Günümüz gençleri, içine doğdukları kuşak nedeni ile aileleri tarafından korumacı ve destekleyici yetiştirildiler. Anne babalar da eğitime önem verdiler. Ancak yirmili yaşlarının ortasında yetişkin olma sancıları çeken bu yaş grubu, iş hayatına atılıp, yetişkin dünyasına girmeleriyle birlikte hayatları, kariyerleri, seçimleri ile ilgili birçok soru ile karşı karşıya kaldılar. Peki yetişkinliğe adım atmak isteyen gençler hedeflerine ulaşmak için hangi adımları takip etmeliler?
“… Yeni koşulları kabullenmek, değişim şartlarını görmeye gayret etmek ve esneklik, stresle başa çıkma konusunda büyük önem taşır.”1
Yaklaşık bir yıldır profesyonel olarak gelişim koçluğu yapıyorum. Son zamanlarda, rol aldığım gönüllük projelerinin bir kısmı üniversite öğrencileri ile gerçekleşti. Onları koçluğa getiren temel beklentinin ne olduğunu sorduğumda, hemen hemen hepsinde, mezun olduktan sonra, kariyerleri ile ilgili kaygı duyduklarını öğrendim. Mezun olduktan sonra hangi ve alanda uzmanlaşmanın kariyerlerine hizmet edeceğini bilmediklerini, bu belirsizliğin bıkkınlık yarattığını ve çok şey yapmak yerine hiçbir şey yapmamak seçeneğinin çekici cazibesine kapıldıklarını gördüm.
Bu gençler, içine doğdukları kuşak itibari ile ailelerinin daha korumacı ve destekleyici yaklaşımıyla yetiştirildiler. Anne babalarından daha eğitimli olmaları ebeveynleri için önemliydi. Dolayısıyla erken yaşta iş hayatına atılmak yerine okumaları konusunda ailelerinden destek gördüler. Ancak yirmili yaşlarının ortasında yetişkin olma sancıları çeken bu yaş grubu, iş hayatına atılıp, yetişkin dünyasına girmeleriyle birlikte hayatları, kariyerleri, seçimleri ile ilgili birçok soru ile karşı karşıya kaldılar.
Karşılaştıkları kaygı verici duruma nasıl yaklaştıkları, çözüm ve başaçıkma sürecini doğrudan etkiliyor. Kendi kişilik özelliklerini tanıyan, güçlü yanları ve ayak bağları konusunda objektif değerlendirme yapabilen (bilimsel kişilik envanterleri, somut veriler sağlaması nedeni ile yardımcı olacaktır) duygusal farkındalığı yüksek ve iyimser olanların stresle başaçıkmaları daha kolay oluyor. Buradan hareketle kaygı, stres gibi olumsuz duyguların yönetilebilmesinin çıkış noktası bireyin kendi farkındalığı ile başlıyor. Yaşadığı stresin yaratıcı etkisini fark edebilenler için gelişim, yıkıcı etkisine takılıp kalanlar için depresif bir süreç söz konusu oluyor. Koçluk yolculuğu yaptığım birçok gençten duyduğum sözler : “Yataktan çıkmak istemiyorum.”, “Yapacaklarımı biliyorum ama sürekli erteliyorum. İçimden yapmak gelmiyor.” şeklinde oluyor.
Rahatsız edici durumla başaçıkmak yerine akışına bırakmak ya da kendi dışındaki her şeye yönelik suçlayıcı yaklaşım kısa vadede iyi hissettiriyor olsa da uzun vadede kişiyi depresyona kadar götürebiliyor.
Sonuç
O halde var olan koşullara rağmen ayakta kalabilmek, engelleri azmetme ve başarıya giden geliştirici basamaklar, yaratıcılığa hizmet eden itici güçler olarak görmek, bireyin kendini tanıma, gelişime ve değişime istekli olmak becerileri ile birleştiğinde başarıya ulaştıran yol şekilleniyor. Richard E. Boyatzis’in kendini tanımaya hizmet eden aşağıdaki modeli gençlerin hedeflerine yönelik izleyecekleri yol konusunda pusula olacaktır.
- Amaç/Hedef/Niyet belirlenmeli (Ulaşmak istediğim neresi? Çözmek istediğim ayak bağım nedir?)
- Kim olmak istiyorum? İdeal ben nasıl biri?
- Güçlü yönlerim? Ayak Bağlarım? İdelimdeki ben ile gerçek ben arasındaki benzerlikler nelerdir?
- Öğrenme ajandamda neler olmalı? (Neleri öğrenmeliyim? Kendimi geliştirmem gereken alanlar nedir?)
- Seçeneklerim neler? Hangilerini hayata geçirebilirim? Ne zaman?
- Bana kimler destek olabilir?
Kaynakça:
- Zuhal B., Acar B. Stres ve Başaçıkma Yolları. Remzi Kitabevi; 2008

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *