Yapay zekâdaki gelişmeler, yalnızca teknolojiyi değil; enerji, tıp ve üretim başta olmak üzere fiziksel dünyayı da kökten dönüştürüyor. Bu yazı, Kurzweil ve Schmidt gibi vizyonerlerin öngörülerinden yola çıkarak dijital devrimin sonuçlarını değerlendiriyor. Yapay genel zekânın kontrolsüz ilerlemesi durumunda insanlık için doğabilecek riskler ve düzenleme ihtiyacını ele alınıyor. Dijital dönüşümün psikolojik ve toplumsal etkileri bütüncül ve çarpıcı şekilde inceleniyor.
“Neyin gelmekte olduğundan haberiniz yok!”
Eric Schmidt (Google eski CEO’su, 2024 Eylül)
Bugün doğan çocukların yetişkinliklerinde hayal edemeyeceğimiz bir dünyada yaşayacakları muhakkak. Ancak biz hala dünün dünyasına ait bilgileri, çok yakın gelecekte arkaik sayılacak şartlanmalarımızla, çocuklarımıza eğitim diye dayatıyoruz. Gelecekle ilgili öngörülerine en çok güvenilmeyi hak eden kişi Ray Kurzweil’dir. Birçoklarının nezdinde bu krediye sahip olmasının nedeni bugün kullandığımız ve doğal kabul ettiğimiz pek çok konuda onun katkısının olmasıdır. Optik karakter tanıma, metinden konuşma sentezi, konuşma tanıma teknolojisi Google’ın yakın zamana kadar başmühendisi olarak onun doğrudan hayata geçirdiği icatlardan ilk aklıma gelenlerdir. Bundan kısa bir süre önce Kurzweil, “Gelecek 100 yıl, geçmiş 20.000 yıla eşdeğer gelişmeye sahne olacak” demişti. Ancak çok geçmeden 100 yıl olan öngörüsünü bir yıla indirmişti. 2015 yılında “yapay genel zekâ” alanındaki gelişmelerin ancak 50 yıl sonra insan zekâsını yakalayacağı öngörülüyordu. Ancak Chat GPT ve Gemini gibi büyük dil modelleriyle sağlanan gelişme dijital devrimin fiziksel dünyayı dönüştürmeye başladığının öncü işaretleri oldu. Bu dönüşüm ilk olarak enerji, üretim ve tıp olmak üzere üç alanda sıçrama yaratacak. Hepsi heyecan verici olmakla beraber enerji, stratejik önemi nedeniyle de oyun değiştirici nitelikte.

Güneş ışığının on binde birinin toplanması dünyaya bir yıl yetecek enerji sağlama potansiyeline sahip. Güneş pilleri üzerinde sağlanan büyük gelişmeye rağmen bugüne kadar bu potansiyelden yararlanmaktan uzak kaldık. Konuyu anlaşılır kılmak için kısa bir teknik bilgi verelim. 1975’ten bu yana güneş pilleri watt başına %99 ucuzladı ve kapasitesi iki milyon kat arttı, ancak enerjiyi hapsedecek fotovoltaik malzemeler hala pahalı ve verimsiz. Son gelişmeler yapay zekânın milyarlarca kimyasalı hızlı bir şekilde elemesine ve bu alandaki yenilikleri büyük bir hızla yönlendirmesine imkân veriyor. 2023 Yılının Kasım ayına kadar insanlık tarihinde 21 bin kararlı inorganik bileşik biliniyordu. Sonra bir gecede Google’ın Gnome AI uygulaması, bu sayıyı 421 bine çıkardı. Bu buluş fotovoltaik mega projelere uygulandığında enerji maliyeti sıfıra yaklaşacak. 2024 Aralık ayında Mercedes fotovoltaik malzeme ile ‘boyanmış’ güneş enerjisi ile hareket eden arabasını üretti.
Google 2024 Aralık ayının son günlerinde yeni Quantum chip’i olan Willow’u duyurdu. Yeni chip, günümüzde kullanılan en güçlü bilgisayarların 10 septilyon (24 sıfırlı bir sayı) yılını alacak bir işlemi 5 dakikada gerçekleştirebiliyor.
Unuttuğumuz değişimler
Enerji maliyetinin sıfıra yaklaşacağını düşünmek, bu satırları okuyan çoğu kişi için gerçekleşme şansı olmayan bir hayal veya bilim kurgu senaryosu olacaktır. Ancak onlara dört alandaki gelişmeyi hatırlatmak isterim. 2000 Yılına kadar bir fotoğraf karesinin maliyeti neydi, 2010 yılına kadar sevdikleri sanatçıların repertuarlarını bir araya getirmek için ne kadar harcama yaparlardı, 2020 yılına kadar izlemek istedikleri bir film için katlandıkları zahmet ve bedel neydi ve daha önemlisi sevdikleriyle haberleşmek için yaptıkları ödeme neydi? Bugün bunların hepsinin maliyeti sıfıra yaklaştı ve “çalmaya değmeyecek kadar ucuzladı”. Bu gelişmeler 1975 yılında Sudi Arabistan’ın petrol bakanı olan Şeyh Yamani’nin, “Taş devri taşlar bittiği için bitmedi” sözünü hatırlatıyor.
Neler değişecek?
Enerjinin maliyetinin sıfıra yaklaşması üretim ve hizmetleri de bol ve kolay ulaşılır kılıyor. Kurzweil 2024 sonbaharında Ekonomist’te çıkan makalesinde yiyecek-giyecekten, elektronik ürün ve arabalara kadar endüstriyel ürünlerin son derece ucuzlayacağını söylüyor. Bunun üç nedeni var. Birincisi Ar-Ge süresi kısalacak ve maliyet düşecek, ikincisi nadir elementlerle yapılanların kolay bulunanlarla üretilmesi mümkün olacak ve üçüncüsü robotik gelişmeler ham madde çıkartılmasını kolaylaştıracak. Aynı gelişme çip üretim ve performansında yaşanacak. 2023 Kasım ayında en iyi donanım saniyede 48 milyar işlem yaparken, Nvidia’nın b200 gpu’su bu performansı ondan fazlaya katlayarak saniyede 500 milyara çıkarttı.
Gelelim bireysel olarak en büyük önem taşıyan gelişme olan tıp alanına. Tıp ve farmakoloji alanlarında sağlanan büyük gelişmelere rağmen bugün hala birçok noktada doktorların sezgisine güvenmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu da birçok kişiye iyi gelen bir ilacın, sizi öldürebileceği anlamına geliyor ve ilaç kutusundan çıkan yönergede belirtildiği için bunu kabulleniyoruz. Şimdi yapay zekâ moleküler biyosimülasyonla insan bedeninin belirli bir moleküle ne tepki vereceğini önceden belirlemeye hazırlanıyor. Böylece uygun molekülü bulmak için milyarlarca seçeneği saniyeler içinde elemek mümkün olacak.
2022 Yılına kadar 190 bin protein şekli belirlenmişti. Daha sonra DeepMind AlphaFold ekibi, AlphaFold Protein Yapısı Veritabanı’nı, bilim dünyasının bildiği hemen her proteini kapsayacak şekilde 200 milyonun üzerine genişlettiğini duyurdu. Bundan sonraki gelişmeler protein kompleksleri, organeller, hücreler, dokular, organlar ve tüm vücudu hedefleyecek. Bu gelişmelerin sonunda günümüzün klinik deneylerine pahalı ve yavaş olmaları nedeniyle “çağ öncesi” gözüyle bakılacak. Çünkü genetik, yaşam tarzı, kişinin sahip olduğu diğer hastalıklar, ilaç etkileşimleri ve hastalık varyasyonları gibi tüm faktörleri içine alan bir benzerliği örneklemek ve üzerinde çalışmak mümkün değildir.

2024 Yılındaki bilimsel gelişmeler bir ABD ve Birleşik Krallık vatandaşına her yıl fazladan yedi-sekiz hafta yaşam fırsatı sunuyor. Yapay genel zekâ hücresel biyolojinin sırlarını tam olarak çözdüğünde ve beklenen yaşam süresi yıllık artışla 12 aya ulaştığı zaman “uzun ömür kaçış hızına ulaşmak” mümkün olacak. Bu imkânlara ulaşma potansiyeline sahip insanların, bu imkânlardan yararlanmaları için 2029 – 2035 yılına kadar beklemeleri ve bu arada sağlıklı yaşam tarzını sürdürmeleri gerekiyor. Bu noktaya varılınca yaşlanma yıllık ölüm riskini artıran bir neden olmayacak. Ray Kurzweil’e göre, “insanlığı başından beri sınırlayan kıtlık ve kırılganlıkla sınırlanmayan daha uzun ve sağlıklı hayat mümkün olacak”. Hiç şüphesiz başlangıçta pahalı olacak bu uygulamalar, bütün teknolojik buluşlar gibi hızla ucuzlayacak ve geniş kitleler için erişilebilir olacak.
Teknoloji ve psikoloji
Bugün vardığımız noktada teknoloji, insanlıktan insanın gücünü aldı. Yapay zekâyı tarif ediyoruz ancak henüz psikolojik ve sosyolojik sonuçlarını bilmiyoruz. Yapay genel zekâ henüz insanın düşünce yetisine ulaşmış değil. Bu nedenle bugün yaptığımız her iş teknoloji ve psikoloji ile kesişiyor.
Şimdiye kadar bütün buluşlar ve yarattığımız dünya ve hayat tarzı insan zihninin ürünüydü. Müzik, spor, sanat aracılığı ile insanlar bir kültür oluşturdu. İnsanlık tarihindeki tüm gelişmeler birbirinin içine geçmiş olarak yaşanan nitelikteydi ve insanlar içine doğdukları dünyada yaşarlardı. Bunun tek istisnası motorlu araçlar olmuştu. Aynı hayat süresi içinde insanlar attan inip otomobile binmişlerdi. Ancak bugün içine doğduğumuzdan çok farklı bir dünyada yaşıyoruz ve alıştığımız organik gelişmelerin dışında çok hızlı değişen bir hayatın içinde sürükleniyoruz. Yapay genel zekâ kendi kendine öğreniyor ve icat çıkartıyor, bir de üstelik şimdi geldiğimiz aşamada artık karar da veriyor. Bu tehlikeli bir durumdur. Çünkü bugüne kadar en tehlikeli buluş olan atom bombasının kontrolü, bir düğmeye basmak için karar verecek olan insanın elindeydi oysa şimdi durum değişti ve yapay genel zekâ artık kendi karar verme aşamasına geçti.
Güç kimin elinde olursa olsun denetlenmediği zaman tehlikeli olur. Yapay genel zekâ çok yakın bir gelecekte kontrolsüz güç olarak karşımıza çıkmak üzere. Bu konuda düzenleme yapması gerekenler arasında fikir birliği yok ve bu çok tehlikeli bir durum. Harari’ye göre bilim “biliyorum” demek değil sorgulamak ve reddetmek üzerine kuruludur. Ancak yapay zekânın ortaya koyduklarını sorgulamak insanı aşacak ve mutlak doğrular olarak kabul edilecek.
Yapay genel zekâ karşımıza; “hâkimi mutlak, kadiri mutlak, ölümsüz ve gözle görülmeyen ancak yaptıkları hissedilen” bir varlık olarak çıkıyor. Bu varlığı insanlığın refahı için kullanmak dünyadaki birçok sorunu çözebilir. Bunun için Covid pandemisinde olduğu gibi, uluslararası iş birliğine ihtiyaç vardır. Ancak bugün bulunduğumuz noktada gördüğümüz, yapay genel zekâyı geliştirenlerin yarışta gerekli kalmamak için, gerekli güvenlik kontrollerini yapmadan ve doğuracağı sonuçları öngöremeden, hızla çalışmaya devam ettikleridir.
Sonuç
Geçen yüzyılın önemli gelecek bilimcilerinden olan Isaak Asimov, “robotlar otonomi kazanırsa ilk yapacakları şey insanları yok etmek olacaktır” demişti. En kısa zamanda hızla uluslararası bir düzenlemeye gidilmezse insanın söz sahibi olduğu dönemin veya tarihin sonuna gelmemiz mümkündür.
