b8bfe-1a91-4fc7-b11b-f838dfc2f586&uid=

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Prof. Dr. Acar Baltaş’tan evden çalışırken verimli olmak ve zihinsel sağlığı korumak için öneriler

Prof. Dr. Acar Baltaş “Okullar yüz yüze eğitime hazır mı?” konusu üzerine görüşlerini aktardı

Prof. Dr. Acar Baltaş Habertürk'te Muharrem Sarıkaya’nın sunduğu Gündem programına konuk oldu. Yurtlarda aşı zorunlu olmalı mı? Aşı olan ve olmayan öğrenci aynı odada mı kalacak? Okullar yüz yüze eğitime hazır mı? Habertürk Gündem'de Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş: "Çare toplu ve hızlı hareket etmek. Kurumlara güven oldukça krizler kolay aşılır" diyor ve tüm sorulara

Öne Çıkan Kitaplar

Anket: Kendinizi Deneyin