Karşılıklı Bağımlılık ve Güçbirliği

Karşılıklı bağımlılık ilkesi üzerine kurulu bir dünyada yaşıyoruz. Çok sayıda gereksinimi kısa zamanda optimal emek ve kaynakla karşılayabilmek için işbirliği ve ortak çalışma gerekiyor. İşbirliğini gerçekleştirmenin yolu ise, birlikte çalışacağımız kişileri işin içine katmak. Yaptığım planlar ne kadar mükemmel, ürettiğim fikirler ne kadar parlak olursa olsun, insanlar tasarılarıma gönülsüzce razı oluyorsa veya tam tersi, karşı koyuyorsa, ya da belli etmeden işe çomak sokuyorsa sonuç hayal kırıklığı olacaktır. 

İnsanlar sürece dahil oldukları, ellerini taşın altına soktukları zaman işi sahiplenirler. Bütünün içindeki paylarını gördükleri ve başarıdan yarar sağlayacakları zaman fikre sahip çıkarlar. İnsanlarla güçbirliği oluşturmak ve desteklerini kazanmak işi sahiplenmelerini sağlar. Güçbirliği (koalisyon), karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde olan, ya da “birbirine muhtaç olan” bireylerin ya da ekiplerin, özel bir amacı gerçekleştirmek için oluşturdukları bir ittifaktır. Bazen belli bir hedefe ulaşılana kadar yapılan geçici bir anlaşma olabilir. Güçbirliğinin iyi tarafı; farklı görüşlere, inançlara, yaşam biçimlerine sahip farklı insanlar, ortak bir amaç için bir araya gelip güçlerini birleştirirler. 

Kimse bir işi tek başına yürütemediğine, herkes bir şeyleri birileriyle paylaşmak zorunda olduğuna göre işbirliği ve güçbirliği kaçınılmazdır. Ancak insanlar, siz onlardan destek istediniz diye bir anda bireyselliklerini ve farklılıklarını vestiyere bırakıp “ortak amacın” çevresinde bölünmez bir bütün oluşturmazlar. Bu o kadar kolay ve kendiliğinden gerçekleşen bir süreç değildir. 

Sahip çıktığımız, peşine düştüğümüz her konuda çevremizdeki insanlar genel olarak üçe ayrılır:

  1. Taraftarlar
  2. Karşıtlar
  3. Çekimserler

Onlar güçbirliğinin de taraflarıdır. Kısacası bir konu, bir fikir ortaya atıldığı zaman insanlar ya taraf olurlar, ya çekimser kalırlar ya da karşı çıkarlar. Kimdir bu kişiler? 

  • Taraftarlar bizden yana olan, bizim gibi düşünen, ortaklarımız ya da müttefiklerimizdir. Onların desteğine güvenebilirsiniz. Onların ya sizinle ortak paydaları vardır, ya benzer görüşlere sahiptirler ya da size güven duygusuyla bağlıdırlar.
  • Karşıtlar da muhaliflerimizdir. Yolumuza barikat inşa ederler; ya bazı açılardan farklı düşünüyorlardır ya da tamamen karşı görüştedirler. Belki öneriniz çıkarlarına dokunuyordur, yahut değerlerine ve beklentilerine uymuyordur, ya da size hiç mi hiç güvenmiyorlardır.
  • Çekimserler ise ortada durur. Hiçbir görüş belirtmezler; yolumuzu kesmezler ancak destek de vermezler. Güçbirliği ve destek oluşturma stratejisi; çekimserlerle karşıtları kendimize yaklaştırmak, yandaşlarımızın da öyle kalmalarını sağlamak ve fikir değiştirmelerini önlemek amacını taşır. Taraftarlarımız ne kadar çoksa hedefe ulaşma olasılığımız da o ölçüde artar. Bunu yapmak için de önerimizi insanlara güçlü bir biçimde sunmalıyız. Yani insanları etkilemeli ve onları ikna etmeliyiz. 

İlkin, taraftarlarınızı “elde var bir” olarak görmemeli, “nasıl olsa” yanınızda olduklarını varsaymamalısınız. Bir anlık ihmal ve bir de bakmışsınız ki saf değiştirmişler… Size de “Ona o kadar güvenmiştim, yarı yolda bıraktı beni. Artık kimseye güvenilmiyor” diye hayıflanmak düşer. 

Çekimserler de harekete geçirilmeli ve kazanılmalıdır. Onların önemsedikleri şeyleri öğrenip, önerinizin, gereksinimlerini nasıl karşılayacağını keşfetmeli ve önerinizi ona göre paketleyip sunmalısınız. En zoru da muhalifler tabii. Çatışmaya girerek onları tümüyle kaybetmek yerine, neye karşı olduklarını öğrenmek için çaba göstermeli ve onlara yaklaşmalısınız. Sonra da tartışma alanını genişletmek, görüşlerini dikkate almak gerekir. Görüşlerini öğrenin, kaygılarını gidermenin yollarını arayın, uzlaşın. En iyisi de yapıcı bir alışveriş içine girin, bakış açınızı genişletin ve yeni bir taraftar kazanın. Sonuç olarak, taraftarlarla olumlu ilişkiyi sürdürmeye; çekimserleri anlamaya, çekimser olma nedenleri bulmaya ve onları ikna etmeye; karşıtların da neye karşı olduklarını anlamaya, kaygılarını gidermeye çalışmak gerek. Etkileme becerilerimizi kullanarak…

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar