Uzaktan Çalışırken Zihinsel Hijyeni Korumak

Uzaktan Çalışırken Zihinsel Hijyeni Korumak

Daha düne kadar; dünyanın değiştiğini, teknolojinin geliştiğini, VUCA dünyasında oyunda kalmak için kurumlar, çalışanlar olarak çevik ve esnek olmanın önemli bir beceri olduğunu konuşurken, pandemi ile birlikte, bu kavramlar evimizin içinde dahi gerekli hale geldi. Bir zamanlar, her sabah aynı saatte başına oturup aynı saatte başından kalkığımız ofis masamızda otururken, uzaktan çalışmanın hayallerini kurup “keşke olsa” dediğimiz bu çalışma modelinin keyifli taraflarını yaşayamadan, doğrudan zorlukları ile başaçıkmak durumunda kaldık. Hem evdeki akışa uyum sağlamak, hem de işlerimizin devamlılığını aksatmadan yürütmek bazılarımız için oldukça zorlayıcı oldu. Hele buna “mükemmeliyetçi” kişilik özelliğimizi dâhil ettiğimizde, hiçbir şeye yetişemeyen ama her şeye koşturan, günün sonunda çok yorgun hisseden bireylere dönüştük.

Temel ihtiyaçları karşılama, sosyal izolasyon, iş kaybı ve en önemlisi belirsizlikle karşı karşıya kaldığımız bu dönemde günlük yaşam işlevselliğimizi sürdürmek bile zorken, işimize dair işlevselliğimizi nasıl ayakta tutacağız? Değişen çalışma koşullarımıza, uzaktan çalışmanın beklenmedik zorluklarına nasıl göğüs gereceğiz? Gelin bu ve benzeri süreçlerde iş performansınızı belirli bir seviyede tutma, zihinsel dayanıklılığınızı geliştirme, var olan süreci üretken bir projeye dönüştürme fırsatı üzerinde konuşalım.

  • Önce hazır olun: Bir gece öncesinden plan yapılırsa hem zihnen, hem bedenen ertesi güne hazırlanmış oluruz. Bu süreçte kendimize ayıracağımız 10 dakika, yarını biraz daha kolay yönetmeyi sağlayacaktır. Ertesi gün sabah kaçta kalkacağımız, gün içinde yapılacak önemli toplantılar, acil işler (son günü gelen ya da hemen müdahale edilmesi gereken) ve tamamlamayı hedeflediğimiz işler sıralanırsa zihindeki karmaşa kâğıda dökülmüş olacaktır. Hatta gece yatmadan önce yapacağımız 10 dakikalık bir gevşeme egzersizi rahat ve derin uyumamızı, ertesi güne zinde uyanmamızı sağlayacaktır.
  • Kalkacağınız saati belirleyin ve belirlediğiniz zamanda kalkın: Uzun zamandır belirli bir rutine alışık olan beyin ve bedenimiz aynı rutini uzaktan çalışma için de bekleyecektir. Sabah erken saatte toplantı olmasa da, her gün aynı saatte kalkmak bedeni ve zihni güne daha hızla hazırlayacaktır. Beynimiz kısa yolları sever. Kısa yollar alışkanlıklarımızdır. Bize hizmet edecek yeni alışkanlıklar edinmek için en uygun zaman eskilerin yıkıldığı bu zamanlardır. Bunu fırsata çevirmek yeni faydalı alışkanlıklar edinmekle mümkün olacaktır.
  • Kişisel bakımınızı ihmal etmeyin: Duygu-düşünce-davranış, birbirini takip eden döner kapılar gibidirler. Birinden girdiğimizde diğerleri peşi sıra gelmeye devam ederler. Duygu ve düşünceyi bir çırpıda yönetmek görece kolay olmayabilir ancak davranışı yönetmek nispeten daha kolaydır. Buradan hareketle “nasıl davranırsak öyle hissederiz.” Kendimize yapacağımız günlük bakım aynı zamanda kendimize göstereceğimiz ilgidir. Yeni güne taze bir başlangıç yapmak, yatak kıyafetlerimizden kurtulmak, kişisel bakımımızı tamamlamak ve aynaya baktığımızda “tamamdır, gayet iyi görünüyorum” demek güne zinde başlamak için iyi bir yol olacaktır. Gün içinde bedenin farkında olmak, duruşun duygulara etkisini hissetmek ve bilinçli olarak bedeni hareketlendirmek de hem duygusal, hem de fiziksel olarak daha iyi hissetmeyi sağlayacaktır. Hem planlı bir çalışma disiplini edinmek, hem de ayağa kalkıp bedeni rahatlatmayı hatırlamak için “Pomodoro Tekniği”ni kullanabilirsiniz. Bu teknik, çalışma saatinin parçalara ayrılması ve molalarla tamamlanması gerektiği fikrini temel alır. Bu demektir ki; 25 dakika çalışırsanız, sonrasında 5 dakika mola vermelisiniz. Bu 25 dakikalık periyodların her birine, İtalyanca’da domates anlamına gelen bir ”pomodoro” denir. 4 pomodoro’dan sonra, 15-20 dakikalık daha uzun bir mola verebilirsiniz, tabii ki, hiçbir şey devam eden bir pomodoro’yu bölmemelidir.
  • Evdekileri hazırlayın: Evden çalışma modelinde arkadaşlarınızı ve ailenizi çalıştığınıza ikna etmek en zorlu süreçtir. Siz çok önemli bir telefon konuşması ya da toplantı ortasındayken, odanıza elektrik süpürgesiyle anneniz girebilir, eşiniz yemek için seslenebilir, kapıcınız servis için zili ısrarla zili çalabilir… Tüm bunların olmaması için evdekilerle işbirliği içinde olmak işinizi biraz daha kolaylaştıracaktır.
  • Mümkünse kendinize bir çalışma odası belirleyin: İş hayatıyla ev hayatını ayırmanın en kolay yolu bunları fiziksel olarak ayırmaktır. Çalışma odasına sadece iş yapmak için girin. Dinlenme anlarında o odada olmayın. Oda ayırma imkânınız yoksa evin bir bölümünü çalışma alanı olarak belirleyin ve çalışma süresince başka işler için kullanmayın. Çalıştığınız odada uyumamaya özen gösterin. Eğer hepsini aynı odada yapmak zorundaysanız çalışma alanınız belirli bir yer olsun ve odanın o kısmında sadece çalışmak için bulunun. Çalışma odanızda / alanınızda dikkatinizi dağıtacak eşyalar ve renkler olmamasına gayret edin. Görüş alanınızda bitkilerin olması rahatlatıcı olacaktır.
  • Günlük planınızı ve programınızı yapın: Gündelik plan yapmak her türlü iş için verimliliği artırmanın önemli koşullarından biridir. Günlük programlar çoğunlukla başkaları tarafından etkilenir. Ancak evden çalışanların yapılanmış bir plana her zamankinden daha fazla ihtiyaçları vardır. Dr. Nguyen, günlük zaman akışına dayanan yapılanmış bir programın evden çalışanlar ve özellikle de yalnız olanlar için en temel öge olduğunu söylemiştir. Böyle bir programın içinde çevrede kısa yürüyüş, çocuklarla oyun, evdekilerle kısa sosyalleşme veya özel maillerin cevaplanması için kullanılacak birkaç dinlenme arası yer almalıdır. Dinlenme araları film/video izlemek veya sosyal medyada gezinmek için kullanılmamalıdır. Molalarınızda zihinsel (meditasyon), fiziksel (yürüyüş-spor), manevi (aile zamanı) enerjinizi besleyecek aktiveler bulmanız önemlidir.
  • İş dışında sohbet edeceğiniz kişilerle konuşmaya gayret edin: İnsanlar sosyal canlılardır ve kişilik özelliklerine bağlı olarak çeşitli düzeyde yalnızlıktan sıkılır. Durham Üniversitesi’nden Dr. Thuy vy Nguyen, işyerinde çevredeki seslerin, gereksiz konuşmaların ve özellikle gevezelerin verimliliği düşürmesine rağmen, arkadaşların aynı zamanda verimliliği artırmaya yardımcı olabileceğini; bu nedenle de evden çalışırken, fikir alışverişinde bulunacak bir arkadaş seçmenin yaralı olacağını söylemektedir.
  • Zor durumlarla karşılaştığınızda kendinize hangi soruları sorduğunuza dikkat edin: Zihniyet bir seçimdir. Yaşam karşısındaki duruşumuzu belirler. Engeller karşısında, kendimize sorduğumuz sorular şunlar olabilir: Bu kimin suçu, neden hep beni buluyor? Neden kimse bir şey yapmıyor? Benim elimden ne gelir ki? Bunların yerine; “Bu nasıl bir durum? Bu durumla başa çıkarken engellerim neler? Engellerimi aşacak hangi iç ve dış kaynaklara sahibim? Şu anda iyi olan ne var?” sorularını sormak ve aşılan engeli ders çıkarma, öğrenme ve olgunlaşma olarak değerlendirebilmek öğrenen zihniyeti güçlendirecek ve zor durumları yönetmeye yardımcı olacaktır. Doğru ama faydasız söylemler yerine olumlu ve fayda odaklı ifadelerde bulunmak duyguyu, düşünceyi ve davranışı olumlu yönde etkileyecektir.

Sonuç

Evden çalışmak başlangıçta çok rahatlatıcı, özellikle İstanbul gibi büyük bir şehirde trafikteki zaman ve enerji kaybını önleyeceği için verimlilik artırıcı ve kolay uygulanabilir bir model gibi gözükse de, birçok kişi için uygun bir yöntem değildir. Böyle bir çalışma düzeni, kişilik özelliklerine bağlı olarak, herkes için belirli ölçüde streslidir. Her kişilik özelliğine iyi gelecek yöntem ise, bireyin kendi düşünce deseninin farkında olmasıdır. Düşünce deseni, yargılayıcı, suçlayıcı, yapılmasını bekleyen, elinden bir şey gelmeyeceğini düşünen, kayıplarına odaklı değil de, öğrenen, seçenekleri olduğunu bilen, harekete geçen, sahip olduklarının farkında olan bir desende ise karşılaşılan zorlukları aşmak ve zihinsel hijyeni sağlamak kolaylaşacaktır.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir