Gelişen teknolojiyle bilgiye ulaşmanın çok kolay hale geldiği günümüzde, yeniliklerin sayısı kaçınılmaz olarak artmaktadır. Eğitim alanındaki bilimsel temeli olan yeniliklerden biri de “ters yüz öğrenme”dir. Eğitimde kullanılan teknolojilerle tekrar gündeme gelen bu yöntemde amaç, çalışılacak konuların bireysel öğrenmeye uygun olan kısımlarına, katılımcıların istedikleri yer ve zamanda erişebilmeleri ve ileriye yönelik olarak zihinlerini hazırlayabilmeleri için fırsat sunmaktır.
Gelişen teknolojiyle bilgiye ulaşmanın çok kolay hale geldiği günümüzde, yeniliklerin sayısı kaçınılmaz olarak artmaktadır. Eğitim alanındaki bilimsel temeli olan yeniliklerden biri de “ters yüz öğrenme”dir. Eğitimde kullanılan teknolojilerle tekrar gündeme gelen bu yöntemde amaç, çalışılacak konuların bireysel öğrenmeye uygun olan kısımlarına, katılımcıların istedikleri yer ve zamanda erişebilmeleri ve ileriye yönelik olarak zihinlerini hazırlayabilmeleri için fırsat sunmaktır.
2000 yılında Lage, Platt ve Treglia “Sınıfı Ters Yüz Etmek: Kapsayıcı Öğrenme Ortamı Oluşturma Yöntemi” (Inverting the Classroom: A Gateway to Creating an Inclusive Learning Environment) adlı makaleyi yayınlamıştır1. Böylece sınıf dışının etkinliği gözler önüne serilmiştir. 2011 yılında Wisconsin-Madison Üniversitesi, “Güçlendirilmiş Eğitim için İşbirliği” (Collaboratory for Enhanced Learning) programında ters yüz öğrenme ve harmanlanmış öğrenmeye odaklanmıştır2.
WisCEL’de* kullanılan ve temelini pedagojiden alan yaklaşım günümüzde öne çıkan, teknolojiye dayalı öğrenme ve deneyimleme olanaklarını kullanır. Söz konusu eğitimin planlanması öğreneni merkeze alır ve ona öğrenmeyi kendi özellikleri ile birleştirme imkanını verir. Ters yüz öğrenme yönteminin dört temel ilkesi vardır:
- Kendine güven,
- Kendi hızını ve yöntemini bul,
- Bağımsızlaşmak için geçerli öğrenme araçlarını tanı,
- Yaşam boyu öğrenmeye açık ol.
Kendine güvenmek bilgileri toplama, yorumlama ve birleştirme becerisini kazanarak geliştirilen bir yetkinliktir. Kendi hızında ve yönteminde öğrenme; kişinin bireysel özelliklerini zihinsel faaliyetleri ve kişilik özellikleri açısından tanımasını ve kendine uygun yöntemi seçmesini gerektirir. Bağımsızlaşmak zaman ve mekanda sınırsızlık getirecek şekilde, öğrenme ile bağlarını çok sağlam kurmakla mümkün olur ve yeterlilik kazandırır. Yaşam boyu öğrenme ise öğrenme konusunda temel bir zihin haritası değişikliğidir. Çünkü deneye dayalı bilgi süratle artmakta ve yenilenmektedir. Dünya gerçeklerinin dışına düşmeden yaşamak için değişim ve yeniliğin izleyicisi olmak ve hatta inovasyonun bir parçası olarak yaşamak gerekmektedir.
Eğitimle ilgili çok kişinin Türkçe sitesinin de aktifleşmesi ile tanıdığı Salman Khan ilk çalışmalarına 2004 yılında başlamıştır. Kuzeninin zorlandığı derslerde ona yardımcı olmak için yöntem arayan Khan, ders tekrarı yapabilmesi için öğrenilmesi beklenen konuların video kayıtlarını yapmıştır. Birebir öğrenmenin güçlü bir aracı olarak kullandığı videolar, ters yüz öğrenme stratejisinin kaçınılmaz bir parçası haline gelmiştir3. Kar amaçlı bir girişim olmayan Khan Akademi 2006 yılında ücretsiz “dünya sınıfı” eğitimlerini hizmete sunmuştur. 2013 yılında her ay 10 milyon öğrencinin yararlandığı videoların 440 milyon kere izlendiği bildirilmiştir.
Artan Sorumluluklar
Pragmatist açıdan bakıldığında öğrenme konusunda üç temel sorun vardır. Bunlar; istek uyandırmak, hız kazandırmak ve istenen davranışın oluşmasını sağlamaktır. Ters yüz öğrenme yöntemiyle tüm yöntemlerin birleştirildiği yeni bir anlayış geliştirilmiş ve güçlendirilmiş bir öğrenme metodu oluşturulmuştur.
Bugün üzerine düşündüğümüz ters yüz öğrenmenin dayandığı ilkeler, “derse katılmadan önce evde öğren”, sonra “okulda uygula” ve daha sonra da “pekiştir”dir. Bu yöntem 1970’lere kadar, tüm klasik eğitim kitaplarında yeri olan ve üzerinde ısrarla durulan bir uygulamadır. Buna göre öğrencinin bir sonraki derste hangi konu ele alınacaksa okuyup hazırlanması, öğretmenin soracağı sorulara cevap verecek bilgileri edinmesi gerekir. Öğrencinin “tahtaya kalkıp” dersi anlatması ve böylece bazen sözlü notu yerine geçen “not” alması, bu yıllarda eğitim görenler için sıradan uygulamalardır. Tüm bu uygulamalar öğrenmenin sorumluluğunu öğrenene yükler. Özel okulların yaygınlaşması ve velilerin “müşteri” olarak görülmeye başlanmasıyla, öğretmenler öğretme fonksiyonları açısından, öğrenciler tarafından puanlanmaya başlanmıştır. Bu puanlar öğretmenlerin performans göstergelerinde kendi yerlerini görmesi için ölçüt olmuştur. Böylece öğrenenler tarafından seçilen ve seçilmeyen öğretmenler ortaya çıkmış, bütün bu uygulamalar öğrenme sorumluluğu açısından öğrenciyi “edilgen” duruma getiren ve öğrencinin öğrenme açısından sorumluluk alması yerine, tüm sorumluluğu öğretene yükleyen bir anlayış doğurmuştur.
Eğitim alanındaki gelişmeler otuz yıl öncesine kadar uygulanan klasik yönteme dönüş olduğunu göstermektedir. Bugün çok yeni bir söylem olarak, öğrenmenin sorumluluğunun öğrenende olduğu anlayışına geri dönülmüştür. Ancak günümüzde teknolojinin getirdiği imkanlar daha etkin uygulamalar yapmaya olanak verir ve öğretmene farklı sorumluluklar yükler. Ters yüz öğrenme ilkelerini tanımlayan esnek öğrenme ortamı, sınıfta öğrenme kültürü ve amaca uygun içerik profesyonel bir eğiticinin farklı niteliklerle donanmasını zorunlu kılmaktadır. Öğrenme eve, deneyim de eğitim ortamına taşınınca, “öğretenin” sorumlulukları azalmak yerine artar.
Öğretmenin sadece konuyu iyi bilmenin ötesine geçmesi; tek metne değil, çoklu kaynağa hakim olması ve ön eğitim malzemesi hazırlaması, eğitim sırasında koç eğitmen olması beklenir. Bu yöntemi uygulayacak öğretmenin en öne çıkan yetkinliğinin de katılımcının kişisel özelliklerini tanımak ve sınıf içi bilgi akışını yönetmek olduğu düşünülmektedir. Öğretmenin eğitim öncesinde tüm hazırlıklarını yapması ve seminer boyunca katılımcıların bireysel özelliklerini izleyerek onların taleplerine uyumlu bir yönlendirme sağlayacak dinamik bir ortam sunması gerekir. Bu yolla kazanılacak bilgi çok daha kalıcı olacak ve kurum kaynakları etkin biçimde kullanılacaktır.
Sokrates’ten bu yana diyalektik akıl yürütme, zihinde soru oluşturma ve cevap aratma yöntemiyle bilgiye ulaşmayı ve böylece iyiyi ve güzeli bulmayı hedefler. Günümüzde öne çıkan eğitim anlayışında koçluk yöntemi, eğitmenin yol göstericiliği ve etkileşimi kişiselleştirmesiyle bu yaklaşımı çok daha ileriye taşımayı hedeflemektedir.
Esnek Öğrenme Ortamı
Bilginin sınıf dışında, ödevin sınıf içinde olduğu ters yüz öğrenme yönteminde, sınıfta öğrenme kültürünü oluşturma ve esnek öğrenme birbirini besler. Esnek öğrenme ortamı olarak tanımlanan, lisede kimya dersini kimya laboratuvarında, üniversitede iletişim dersini iletişim laboratuvarında yapmak gibi, ortamın farklılaştırılması ve hareketlenmesidir. Diğer taraftan bu uygulamalar öğrenciye, konuya uygun olan yer, zaman ve formatta hazırlanma özgürlüğünü vermektedir.

Konuya açıklık getirmek için Baltaş Grubu’nun kurum çalışanları için hazırladığı “Kazanmak Yetmez Semineri”ni örnek verelim. Bu anlayışla yaptığımız uygulama, katılımcıya arabuluculuğun ilkelerini kuramsal ve kavramsal olarak öğretmekle kalmaz. Aynı zamanda katılımcının “Kırgın olduğum bir iş arkadaşımla ilişkimizi, ara bulunmasını sağlayacak şekilde, yönetmek konusunda deneyime ihtiyacım var” demesine imkan vermektedir. Bu programda katılımcılar içeriğe uygun fizik ortam seçme ve klasik eğitim akışını bölme özgürlüğüne sahiptir. Bunun gibi bir eğitimi düzenleyecek olan eğitim kurumunun katılımcı taleplerine uygun farklı senaryoları olmalıdır. Eğitim kurumunun katılımcıya yol gösterecek ve eğitmenine kolaylaştırıcı öneriler sunacak Ar-Ge yapılanmasının olması gerekir.
“Öğrenme kültürünün sınıf içinde oluşturulması” ifadesiyle kastedilen, katılımcının kişisel yaşantıları samimi paylaşımıyla eğitim ortamına taşımasıdır. Katılımcının olumlu olan deneyimleri kadar olumsuz olanları da dile getirmesi, ayrıntılı çözümleme ve öğrenme ortamındakilerin de katkısı ve katılımıyla uygun alternatifleri bulma konularında ciddi bir fırsattır. Bu uygulamalar sunduğu zengin örneklerle yaşantının bilgi ile harmanlanmasını sağlar ve böylece katılımcıların zihinlerinde yepyeni kapılar açar.
Sonuç
Eğitim alanında zaman zaman yeniliklerden söz edilir. Bu yeniliklerin çoğu “heves” olmaktan öteye geçmez. Gerek ters yüz, gerekse koçluk temeline dayalı uygulamaların bir heves olmaktan öteye geçmesi, “Ah Bu Öğrenme” yazısında da ele aldığımız KIPP ve Telford uygulamalarında olduğu gibi, uygulayıcıların kararlılığına bağlıdır. Bu kararlılığın içinde; katılımcılar açısından kolaya kaçmadan hazırlanarak gelmek, eğitimci açısından ev ödevlerini iyi yaparak hazırlanmak, eğitimi veren kurum açısından gerek katılımcılara gerekse eğitimcisine gerçek bir Ar-Ge hizmeti sunmak, İK bölümlerine de bu etkinliklerin hakkını vererek eşgüdümü sağlamak bulunmaktadır. Çünkü uygulama için hizmet veren kurumların “yenilikçiliği, malzeme zenginliği, kendine özgü içeriği olan e-öğrenme modülleri, kişiselleşmiş ve etkileşimli bilgi aktarımını koçluk yaparak sürdürecek profesyonel eğitmeni” olmadan, güçlendirilmiş öğrenme metotları yetişkin eğitimine entegre olamaz.
*Wisconsin “Güçlendirilmiş Eğitim için İşbirliği” (Collaboratory for Enhanced Learning) programı
Kaynakça:
- Lage, M. J., Platt, G. J., Treglia, M. Inverting the classroom: A gateway to creating an inclusive learning environment. The Journal of Economic Education. 2000; 31(1): 30-43.
- WisCEL Program Overview [İnternet]. Uygun erişim: https://www.wiscel.wisc.edu
- Khan, S. Let’s use video to reinvent education: TED 2011.

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *