Kadınlar, erkeklerle eşit haklara sahip olmadığı sürece hiçbir alanda ilerleme gerçekleştirilemez. Eşitliği sağlamak için ise önce engelleri belirleyip sonra bunları kaldırmak için hep beraber farklı yöntemler bulmak gerekiyor. Tabii ki bunları gerçekleştirirken kişi aynı zamanda birey olarakta kişisel gelişimi için zorluklara katlanıp , iş-özel hayat dengesini kurması gerekmektedir.
Ülkemizde kadınların istihdama katılımı konusunda hâlâ büyük sorunlar ve eksiklikler yaşıyoruz. Kabul etmemiz gereken bir gerçek daha var: Kadınların eşit katılımı ve temsilinin olmadığı hiçbir alanda ilerleme ve gelişme mümkün değil.
Dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan bir grubun söz hakkı ve yapıcı katkısının olmadığı durumda sürdürülebilir ve kalıcı bir gelişme beklenemez. Daha basit bir deyişle, enerjimizin yarısıyla yüzde 100 verimlilik yakalayabilir miyiz?
Dünyanın ilk 10 ekonomisine girme hedefimizi ancak kadınların ekonomiye ve iş hayatına eşit katkı sağladığı durumda ulaşabileceğimize inanıyorum. TAV’ın CEO’su Değerli Dostum Sani Şener, ‘Türkiye, hedeflerine tek ayak üstünde ilerliyor’ diye betimliyor. Bu söze yürekten katılıyorum ve ülke olarak sürdürülebilir büyümeyi ancak iki ayağımızın üzerinde güçlü bir şekilde durursak sağlayabileceğimizi düşünüyorum.
Özellikle kadın bir lider olarak, kadın–erkekfırsat eşitliği, en çok önemsediğim, birçok platformda desteklediğim konulardan biri. İş hayatındaki 20 yılı aşkın tecrübem ile kadın-erkek fırsat eşitliğinin önündeki engelleri üç farklı şekilde gözlemliyorum: “Sosyo-ekonomik, kültürel ve bireysel”. Dolayısıyla eğitimde, işte, hatta hayatın birçok alanında kadın-erkek arasındaki fırsat eşitliğini sağlayabilmek için önce kadının önündeki engelleri iyi bir şekilde analiz etmeli, sonra da bu engellerin el birliği ile nasıl üstesinden gelmemiz gerektiği konusunda aksiyonlar almalıyız. Tüm bunları yaparken de mutlaka devlet ve özel kurumların desteğini arkamıza almalıyız ki, bu kültürel dönüşüm her yere yayılabilsin, her paydaş tarafından kabul görsün.
Yazımda üç ayrı bölümde kadının önündeki engelleri ve etkilerini paylaşmak istiyorum.
Dünyada ve gelişen ekonomilerde kadının rolü
Bugün kararlı, çalışkan ve istediğini elde eden kadınların rol model olarak yaptıkları katkı, kadın istihdamının artış göstermesi kapsamında bize umut veriyor. Ancak kadınların istihdama katılımı erkeklere oranla daha düşük. Türkiye nüfusunun yüzde 49,8’i kadın ve bu kadınların yüzde 68’i çalışabilir yaşta. İş hayatına bakıldığında ise çalışabilir yaştaki erkeklerin yüzde 72‘sinin çalışma hayatına katıldıkları görülürken, kadınlarda ise bu oran yüzde 30’da kalıyor.

Öncelikle kadınların iş dünyasına aktif katılımının sağlanması için fırsat eşitsizliğinden kaynaklanan engellerin yok olması gerekiyor. Lisans derecesini tamamlamış, beyin cerrahı, avukat, öğretmen olmuş birçok kadınımız evde oturuyor. Bu okumuş, çaba göstermiş kadınlar neden iş hayatına katılamıyor, hangi zorluklarla karşılaşmış da vazgeçmişler? Bu soruların cevabını mutlaka bulmak gerekiyor.
Kadınlara eğitimde fırsat eşitliği tanınması ve daha iyi eğitim almaları da yine bu engellerin yok edilmesinde önemli bir rol oynuyor. 2014 TÜİK Raporu verilerine göre, eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görülüyor. Lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 31,9 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 71,3 düzeyinde. Bunun için de ülkemizdeki kadınlara eğitimde ve iş yaşamında fırsat eşitliğinin tanınması, aileleri ve yaşadıkları toplulukları güçlendirmelerinin ve ekonomik büyümeden eşit derecede yararlanmalarının desteklemesi büyük önem taşıyor.
Şirketlerin rolü: Kadının üst yönetime katılımı ve kurumlarda kadınları geliştiren platformların önemi
Kadın istihdamının artması, farklı sektörlerde profesyonel kadın yöneticilerin sergilediği liderlik, üst karar seviyelerinde ve yönetim kurullarında kadınların rolünün etkinleşmesi bir bütün olarak ele alındığında, ekonomi genelinde kadın etkisinin giderek artmakta olduğu görülüyor. Kadın çalışanların sayısı belirli sektörlerde yüzde 50’lere ulaşmış durumda ancak yönetim kurullarındaki kadın yönetici oranına baktığımızda bu oranı yakalamak pek mümkün değil. Aile şirketlerinde yine kadınların yönetimine aktif olarak katılımına şahit olsak da, bunların dışında C seviyesinde kadın yöneticisi oranları çok düşük.
Aynı şekilde küresel olarak da benzer bir sorun ile karşı karşıyayız. Grant Thornton International Business Report 2015’e göre, geçtiğimiz on yıllık dönem içerisinde kadınların üst düzey rollere sahip olmasının oranı neredeyse hiç değişmedi. Dünyadaki şirketlerin yönetimindeki üst düzey pozisyonların sadece yüzde 22’sinde kadınlar yer alıyor, yüzde 32’sinde hiç kadın lider yok.
Uluslararası Yatırıcımlar Derneği (YASED) tarafından hazırlanan “Kadınların Üst Yönetimde Temsilinin Artırılmasına Yönelik Uygulamalar ve Öneriler” başlıklı raporda ise kadının üst yönetime katıldığı takdirde sağladığı olumlu etkilerle ilgili önemli bilgiler yer alıyor. Rapora göre, kadınların işgücüne katılım oranındakiyüzde 1’lik artışın küresel GSYH’yı 80 milyar dolar artırmasıbekleniyor. Kadın-erkek oranının yakın olduğukurumların finansal performanslarının sektör ortalamasının üzerinde gerçekleşme oranının yüzde 15 olduğunugösteriyor. Öyle ki şirketlerin üst yönetiminde cinsiyet oranı farkının azalması şirketlerin kârlılığını artırıyor.Bu yüzden şirketlerin, özellikle yönetim kurullarında kadın yöneticilerin sayısının artmasını teşvik etmesi gerekiyor.
GE olarak kadınların ekonomiye katılımını çok önemsiyor ve bu konuda üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle ciddi adımlar atıyoruz. 1997 yılında GE bünyesinde kurduğumuz ve tüm dünyada faaliyetlerine devam eden GE Kadın Çalışan Ağı oluşumu bunlardan biri. Kadınların çalışma hayatında daha iyi noktalara gelebilmesini sağlayan, tamamen gönüllülük esasına dayalı, çok önemli bir girişim. Burada yapmaya çalıştığımız, kadınların iş hayatında önlerine çıkan engelleri aşmalarını kolaylaştırmak, koçluk ve akıl hocalığı yapmak üzere gruplar kurmak. Bu kapsamda; iş hayatındaki başarılı profesyonel kadın çalışanların gelişimine katkıda bulunmayı, liderliğe odaklı kadın çalışanlarımızın bilgi, eğitim ve iletişim çerçevesinde en iyi uygulamaları birlikte paylaşmasını ve daha pek çok iyi örneği hayata geçirmeyi kendimize öncelik olarak belirlemiş bulunuyoruz. Şu anda Türkiye’de 200’ü aşkın kadın çalışanımız bu ağa üye. GE Türkiye Kadın Çalışan Ağı olarak 2016 yılında Kariyer Vitrini, Kızlar Kodluyor gibi dışarıya yönelik projelerin yanı sıra, kurum içinde de çeşitli eğitici seminerler düzenledik ve yeni bir mentorluk programı başlattık.
Bireylerin rolü: Bireysel motivasyonun, hedeflerin ve emeğin önemi
Kadınların iş yaşamına katılımında bireylerin rolü de kritik önem taşıyor. Kadın lider olarak bu pozisyona gelmemin, kadınların iş hayatında hedefledikleri pozisyonları isterse elde edebileceklerinin iyi bir kanıtı olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden öncelikle yeni nesillerin ekonomik özgürlüğünü eline alarak, hem ülke ekonomisine, hem de kadın-erkek eşitliğini sağlamaya katkıda bulunduklarını görmek istiyorum. Çalışan bir kadın olmanın kendine göre sorumlulukları, zorlukları var. Çünkü her seçim bir vazgeçiştir. Bunu bilerek hazırlıklı olarak, ödeyecekleri bedelleri kendileri seçerek, hayatlarını kendilerini planlayarak başlamalarını öneriyorum. İş ve özel hayat dengesi durumsal olarak değişebilir ama yönetilebilir bir durum. Kadınların kendini güçlendirmesi, daha donanımlı hale getirmesi ve zorluklara göğüs germesi gerekiyor. Çalışma hayatında olmanın, başarmanın ve bu başarıyı sürdürmenin kadınlar için biraz daha zor olması sebebiyle özellikle sevdiği, inandığı, yüreğini koyabildiği görevlerde bulunmalarını öneriyorum.
Sonuç
Türkiye’nin GSMH hedeflerini yakalayabilmesi için eğitimde kadın-erkek fırsat eşitliğinin sağlanması, kadınların iş dünyasına aktif katılımının teşvik edilmesi ve üst yönetime katılmalarında karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Diğer taraftan, önemli bir sorumluluk da kişinin kendisinde. Kadınların, bir birey olarak kişisel gelişimi için tüm zorluklara göğüs germesi, iş-özel hayat dengesini kontrollü bir şekilde yönetebilmesi, hemen pes etmemesi ve bir sonraki kadın liderlerin yetişmesinde aktif rol modeller olması gerekiyor.
Yazımı Brigham Young’ın çok sevdiğim bir sözü ile tamamlamak isterim. “Bir erkek eğitildiğinde bir erkek eğitilir, bir kadın eğitildiğinde bir nesil eğitilir.”

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *