Yapay zekâya dair tutumlarımız neden bu kadar farklı? YZ’ye duyulan güvenin yalnızca teknolojiyle değil;kültür, ekonomi ve kişilik özellikleriyle nasıl şekillendiği konunun önemli çalışma alanları arasında yer alıyor. Bu yazı; toplumsal veriler ve psikoloji temelli bulgular üzerinden, yapay zekâyı benimseme, kullanma ve ondan değer üretme biçimlerindeki görünmez farkları keşfe çağırıyor.
Dünya genelinde yapay zekâ (YZ) araçlarını benimseme oranı oldukça yüksektir. Melbourne Üniversitesi ve KPMG’nin ortak raporuna göre 3 kişiden 2’si (%66) YZ uygulamalarından gerek eğitim ve iş, gerekse de kişisel ihtiyaçları için düzenli olarak yararlanmaktadır. İnsanlar %38 oranında YZ araçlarını günlük ve/veya haftalık sıklıkta kullanımlarına dâhil ettiklerini belirtmiştir.[i]
YZ teknolojilerine güven ve duygusal tepkiler
YZ ile kişisel bilgilerini paylaşma ve sistemin üzerinde çalışmasına izin vermedeki isteklilik, YZ ile kurulan güven ilişkisini göstermektedir. Ortalama olarak insanların %58’inin YZ araçlarını güvenilir buldukları bilinmektedir.1 Bununla birlikte, güven iki farklı yönden ele alınabilir: İlki, YZ sistemlerinin doğru ve güvenilir bilgiyi aktarmayı içeren teknik altyapısı, diğeri ise etik yaklaşımı ve güvenlik algısıdır. %65’lik bir kesim YZ sistemlerinin teknik yeterliliği, güvenilir ve doğru bilgiyi sunma kapasitesi ve işlerinde yardımcı olabilecek hizmetleri sağlamasıyla ilişkili olumlu bir inanca sahipken; %52 oranında insanlar, YZ teknolojilerinin güvenliği, insanlar üzerinde kurduğu hâkimiyeti ve gizlilik haklarının korunması gibi etik konularında şüpheci yaklaşmaktadır.[1]
Gelişmiş ekonomilerde YZ’ye duyulan güven ve teknoloji uygulamalarını kabulleniş düzeyi görece düşük oranlarda seyretmektedir. Bu ekonomilerde yaşayan 5 kişiden yalnızca 2’si YZ teknolojilerine ve sağladığı veriye güvenip bilgilerini paylaşmaya istekli davranırken, gelişmekte olan ekonomiler YZ sistemlerini daha güvenilir bulmaktadır ve daha fazla benimseme eğilimindedir.1 Türkiye’de durum gelişmekte olan ülkelerin sergilediği örüntüyle uyumludur. Ortalama olarak insanların %76’sı YZ sistemlerini güvenilir bulmaktadır. Ancak genel tabloya benzer şekilde teknik beceriye olan güvenilirlik yaklaşık %82 ile görece daha yüksekken, kişisel veri paylaşımı ve etik kullanımı açısından bu güven %72 civarındadır.1

YZ uygulamalarına karşı insanların besledikleri duygular çeşitlilik barındırmaktadır. Çoğunluk iyimser ve heyecanlı bir tutum sergilerken bazıları YZ karşısında endişelidir. Bu durum insanların ortak bir görüşte olmadıklarını ve duygusal olarak kararsız kaldıklarını göstermektedir. Gelişmekte olan ekonomiler YZ uygulamalarına karşı daha olumlu duygular beslemekte ve %74–82’lik kesiminde iyimserlik ve heyecan duyguları ağır basmaktadır. Diğer yandan sadece %56’lık kesim endişeye ilişkin duygularını ifade etmektedir. Ancak, gelişmiş ülkelerde olumlu duygulara sahip olanların gelişmekte olanlara kıyasla görece daha geride kaldığı ve olumsuz duygunun daha baskın olduğu görülmekte; buna göre YZ karşısında heyecan duyanların oranı %51 iken, bu oran iyimserlik için %61 ve endişe için %64 seviyelerinde seyretmektedir.1
YZ destekli değer yaratma
YZ ve özellikle üretken yapay zekânın (GenYZ) son hız hayatımıza girmesi hem kişisel yaşamımızda, hem de iş yaşamında dönüşüme gidilmesini gerektirmiştir. Deloitte’un küresel işletmelerde YZ durumu raporuna göre, küresel iş liderlerinin %94’ü YZ’nin başarılı performans için kritik öneme sahip olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle birçok kurum yapay zekâyı süreç otomasyonuna dâhil ederek odağını fark yaratan sonuçlar elde etmeye, çalışanlarını yetkinleştirmeye ve fırsatları en üst düzeyde deneyimlemeye çevirmiştir.[2]
Çalışan deneyimi açısından YZ alanındaki gelişmeler, çalışanların bilgiye ulaşmada, kullanmada ve bu bilgiyle öngörü geliştirerek hızlı ve kapsayıcı sonuçlar elde etme becerilerinde yaşanan dönüşümü ifade eder. Finansal analistler, yazılımcılar ya da müşteri hizmetleri YZ alanında yaşanan gelişmelerden büyük ölçüde etkilenen meslek gruplarına örnek verilebilir. YZ’ye iş ortamında yer veren CEO’ların %84’ü, çalışan verimini artıracağı görüşündedir. Bu görüşü destekleyen araştırmalar YZ’ye yer veren meslek gruplarında çalışanların iş veriminin 4.8 kat arttığını göstermiştir.3 Yalnız söz konusu verim, işlerin sadece daha kısa zamanda yapılacağı anlamına gelmemekte; kurum içinde değer yaratmak için YZ destekli yolların keşfedilebileceğini ve sonucunda kurumların önümüzdeki yıllarda değer yaratma ve sunma yöntemlerinde yenilikler yaşayacağını işaret etmektedir.3
YZ’ye yüksek düzeyde maruz kalan mesleklerde istihdam artışı devam etmekte; ancak bu artış, diğer mesleklere kıyasla ortalama %27 daha yavaş gerçekleşmektedir. Ayrıca, YZ’nin yer aldığı meslek gruplarında %25 daha fazla beceri değişimi yaşanmaktadır.3 Bu durum çalışanlar için yarışta geride kalmamak adına gerekli beceri gelişiminin önemine dikkat çekmiştir. Yapay zekâyı kullanma becerisini geliştiren çalışanlar, kendi işlerini yürütme biçiminde yaşanacak değişimlerin öncüsü haline gelebilir ve ortaya çıkan yeni fırsatları değerlendirebilir.3
YZ’nin hızla dönüştürdüğü meslek gruplarında, çalışanların mevcut becerilerinin güncelliği giderek daha kısa ömürlü hale gelmektedir. Bu noktada, YZ çağında beceri geliştirmeyi ve yeni kazanımlar edinmeyi etkileyen kritik bir unsur da kişinin bu sürece yaklaşımını ve motivasyonunu şekillendiren kişilik özellikleridir.

Kişilik perspektifinden YZ karşısındaki tutum
Günümüz dijital çağında bireylerin teknolojiye karşı tutumları, günlük yaşamlarında bu teknolojileri ne kadar kabullendiklerini ve bunlardan ne ölçüde yararlandıklarını önemli ölçüde belirler. Bu açıdan, kişilik özellikleri insanların YZ karşısındaki tutum ve eğilimlerini öngörme potansiyeline sahiptir. Çünkü kişilik, bireyin belli durumlarda neden ve nasıl düşündüğü, hissettiği ve davrandığı konusunda bilgi veren ve çevresini gözlerken sistematik olarak yararlandığı bir mercek işlevi görür.4 Beş Faktör Kuramı çerçevesinde kişilik özelliklerinin yapay zekâ tutumlarını nasıl şekillendirdiğini inceleyen Park ve Woo’nun çalışması4, her bir kişilik boyutuna ilişkin bulguları şu şekilde özetlemektedir:
Açıklık: Açıklığı yüksek olan bireylerin, yeni teknolojiye karşı kabullenici ve olumlu bir tutuma sahip olmaları beklenebilir. Çünkü bu bireyler, yeni bilgi, etkinlik ve deneyim arayışına girme eğilimindedir. Kendilerine tanıdık gelmese de, farklı ve yeni teknolojik araçları kullanmaya isteklidirler. Açıklık düzeyi yüksek bireylerde YZ kullanımına yönelik olumlu tutumun, geçmiş teknoloji deneyimleriyle pekişmesi de mümkündür. Daha önce YZ uygulamalarını ya da bilgi teknolojilerini kullanmak, bu bireylerin yaratıcılıklarını destekleyen yeni araçlara yönelme isteğini artırabilir.4
Duygusal denge: Duygusal dengesi düşük bireyler tehdit ve ceza konusunda hassastır. Bu kişiler stres verici bir uyaran karşısında geri çekilme davranışı gösterebilir, değişiklik karşısında dirençli kalabilir ve kabullenici bir tutum sergilemeyebilir. Bu durum onların yeni teknoloji ile olan deneyimlerinde, YZ ile olan iletişimlerini bir tehdit unsuru olarak algılama ve stresli hissetme ihtimallerini yükseltir. Bununla birlikte yapılan bir çalışma, duygusal dengesi düşük bireylerin YZ karşısında her zaman olumsuz bir tutum sergilemeyebileceğini de göstermiştir. Bu bireylerin, YZ’nin sosyal ilişki becerisini olumlu değerlendirdiği görülmüştür. Bu kişiler YZ’nin fonksiyonelliğine tam inanmasalar dahi onu sıcak ya da samimi gördüklerini, ilişki ihtiyaçlarını ve aidiyet hissini tatmin ettiğini belirtmişlerdir.4
Dışa dönüklük: Dışa dönüklüğü yüksek bireyler kişilerarası ilişkilerin ödüllendirici ve olumlu etkisinden dolayı sosyal etkileşimlerine değer vermektedir. Sosyal robotlar karşısındaki duygusal tepkileri genel anlamda olumludur. Ancak bazı dışadönük bireylerin teknoloji aracılığıyla iletişime geçmektense yüz yüze etkileşimleri tercih ettiği görülmektedir. Ayrıca, dışa dönük kişiler YZ’nin fonksiyonelliğini olumsuz değerlendirmektedir. Bu durum ödül duyarlılıkları ile ilişki görülmekte, insan performansına kıyasla problem çözme gibi becerilerde üstün gelen YZ teknolojisini olumsuz algılayabildiklerini düşündürmektedir.4
Uzlaşabilirlik: Uzlaşabilirliği yüksek bireyler olumlu ilişkilerini sürdürmeye gayret ederler, anlaşmazlıkları yapıcı bir şekilde çözümlemeye yatkındırlar. Ayrıca diğer bireylerle prososyal ilişkiler kurup sürdürme ve de başkalarının fikirlerine uyum gösterme eğilimindedirler. Teknolojinin işbirliğini desteklediği durumlarda uzlaşabilirliği yüksek bireyler teknolojinin kullanışlılığını içselleştirebilir ve deneyimleme içerisine girebilirler. Yapılan çalışmada uzlaşabilirliği yüksek bireyler YZ teknolojisi karşısında hem sosyal hem de fonksiyonel açıdan olumlu tutum sergilemektedir. Çalışma, bu bireylerin herhangi olumsuz duyguyu tetikleyecek bir olay karşısında yapıcı bir çözümle yaklaşmaya ve ilişkiyi sürdürmeye motive oldukları için, YZ ile etkileşimde belirsizlik veya anlaşmazlık yaşanması durumunda olumlu tutumlarını sürdürmek için fazladan çaba gösterebileceklerini ortaya koymaktadır. 4
Sorumluluk: Çalışmada sorumluluk özelliği, başarı ihtiyacı ile ilişkili ele alınmıştır. Sorumluluk boyutu yüksek bireyler işte kendi yetkinliklerini gösterebilecekleri fırsatlara oldukça duyarlıdırlar. Buna göre; araştırma sonuçları bu boyutta yüksek düzeyde olan bireylerin YZ teknolojisini işteki performanslarında daha iyi sonuçlar elde etmelerine yardım eden fonksiyonel bir destek olarak gördükleri için yetkinlik ve verimlilikte artış durumunda YZ teknolojilerine karşı olumlu bir tutum gelişebileceğini göstermiştir. Ancak, olumlu ilişki YZ’nin sosyal yönü için geçerli değildir. Ayrıca YZ teknolojilerinin ucu açık ve yapılandırılmamış doğası kurallara bağlılık ve plana göre hareket etme konusunda hassas olan bireylerde olumsuz YZ deneyimleriyle ilişkilendirilebilir.4

Sonuç
YZ, iş hayatında pek çok meslek grubunda kritik görevler üstlenerek etkisini hızla artırmaya devam etmektedir. Çalışanların YZ çağına uygun beceriler geliştirmesi ve YZ araçlarını kullanmayı öğrenmeleri yüksek önem arz etmektedir. Genel anlamda YZ’nın teknik bilgisine olan güven, gizlililik ve etik konusundaki güvene göre daha yüksektir. YZ’ya karşı tutum, yaşanan coğrafyanın, ve kültürün etkisiyle şekillenebildiği gibi kişilik de önemli bir belirleyicidir. Her bir kişilik boyutunun kendine özgü özellikleriyle uyumlu şekilde, YZ’nin hem sosyal hem de fonksiyonel perspektiflerden değerlendirildiği görülmektedir. Bu da YZ kullanım alışkanlıklarını önemli ölçüde çeşitlendirmektedir.
Kaynakça:
- Gillespie N, Lockey S, Ward T, Macdade A, Hassed G. Trust, attitudes and use of artificial intelligence: A global study 2025. Melbourne (Vic): University of Melbourne & KPMG International; 2025. doi:10.26188/28822919.
- Deloitte. State of AI in the Enterprise, 5th Edition. New York (NY): Deloitte Consulting LLP; 2022. Available from: https://www.deloitte.com/uk/en/Industries/technology/research/state-of-aiin-the-enterprise-5th-edition.html.
- PwC. AI Jobs Barometer 2024: How will AI affect jobs, skills, wages, and productivity? London: PwC; 2024. Available from: https://www.pwc.de/de/workforce-transformation/pwc-ai-jobs-barometer-2024.pdf.
- Park J, Woo SE. Who likes artificial intelligence? Personality predictors of attitudes toward artificial intelligence. J Psychol. 2022;156(1):68–94. doi:10.1080/00223980.2021.2012109.
