Gençliğimizde biz anne babalarımızı tutucu olmakla suçlarken, onlar da bizi sorumsuz olmakla itham etmişlerdi. Bugün anne baba olanlarsa çocuklarının aynı suçlamalarıyla karşılaşıyorlar. Her kuşak bir önceki veya sonraki kuşakta kendisine uymayan düşünce ve değerlerle karşılaşıyor ve bu karşılaşmanın kaçınılmaz sonu olarak çatışmalar ortaya çıkıyor. kuşakları birbirinden ayırt etmek için genellikle doğum yılları ve dolayısıyla gençliklerinde onları etkilemiş olan toplumsal olaylar göz önünde bulunduruluyor. Doğal olarak doğum yılı itibarıyla bir kuşakta olup hala bir önceki kuşağın koşullarında büyümüş olanlar da bulunuyor. Kimi zaman tanımlamalar arasında farklar olsa da ortak noktalarına bakıldığında Türkiye’deki dört farklı kuşağı tanımlayabiliriz. Bu kuşaklar, 1945 öncesi doğanlar: Gelenekçiler, 1946- 1964 arası doğanlar: Gelişimciler (Baby Boomers), 1965-1980 arası doğanlar: Arada Kalanlar (X kuşağı), 1981-2003 arasında doğanlar: Diji Y’ler(Y kuşağı).
Gençliğimizde biz anne babalarımızı tutucu olmakla suçlarken, onlar da bizi sorumsuz olmakla itham etmişlerdi. Bugün anne baba olanlarsa çocuklarının aynı suçlamalarıyla karşılaşıyorlar. Her kuşak bir önceki veya sonraki kuşakta kendisine uymayan düşünce ve değerlerle karşılaşıyor ve bu karşılaşmanın kaçınılmaz sonu olarak çatışmalar ortaya çıkıyor.
Evde çocukların ebeveynleri ile yaşadıklarına paralel olarak iş yaşamında da kuşaklar arası çatışmalar yaşanıyor. Değişim hızlandıkça kuşaklar arası zaman da azalıyor. Bugün iş hayatında bir arada çalışan dört kuşaktan bahsedebiliriz. Bu kuşakları birbirinden ayırt etmek için genellikle doğum yılları ve dolayısıyla gençliklerinde onları etkilemiş olan toplumsal olaylar göz önünde bulunduruluyor. Doğal olarak doğum yılı itibarıyla bir kuşakta olup hala bir önceki kuşağın koşullarında büyümüş olanlar da bulunuyor. Kimi zaman tanımlamalar arasında farklar olsa da ortak noktalarına bakıldığında Türkiye’deki dört farklı kuşağı tanımlayabiliriz.
1945 öncesi doğanlar: Gelenekçiler
1945 öncesi doğanların büyüme çağlarını nispeten yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin koşullarında geçirdiklerini söyleyebiliriz. Tüm dünyayı etkisi altına almış olan 1. ve 2. Dünya savaşlarının etkisi ile azlık ve kıtlık dönemlerini yaşamış olan bu kuşak, maddiyat ile ilgili doğal olarak “sakla samanı gelir zamanı” anlayışına sahiptir. İş hayatlarında emir komuta zinciri şeklinde bir yönetim anlayışına sahip olan bu kuşağı en iyi tanımlayan kelime “sadık”. Çalıştıkları kurumlarda hiyerarşik bir düzen tercih eden Gelenekçiler, otoriteye saygıyı ve düzeni benimser. Çalıştıkları kuruma bağlılık hissettikleri gibi genellikle çalışmaya başladıkları kurumda emekli olana kadar kalırlar ve iş hayatında fedakarlık yapılması gerektiğine inanırlar.
1946- 1964 arası doğanlar: Gelişimciler (Baby Boomers)
İngilizce’de Baby Boomers olarak adlandırılmalarının sebebi II. Dünya savaşı sonrasında yaşanan doğum patlamasının oluşturduğu kuşak olmalarındandır. Bu kuşağı tanımlayan en iyi tamlama “olumlu yaklaşım” olabilir. Bir önceki nesilden olan anneleri ve babaları onların geleceklerinin daha iyi olması amacıyla iyi bir eğitim almaları ve/ya bir iş sahibi olmaları için uğraştılar. Dünyayı değiştirebileceklerine inanıyorlardı; 68 kuşağı olarak da tanındılar. Maddi başarı ve sosyal statü onlar için önemli. Uzun çalışma saatlerini ve hafta sonu çalışmayı istediklerine sahip olmanın yolu olarak gördüler.
1965-1980 arası doğanlar: Arada Kalanlar (X kuşağı)
Medyanın da gelişimiyle X kuşağı dünya ile ilgili daha fazla bilgiye sahip oldu. Türkiye’de siyasi ve toplumsal alanda yaşanan bir çok zorlu gelişmenin bir parçası olarak büyüdü. Bu kuşağı tanımlayan kelime “kuşkucu”. Kadınlar iş hayatına daha fazla girdi, bir çoğu boşanmış anne babaların çocuğu oldu. Ebeveynlerinin hayatlarının odak noktasının iş olduğunu ancak bunun sonuçlarının her zaman beklendiği gibi olmadığını gördüler. Kendilerinden bir önceki kuşaktan daha bağımsız bir yaklaşıma sahip oldular. Kendi ayaklarının üzerinde durmayı erken yaşta öğrendiler. Çalıştıkları kuruma bağlılık sergiledikleri gibi aynı zamanda kariyer yapmak öne çıktı.
1981-2003 arasında doğanlar: Diji Y’ler(Y kuşağı)
Kendilerinden önceki nesillerden farklı olarak yokluk ve kıtlık çekmediler. Türkiye’de ekonominin nispeten geliştiği bir dönemde büyüdüler. Sana kuyrukları onların hatırladığı bir şey değil. Çok kanallı televizyonlar, cep telefonları ve internet ile dünyayı parmaklarının ucunda buldular. Bilgisayar, hayatlarına çok erken yaşta girdi. Anne babaları – belki kendi ebeveynlerinden farklı olmak için – onları sürekli yüreklendirerek ve ödüllendirerek büyüttüler. Diğer kuşaklara göre daha bireysel olarak algılanıyorlar. Esnekler ve eğlenmeyi seviyorlar. “Niye” sorusunu sıkça soruyorlar. Son sayıma göre Türkiye nüfusunun % 20’sinden fazlasını oluşturuyorlar. Bir kısmı iş hayatına atıldı, bir kısmı çok yakında dahil olacak.
Bu dört kuşak günümüzde beraber çalışıyorlar. Her biri kendi anlayışını, iş yapma biçimini, isteklerini ve iletişim tarzını beraberlerinde getiriyor. Farklılıklar her zaman beklenildiği gibi sinerji oluşturmayabiliyor. Kuşak çatışması iş dünyasının bugünlerde sıkça konuştuğu bir konu. 2003 yılından sonra doğanlara şimdiden Z kuşağı deniyor. 30 sene öncesinden çok farklı bir dünyaya gözlerini açtılar. Daha iş hayatına girmelerine zaman var ancak Y kuşağı gibi Z kuşağı da beraberinde kendi değerlerini getireceğe benziyor.
Kaynak:
- Lancaster, Lynne C.; Stillman, David (2005), When Generations Collide: Who They Are, Why They Clash, How to Solve The Generational Puzzle At Work , USA: HarperCollins Publisher Inc.

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *