Bize ait olanı korurken, ait olmayan bize zarar verse dahi bize ait olmayanı korumada neden çekimser davranıyoruz? Bu çekimserliğin bedelini ödemeye bizi neler itiyor? Bu konuyu üç farklı soru ile cevaplandırmaya çalışacağız. Balinalar neden yok olma riski ile karşı karşıya iken tavuklarda öyle bir tehlike söz konusu değildir? Neden Akdeniz, Salt Lake’ten daha kirli? Sovyetler Birliğinin dağılması Havyar tüketicilerini neden olumsuz etkiledi?
Bize ait olanı korurken, ait olmayan bize zarar verse dahi bize ait olmayanı korumada neden çekimser davranıyoruz? Bu çekimserliğin bedelini ödemeye bizi neler itiyor? Bu konuyu üç farklı soru ile cevaplandırmaya çalışacağız.
1) Balinalar neden yok olma riski ile karşı karşıya iken tavuklarda öyle bir tehlike söz konusu değildir?
Tavuklar hiçbir zaman yok olma riski ile karşı karşıya kalmadılar. Tavuklar ile balinalar arasındaki en temel fark balinaların kimseye ait olmamalarıdır. Balinalar uluslararası sularda ülke sınırı tanımadan yaşamlarını sürdürüyorlar. Balina avcılığı yapan Norveç ve Japonya balinaların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bilmesine rağmen ve bunun kendi gelirlerini etkileyeceğini bilmelerine rağmen neden bu konuda hassasiyet göstermiyorlar? Birinin avlamadığını öbürünün avlayacağı düşüncesi, hiç kimsenin daha az avlamaya eğilimi olmamasını getiriyor. Tavukların bir sahibi var. Tavuk çiftliği olan bir kişi için bir tavuğun ölmesi, bir tavuğunun eksilmesi demektir. Tavuk çiftliği sahibi için, kesmeye gönderdiği tavuklarla, civciv verecek tavuk sayısının dengesini doğru kurmak yaşam kaynağını sürekli kılmak anlamına gelir. Doğanın dönüşümüne izin verilmediği zaman, eldeki kaynaklar tükenir. Bu kural tavuk yetiştiricileri kadar balina avcıları tarafından bilinse de balina avcıları aynı davranışı sergilemeye devam ediyor!
2) Neden Akdeniz, Salt Lake’ten daha kirli?
Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler neden denize kirli sularını boşaltırken Salt Lake’in temiz olması nasıl açıklanabilir? Bu Salt Lake de yaşayan kişilerin çevresel konularda daha hassas olduklarından dolayı olabilir. Ancak konu ekonomik açıdan incelendiğinde farklı bir görünüm kazanıyor. Salt Lake’in bulunduğu Utah eyaletinde yaşayanların vergilerinin bir kısmı ile artıma sistemlerinin kurulması için yatırım yapılıyor ve yapılan bu yatırımın %100’ünden Utah eyaleti sakinleri kazanıyor. Oysa Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler, arıtma yatırımı yaptıklarında bu yatırımdan sadece kendileri değil, aynı zamanda diğer ülkelerde faydalanıyor. Yatırımının tamamından yararlanamayan ülkeler de, ya diğer ülkelerin yatırımlarına güvendiklerinden ya da bölgenin tüm artıma yatırımını yüklenmek istemediklerinden dolayı yeterli miktarda finansman sağlamıyorlar. Bu da Akdeniz’in kirlenmeye devam etmesine sebep oluyor.
3) Sovyetler Birliğinin dağılması Havyar tüketicilerini neden olumsuz etkiledi?
Havyar söz konusu olduğunda Hazar denizi en makbul havyarın elde edildiği alan olarak kabul edililir. En değerli havyar, 9 metre uzunluğuna 800 kg ağırlığına kadar çıkabilen ve 100 yaşına kadar yaşayabilen beluga mersin bağlığında bulunur. Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından havyar fiyatlarında ciddi yükselmeler yaşandı. Sovyetler Birliğinin dağılmasından evvel Hazar denize kıyısı olan İran ile birlikte beluga mersin balığının avlanması sıkı kurallarla kontrol ediliyor ve küçük balıkların avlanması denetleniyordu. Bu şekilde balıkların azalmaması ve büyüyerek daha fazla havyar elde edilmesi sağlanıyordu. Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve İran olmak üzere Hazar denizine kıyısı olan ülke sayısı dörde yükselmiş oldu. Dört ülkenin aynı kaynağı kullandığı günümüzde beluga mersin balığını korumak öncelik olmaktan çıktı. Her ülke eğer kendi avlamaz ise diğer ülkenin avlayacağını düşündüğü için kendi avlama yaklaşımını denetlemez.
Ülkeler veya bireyler zarar gördüklerini bile bile neden aynı davranışları sürdürmeye devam ediyorlar? Neden balinalar ve mersin balıkları soyları tükenene kadar avlanıyor ve denizler kirletiliyor?
Ekonominin bu konuda bulduğu açıklama, eğer yapılan yatırımın veya denetlemenin tüm karşılığının alınmadığı düşünülüyorsa o zaman o yatırım veya denetleme gerçekleşmiyor. Ortak bir menfaat söz konusu olduğunda, tarafların her biri kendi karlılığını göz önünde bulundurarak davrandığı ve diğer taraflara kuşkucu yaklaştığı için uzun vadede korumaya çalıştığı finansal kazancını kendi eliyle yok ediyor. Kısa dönemli karlılık ile uzun vadeli sürdürülebilir karlılık olduğunda beklenen yaklaşım uzun süreli yararın düşünülmesi olmasına rağmen bunun gerçekleşmediği görülüyor. İnsanların “benim olsun ve bugün olsun” yaklaşımı uzun vadeli zarar görmeyi getirmesine rağmen bireysel ve anlık yarar öne geçiyor. Kurumsal çerçevede bu yaklaşım incelendiğinde, çalışanların kurumun ve dolayısıyla kendilerinin uzun vadede yararına olacak davranışları değil bireysel ve yakın zamanlı ihtiyaçlarına odaklandıklarını görülüyor. Bir yılı aşkın süredir içerisinde olduğumuz ekonomik krizin nedenlerine baktığımızda bu yaklaşımın krizin oluşmasında büyük etkisi olduğu görülür. Kısa dönemli karlara odaklanan genç finansçılar, sanal dünyanın yüksek günlük kazançlarıyla çalıştılar. Yatırım hesaplarındaki hızlı yükseliş karşısında yöneticilerinin takdiriyle karşılaşan genç finansçılar yaptıklarının global ekonomi üzerindeki etkilerini göremediler ve tüm dünyayı etkisi altına alan krize neden oldular..
Kaynak:
- Frank, R.H. (2008) The Economic Naturalist: Why Economics Explains Almost Everything, Great Britain:Virgin Boks Ltd.

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *