• Zor Müzakereler

    Zor Müzakereler

    “Yüzleşmekte istemediğimiz veya konuştuğumuz takdirde sonucundan memnun kalmayacağımızı düşündüğümüz müzakereler bize zorlayıcı gelir. Aynı konuyu farklı kişilerle müzakere ettiğimizde her seferinde zor olarak tanımlamayız. Aslında bu zorluğun temelinde müzakere sürecinde yapılan hatalar ve hissetiğimiz olumsuz duygular yatar. Müzakere sürecinde yapılan hataları anlamak ve olumsuz duyguları yönetmek için duygusal zekaya dayalı bir süreç oluşturmak gerekir.”

    Devamı
  • Yönetici-Ast Çatışmalarında Doğru Tutumlar

    Çoğunlukla astlarla yaşanan çatışmayı görmezden gelmek gibi bir alışkanlık vardır. Ancak bu yaklaşım özellikle yeni yöneticiler için kolaylıkla geri teper. Çatışmayı kendi haline bırakmak demek kurum içinde sorun yaratacağı gibi iş liderinin geleceğini de tehdit eder. İnsanlar çatışmaya eşlik eden duygularıyla ne yapacaklarını bilmedikleri zaman, ya çatışmayı yok sayarlar ya da çatışmayla yüzleşmekten kaçınırlar. Ancak başarılı iş liderleri karmaşık ve duygusal çatışmalarla yüzleşmeyi ve yönetmeyi zaman içinde öğrenir. Bir kere, çatışmayı duyguların tetiklediğini iyi bilmek gerekir. İkincisi, performans beklentilerini, astların kendilerinden ne beklendiğini onların anlayabilecekleri şekilde açıklamaya özen gösterilmelidir. Üçüncüsü de, yöneticinin astlarını desteklemek ve geliştirmek için sürekli geribildirim vermesi zorunludur.

    Devamı
  • Yatay İlişkilerde Çatışmayı Yönetmek

    Yatay ilişkilerde çatışmayı yönetmenin en nazik tarafı, güç dengeleri ve kurum için politikadır. Bir işin nasıl yapılacağı hakkındaki uzlaşmaz görüş ayrılıklarından kaynaklanan çatışmaları çözmek genellikle zor değildir. Ancak yatay ilişkiler içinde bulunan kişiler arasındaki güç savaşlarından kaynaklanan çatışmalarda kişiler genellikle kariyer hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyorlardır. Bu konularda uyuşmak ise hiç kolay değildir.

    Devamı
  • Yargının Önü ve Arkası

    Yargının Önü ve Arkası

    Önyargı, insanın enerjiyi verimli kullanma ihtiyacından kaynaklanır ancak özellikle kültürel stereotiplere dönüştüğünde farklı kültürler arasındaki iletişimin ve alışverişin önünü tıkayan, alışması zor engeller halini alırlar. Ancak önyargıları farklı ele almak da mümkün. Yargıları etraflıca inceleyelim ve önünde arkasında olup bitenlere yeni bir çerçeveden beraber bakalım.

    Devamı
  • Yapıcı Çatışma

    Çatışmaya yapıcı tepki gösterenler çatışmayı bir şeyleri daha iyi hale getirmek için bir fırsat olarak görürler. Savunucu olanlar ise bir tehdit…

    Devamı
  • Uzlaşmak Neden Zor? Nasıl Kolaylaştırabiliriz?

    Uzlaşmak Neden Zor? Nasıl Kolaylaştırabiliriz?

    Müzakere yönetiminde yetki ve gücü elinde bulunduran yöneticinin gücünü ölçülü bir şekilde kullanması gerekir.Yönetici gücünü ikna etmek yerine razı etmek yolunu seçip kullanırsa bu durum zorlaştırıcı olabilir,çünkü razı etme yolunda karşısındaki kişi bunun acıısını çıkartmak için bir fırsat arar.

    Devamı
  • Tutumların Müzakere Sürecine Etkisi Nedir?

    Tutumların Müzakere Sürecine Etkisi Nedir?

    “Olumlu ya da olumsuz tutumu belirleyen ve besleyen temel unsurlardan biri hangi zihniyet modeline yakın olunduğudur. MIT’li araştırmacılar kısa bir süre önce stresle müzakere arasındaki ilişkiyi inceledi ve büyüleyici bir sonuca ulaştı: Stresin fizyolojik belirtilerinin olduğu bir ortamda müzakereye olumlu tutumla yaklaşanların yaklaşık % 10’u, olumsuz tutumla yaklaşanlardan daha iyi anlaşmalar yaptı ve fırsatları daha net görebildi. Olumlu tutumdakilerin müzakere süreci ve karşı tarafla ilişkileri açısından daha avantajlı oldukları gözlemlendi. Ticari çevredeki müzakere süreçlerini on beş yılı aşkın bir süredir inceleyen Jonathan Sims, olumsuz zihin tutumları ve buna bağlı olarak ortaya konan davranış biçimleri ile ilgili bulgularını “müzakerede başarının ve başarısızlığın ayrılmaz anahtarları” olarak açıklıyor. Sims’e göre, bu uygunsuz zihniyet tutumlarının bir listesi aşağıda:1-Kendini sınırlayanlar (Self-limiting expectations)2-Konfor alanında kalanlar (Comfort seeking) 3-Çok taviz verenler (Attitudes to money) 4-Ataletsizler ( Inertia) 5-Zayıf iradeliler (Lack of self-control) 6-Aşırı hırslılar (Drivers) 7-Güç meraklıları (ego) 8-Kendilerine odaklananlar (Self absorption) Sonuç

    Müzakerenin amacı “”her iki tarafın ihtiyaçlarını tatmin eden ve mutlu oldukları bir anlaşmaya varmak”” olarak görüldüğünde tarafların ikisinin de kazandığı ve fırsatların değerlendirildiği sonuçların alınmasını sağlar. Ancak hedef, “tarafların mutluluğuna bakılmaksızın, masaya koyulanların yüzde 100’ünü almak”” olduğunda, kötü duygular, sert sözler, sömürü ve enkaza dönüşen ilişkiler gözümüzün önünde canlanır. Bir müzakereci olarak yeteneklerinizi keşfetmek güveni geliştirecektir. Müzakereyi, gerginliği gidermek için stratejiler geliştirmek ve onu geride bırakıp kaçmak için değil, sizin için etkili olan olumlu bir kuvvet olarak kucaklayabilirsiniz.”

    Devamı
  • Türkiye’deki e-Öğrenme Uygulama Alanları

    Türkiye’de hayata geçirilen e-öğrenme uygulamalarının kullanım alanlarını dört ana başlık içinde incelemek istiyoruz. Bunlar, Üniversitelerdeki Uygulamalar, Şirketlerdeki Uygulamalar, Kamudaki Uygulamalar ve Bireylere Yönelik Uygulamalar. Her dört alanda da kendine özgü uygulama başlıkları ve uygulama modelleri bulunmaktadır. Söz konusu modeller ve uygulamalar kısaca aşağıdaki maddelerde açıklanmaktadır.

    Devamı
  • Toplumda Doğru İletişimin Yolu: Görgü Kuralları

    Toplumda Doğru İletişimin Yolu: Görgü Kuralları

    Adab-ı muaşeret deyiminin sadece sofra adabı, çatal bıçak kullanımı, davet düzenlemek, dans kuralları, oturup kalkma tarzları olmadığını, bu işi öğretmeye, uygulatmaya gönül koyanlar çok fazla vurgulamadı. Bütün bu saydıklarımız tabii öğrenilmeli ve gerektiği yerlerde uygulanmalı, ama benim “Yaşam Sanatı” adını verdiğim konuda olay, kişinin diğer kişilerle iletişim içinde bulunmasına dayanıyor. Kişileri iyi dinlemek, anladıktan sonra cevap vermek işin başlangıcıdır. Bu ailemiz de olabilir, iş ve özel arkadaşımız da, sosyal hayatta yepyeni karşılaştığımız kişiler de…Selamlaşma şekilleri ve sözleri çok önemlidir: örneğin büyükler küçüklere, “merhaba nasılsınız?”diyerek söze başlayabilir, küçükler büyüklere böyle hitap ederek söze girmemelidir.

    Devamı
  • The New York Times’in Hikayesi

    2003 yılının Mayıs ayında medya dünyasına bomba gibi bir haber düştü. 107 yıllık tarihiyle ABD’nin ve dünyanın da en saygın yayın organlarından The New York Times’ın genç ve parlak muhabirlerinden birinin oturduğu yerden haber uydurduğu ve bu haberlerin gazetenin manşetlerinde yer aldığı ortaya çıktı. Haziran ayının ilk haftasında, gazete daha bir yıl önce 7 Pulitzer Ödülü ile taçlanmışken, anlı şanlı yazı işleri ve genel yayın müdürleri H. Raines görevini bırakmak zorunda kaldı. Bu olaydan sonra liderlik konusundaki çalışmalarıyla tanınan Warren Bennis konuyu inceleyen bir yazı yazdı. Biz de kurum kültürüyle ilişkisi nedeniyle bu yazıyı özetledik.

    Devamı
  • Sosyal Medya ve Kariyer İlişkisi

    Sosyal Medya ve Kariyer İlişkisi

    Kariyer yaşantımızda bize hız kazandırıyor gibi görünse de yönetemememiz durumunda bizi rakiplerimizden çok geriye taşıyacak olan sosyal medyada başarılı olmanın en büyük sırrı, hedeflerimiz doğrultusunda oluşturduğumuz sosyal medya stratejisine göre içerik üretmek.

    Devamı
  • Sosyal Medya Kazaları

    Geçmişten gelen “Söz gümüşse sukut altındır” sözü, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle daha büyük önem kazanmaya başladı. Her ne kadar söylediğiniz sözün etkisi, sizi “sevenlerin(like)” ve/veya “takip edenlerin(follow)” sayısı ile ilgili olsa da, aklınıza gelenleri düşünmeden paylaşmanız tamir edilmesi güç kazalara neden oluyor. Diğer taraftan, kurumunuz sosyal medya kazasına maruz kalıyor ve mutsuz müşteri, sosyal medya sayesinde milyonlarca kişiye ulaştırarak yıllarca kurmaya çalıştığınız itibarınızı zedeleyebiliyor. İş yerinde sıkıldığınız bir günde, yöneticiniz ile ilgili arkadaşınızla yaptığınız sohbet sırasında, söylediklerinizin yöneticiye ulaşması, “ufak sıyrık” olarak nitelendirilirken, bu sıkıntınızı facebook hesabınızda “sevenlerinizle” paylaşmanız iş hayatınızı “pert” edebiliyor. Sosyal medyaya biraz ilgi duyan, birkaç sitede profili olan hemen herkes, ilgi duyduğu sivil toplum örgütlerini takip eder. Çünkü, kişiler hiçbir maddi karşılığı olmadan bir “tıkla”, büyük sorunların çözülmesi için oturduğu yerden “bir şey” yapıyor olmanın huzurunu yaşar. Bu nedenle kurumların bilmesi gereken: her mutsuz müşteri sosyal medyada patlamaya hazır bir bomba gibidir.

    Devamı
  • Siz Duygusal Okuryazar mısınız?

    Siz Duygusal Okuryazar mısınız?

    Duygusal okuryazar olmak, kendimize yapacağımız en faydalı yatırımdır. Bir kere öğrendiğinde insan bu beceriden bütün hayatı boyunca yararlanır. Bunu öğrenemeyenler ise aynı kısır döngünün içinde yok olur giderler. Ne arkadaşları kalır çevrelerinde ne de işlerinde başarılı olurlar. Kimse bulunduğu ortama zehir saçanlarla birlikte olmak istemez. Olumsuz duygulara kapılmak kadar doğal birşey yoktur. Önemli olan bu duyguların yıkıcı olmasına müsaade etmemektir, olumsuz duyguların etkisiyle “acılaşmak” ya da “kurban” rolüne bürünmek yerine, duygularımızla tanışık ve barışık olup onları yönetmesini öğrenmektir.

    Devamı
  • Şimdi Ne Olacak?

    Bugünlerde herkesin birbirine en çok sorduğu: “Bundan sonra ne olur?”  “Kriz bize nasıl yansır?” “İşsizlik çoğalır mı?” gibi sorulardır. Bundan sonra nelerin olacağı, sadece ülkemizde değil galiba dünyada hemen herkesin merak konusudur. Krizin bize yansıması ne olacak? Faizler ne olacak? Dolar ne olacak? Enflasyon ne olacak? İşsizlik artacak mı? İnsanoğlunun en önemli savaşı yaşam savaşıdır. Yaşam savaşı tüm canlıların temel içgüdüsüdür: Yabancıların “survival” dedikleri bu içgüdüye, diğer canlılardan farklı olarak insanlarda rastladığımız bir ek de “gelecek” endişesi taşımamızdır. Öyleyse, sadece kriz zamanında değil, genelde temel soru: “Gelecek nasıl olacak ?” sorusudur. Kısacası, olayların bundan sonra nasıl gelişeceğini merak ediyorsanız, bu ülkenin ‘deneyimli’ (ya da kazazede) yurttaşları olarak özellikle yakın geçmişte yaşananlardan yeterli referans noktaları bulmak mümkündür. Kanımca ekonomik krizler, ne büyüklükte olursa olsun, sosyal krizlere dönüşmediği sürece çözümlenebilir. Yönetimde bulunanların temel sorumluluğu da buradadır.Kavramsal toplumlar eğitim düzeyi daha gelişmiş, birikimleriyle, olayları önceden değerlendirebilen, yönlendirebilen toplumlar olarak tanımlanır. Kavramsal toplumlarda, yukarıdakinin tersine, toplumun kendisi olaylara yön verebilir. Bu toplumlarda insana ve eğitimine, araştırmaya önem verilir. Bizde ise “kavramsal” bir toplum olmaktan çok “yaşamsal” bir toplumun belirtileri sürmekte. Toplumsal dayanışmanın var olduğuna, bu nedenle özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yaratılan dayanışma, yardımlaşma ile krizlerin derin çatışmalara dönüşmeksizin önlenebildiği toplumsal değerlerin varlığına inanmaktayım.

    Devamı
  • Ruh Sağlığı Açısından Başarılı İşyerlerinin On Özelliği

    Ruh Sağlığı Açısından Başarılı İşyerlerinin On Özelliği

    Normal iş temposuna sahip bir yetişkin yılda 1900 saatini iş yerinde geçirmektedir. Bu durumda, işyerinde ruh sağlığı dikkate alınması gereken, önemli bir konudur. Sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturup, çalışanlarının ruh sağlığını yukarıda tutmak iş verenin öncelikli görevlerindedir. Ruh sağlığını ve mutluluğu etkileyen faktörler: psikolojik destek, kurum kültürü, şeffaf liderlik ve beklentiler, nezaket ve saygı, büyümek ve gelişmek, takdir etmek, ise dahil olmak, iş yükü yönetimi ve dengedir. Bu açılardan olumlu yaklaşımlarda bulunan iş verenin çalışanları mutlu, kurumu da başarılı olur.

    Devamı
  • Rakip miyiz, Ortak mı?

    Çatışmada tek bir kişinin bile ısrarla probleme odaklanması ve tarafları elbirliğiyle bir çözüm üretmeye davet etmesi büyük fark yaratır. Bu kişi siz de olabilirsiniz ve çatışmanın yönünü belirleyebilirsiniz. O halde önce kendinizi bunun olabileceğine inandırın. Eğer özel olarak dikkat etmezsek, nasıl tartıştığımızı fark etmeyiz bile. Çoğu zaman kendimizi zor durumlarda yay gibi gergin buluruz. Yıllar içinde kazanmış olduğumuz alışkanlıklar buna neden olur. İlişkilerimizi zorlayan çatışma durumları, çevremizden kopmamıza, ayrı düşmememize neden olur. En etkili galip-galip manevrası, çözümleri tartışmak yerine çatışmanın arkasında yatan ihtiyaçları konuşmaya başlamaktır.Herkesin ihtiyaçlarına odaklanmak demek, farklı ihtiyaçları reddetmek yerine onların varlığını kabul etmek ve onlara uygun çözümler üretmek demektir. Her çözüm portakalı paylaşmak kadar kolay ve basit olmaz tabii, ancak elde edilen sonuç insanlarda kesinlikle farklı duygular yaratır.

    Devamı
  • Önyargılara Yöntemsel Bir Yaklaşım

    Önyargılara Yöntemsel Bir Yaklaşım

    Önyargılardan arınmak (debiasing) konusundaki gayretler yapılandırılmış bir sürece ihtiyaç duyar. Bu süreci hangi adımlarla yöneteceğini bilmek kişiye gelişimini kıyaslama ve farklı stratejileri keşfetme imkanı verir. Bu yazıda; önyargıları yönetmek konusunda yaşadığınız zorlukları yeni bir bakış açısıyla ele alacak, önyargıları aşmanın yollarını ve uygulayabileceğiniz yöntemleri keşfe çıkacaksınız.

    Devamı
  • Öğretmen Gelişimi ve Geri Bildirim

    Gelişimin en önemli yapı taşlarından biri geri bildirimdir. Öğretmenlerin sistematik geri bildirim aldıklarında diğer insanlara göre işlerini daha iyi yaptıkları bilinir. Öğretmenlerin nesillerin ve toplumun gelişmesi için büyük katkıları vardır. Bu makalede geri bildirimin öneminin yanı sıra bireye ve topluma getirilerinden bahsedilmiştir. Öğretmenlerin kendilerini meslektaş geri bildirimleri ile geliştirdikleri “öğretmen geri bildirimi” sisteminin sonucunda öğrencilerin de doğrudan iyi yönde etkilenecek olmaları beklenir. Sistemin hayata geçirildiği zaman öğrencilerin potansiyellerini ortaya çıkarabilmelerini, başarılı bir kariyer için doğru planlamada bulunmalarını sağlamak kolaylaşır.

    Devamı
  • Öğrenmeyle Yüzleşmek İçin: Bu Tersine Dünyada, Tersine Eğitim

    21. yüzyılda tersine çevrilmemiş tek bir şey kaldı mı? Hayatın çoğu noktasındaki akış ve düzen tersine giderken eğitim hala dümdüz mü? Yazara göre dümdüz eğitim, eğitimcinin daha çok aktif olduğu, katılımcıların daha çok geri planda kaldığı eğitimlerdir. Bu eğitimlerde interaktiflik olması amacıyla sorular sorulur fakat katılımcılar tüm benlikleriyle eğitimin içinde olmadıkları için tam anlamıyla bir interaktiflik gerçekleşemez. Eğitimlerin de ters yüz hale gelmesi için eğitimcinin katılımcıları daha çok aktif ve canlı tutması beklenir. Katılımcıların eğitime eğitimci katar emek vermesi, birtakım katkılarda bulunması gerekir. Bu makaleyi okurken ters yüz eğitimin eğitime, katılımcılara ve eğitmene kazandırdığı maddeleri bulabilirsiniz.

    Devamı
  • Netiket

    Netiket

    Günlük yaşantıda olan her şeyi bulduğumuz sanal dünyanın da kendine ait görgü kuralları olması doğal bir sonuç. Fransızca görgü kuralları anlamına gelen “Etiquette” kelimesi, ile internetin “net”ini alıp Netiket (netiquette) kelimesi oluşturuyor. Netiket sanal dünyada sosyal yaşamın bir parçası olmak için uyulması gereken ve gün geçtikçe gelişen görgü kurallarını tanımlıyor. nternet’te çoğu kişi gerçek kimliğini gizler. Hiç tanımadığınız, bilmediğiniz insanlarla iletişim kurarsınız. Arada mesafeler vardır, o kişiyle bir daha karşılaşmanız söz konusu olmayabilir. İnternet Görgü kuralları anlamına gelen “Netiket”, zamanla oluşmuş ancak büyük çoğunluk tarafından kabul görmüştür. Elektronik iletişim yasası A.B.D’de 1986 yılında yürürlüğe girmiştir. Ancak o günden beri sürekli değişen, özel hayatla giriftleşen ve farklılaşan sanal dünyanın görgü kuralları her geçen gün gelişmektedir.

    Devamı