Kurumsal Eğitimlerde Yeni Normal

Artık değişim iş hayatının vazgeçilmez bir parçası oldu. Bu değişime kurumların ayak uydurabilmesi için öncelikle çevik bir işgücüne ve çevik bir organizasyona sahip olması gerekmektedir. Bunu beslemek ise öğrenme ve gelişime açık olmaktan geçiyor. Kurumları öngörülemeyen bir geleceğe hazırlamak artık zorunlu bir hal almıştır ve bu zorunluluğa cevap verebilmek için değişime kolaylıkla cevap verebilen bir kurum olmak gerekiyor. Teknoloji , zamana karşı yarış , değişim derken öğrenme biçimlerimizde dönüşüyor. Bu makale ise bunlara ışık tutuyor.

Eğitim, Eşittir Değişim!

Öncelikle eğitimi, değişim ile eş anlamda gördüğümü belirtmek istiyorum. Sürekli olarak evrim geçiren iş dünyasında, artık normal olarak kabul edilen şey değişimle karşı kaşıya kalmak. Değişim zamanlarında en iyi iş sonuçlarına yönelik olarak verimli ve etkili bir şekilde uyum sağlamaya hazır olmak için, çevik bir işgücüne, çevik bir organizasyona sahip olmak en önemli etken. Çevikliği benimseyen ve uygulayan organizasyonların, değişimle başa çıkmada daha etkili oldukları kanıtlanmış durumda. Çevikliği beslemenin anahtarı, sürekli öğrenme ve gelişme.

IBM tarafından 2010 yılında gerçekleştirilen ve yönetim kademesinden 1.500’den fazla kişiyi kapsayan bir araştırma, kurumları öngörülemeyen bir geleceğe hazırlamanın zorunlu olduğunu ortaya çıkarmış. Bu zorunluluğa cevap verebilmenin anahtarı, değişime kolaylıkla cevap verebilen çevik bir örgütü yönetme ve bu örgütün bir parçası olabilme yeteneği. Sürekli olarak öğrenen bir kültür yaratmak, çevik, uyum sağlayabilen ve hazırlıklı bir kurum olabilmek açısından çok önemli. 

Stratejik Bir Araç Olarak Öğrenme

Bir iş ortamındaki değişim, genellikle yetkinlikler konusunda boşluklar oluşmasına yol açar. Hızlı değişim ise bu boşlukları daha da çoğaltır. Boşlukları doldurmak, çalışanların performansını hızlandırmak, uyum sağlama kabiliyetini ve inovasyonu beslemek, çalışan sadakatini ve çalışanların firmada tutulmasını güçlendirmek için, örgütlerin kültürlerini öğrenme ve gelişmeye odaklamaları gerekir. Yüksek etkiye sahip bir öğrenme kültürü işletmenin daha iyi sonuçlar elde etmesine yol açar. (“Creating the Agile Organization”, Stacia Sherman Garr, Bersin by Deloitte Consulting LLP. September 2013.)

Güçlü öğrenme kültürlerine sahip örgütler, aşağıdaki seviyelerde emsallerine kıyasla belirgin bir şekilde daha iyi performans gösterirler:

• bir ürünü piyasaya ilk sunan olma olasılığı %46 daha yüksek;

• çalışan verimliliği %37 daha yüksek;

• kaliteli ürünler sunmak konusunda %26 daha kabiliyetli; 

• gelecekte doğacak talepleri karşılamak konusunda %58 daha hazırlıklı; ve 

• pazar lideri olma olasılığı %17 daha yüksek. 

Değişim ön plana çıktığında ve sorunlar her zaman tanımlı olmadığında, tek seferlik eğitimler özellikle çalışanları proaktif bir şekilde adapte olmaya hazırlamak açısından etkisiz hale gelir. Öğrenme kültürlerinin bunun yerine, tek lokmalık öğrenme, öğrenme toplulukları, derinlemesine düşünme, çalışanlar tarafından üretilen içerik, deneyime dayalı öğrenme ve sosyal ağların benimsendiği ve stratejik olarak kullanıldığı sürekli öğrenme ve gelişme süreçlerine odaklanmaları gerekir.

Peki nasıl?

Öğrenmenin yeni normalinde yep yeni kavramlar öne çıkıyor. Bu kavramları dikkatle incelemeli ve tüm öğrenme süreçlerimizde bu kavramlara yer vermeliyiz. İşte öne çıkan eğilimler ve kavramlar;

İhtiyaç Anında, Kendi Hızında Öğrenme

Çalışanlar artık “öğreneceklerinin” kendilerine sunulmasını beklemek yerine proaktif davranıp, teknolojiyi kullanarak, tam da ihtiyaçları olduğu anda ihtiyaçlarını karşılayacak eğitim materyallerine ulaşma eğilimindeler. Bireylerin kendi öğrenme ihtiyaçlarını belirleme motivasyonlarının artması sonucunda, ihtiyaca yönelik kaliteli bilgiye her zaman ve her yerden ulaşılabilen, paylaşıldıkça zenginleşen sürekli bir öğrenme ortamının oluşturulması büyük önem taşıyor. 

Video

Video izlemek artık hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. İnsanlar, “Şu nasıl yapılır?” diye merak ettiğinde, çoğunlukla her adımının yakın plan çekildiği videolara anında ulaşabildikleri internete başvuruyor. Kurumsal ortamda video kullanımı gelecek yıllarda yaygınlaşmaya devam edecek. Hâlihazırda videoyu genel öğrenme stratejilerinin önemli bir parçası olarak kullanmayan kurumlar, seçeneklerini araştırmaya artık başlamalılar. (Aberdeen Group – “Zoom In on Video Learning”)

Audio Podcast (Ses Dosyaları)

Ses dosyaları, zaman ve mekandan bağımsız bir öğrenme olanağı sağlıyor. Podcastler aracılığıyla serviste, arabada, vapurda, durakta, ofiste, asansörde, kısacası her yerde istediğiniz an, aradığınız bilgilere ulaşmak ve dinleyerek öğrenmek veya mevcut bilgileri pekiştirmek mümkün oluyor.

Sosyal Öğrenme

Kişilerin birbirlerinden öğrenme becerisini hiçbir zaman küçümsememek gerek. Yapılan araştırmalar öğrenmenin %70’inin informal bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor. Çalışanlar deneyim ve bilgi paylaşımına meyilli. Sosyal öğrenme ortamlarının etkin bir biçimde kullanılmasında,

• Sosyal öğrenmeyi artıracak, teknik bilgi ve donanımı zenginleştirecek faaliyetleri süreçlere dahil etmek,

• İnformal öğrenmeyi destekleyen kaynakları geliştirmeye yardımcı olacak araçlar (video, e-kitap, podcast, blog, webinar) sunmak 

her zamankinden daha büyük rol oynuyor.

Oyun ve Oyunlaştırma

Oyunu oyun yapan kuralları kullanarak bir eğitimi tasarlamak, sadece öğrenmeyi keyifli hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda daha etkin öğrenmeyi sağlıyor. Oyunlaştırma ise, bir model olarak bireylerin öğrenme ortamını bir oyun kurgusunda şekillendiriyor. Örneğin, daha çok eğitim içeriği tüketen, daha çok bilgi paylaşan bireyler aldıkları rozetlerle ve puanlarla öne çıkıyor, ek menfaatler kazanabiliyor. Eğitim tasarım süreçlerinde ve öğrenme ortamlarında, gerek motivasyon için, gerekse daha etkin öğrenme için oyunu ve oyunlaştırma kavramlarını göz önünde bulundurmalıyız.

Mobil Öğrenme: Daha basit, daha kolay, daha eğlenceli ve sürekli bağlantı halinde!

Mobil teknolojiler hayatımızı daha kolay, daha eğlenceli ve daha basit hale getirmek için ideal araçlar sunuyorlar. Bu araçları öğrenmede kullanırken de tıpkı doğasına uygun olacak şekilde daha basit, kolay anlaşılan ve eğlenceli tasarımlar hazırlamak gerekiyor. Günümüzde mobil teknolojilerin sunduğu olanaklar, performansı destekleyen en etkin öğretim tasarımlarında vazgeçilmez unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Giyilebilir Teknolojiler, Lokasyon Bazlı Öğrenme, Artırılmış Gerçeklik ve Öğrenme Dünyasına Sunduğu Fırsatlar!

Yeni trend “giyilebilir teknoloji” dendiğinde ilk akla gelen ürünlerden birisi Google Glass! Google Glass’tan yola çıkarak giyilebilir teknolojilerin öğrenme dünyası için ne tür fırsatlar yarattığı düşünüldüğünde yepyeni kapıların aralandığını görüyoruz. Lokasyon bazlı öğrenme, bulunduğunuz yerde, ortama ve coğrafi konuma göre öğrenme imkanı veren bir teknoloji. Artırılmış gerçeklik kavramı ise, yaşamın kendisini bir öğrenme simülasyonu olarak kullanılmasını mümkün kılıyor. Taktığınız bir 3 boyutlu gözlükle, hiç gitmediğiniz bir binayı geziyor, hiç tanımadığınız bir cihazı kullanmaya başlıyorsunuz.

Öğretim Tasarımı

Bu kadar farklı araç, gereç, teknoloji ve eğilim, öğretim tasarımının önemini daha da artırmaktadır. Asıl amacın etkin öğrenme ve doğru öğrenme tasarımı olduğu unutulmamalıdır. Gerek karma eğitim gerek ters yüz sınıflar benzeri öğretim tasarımı kavramlarını, öğrenme modellerini kurumsal eğitimin vazgeçilmezi yapmalıyız. İzleme, okuma, dinleme ve her tür öğrenme stillerine, kişisel öğrenme tercihlerine uygun tasarımlar yapmalıyız.

Son Söz!

Teknolojinin gelişim hızı, modern hayatın beraberinde getirdiği dinamikler, zamana karşı yarış, değişim derken yaşam ve öğrenme biçimlerimiz de hızla dönüşüyor. Öğrenme ve gelişim dünyası için bu dönüşümün gerekliliklerine odaklanma, başarılı ya da başarısız olmanın belirleyicisi olacak. Kurumların iş sonuçlarına ve bireylerin hayatlarına katkı sağlama, etkin rol oynama ancak bu şekilde mümkün olacak. Kurumsal eğitime yön verenler olarak, teknolojinin sunduğu olanaklarla nasıl daha iyi bir öğrenme deneyimi yaşatabiliriz sorusuna yanıtlar aramaya sürekli devam etmeliyiz. Sürekli gelişim içinde olmalıyız. 

Dünya üzerinde birkaç yüz bin çalışana sahip Fortune 50 şirketlerinden birinde çalışan bir liderlik gelişim uzmanının dediği gibi, “Çalışanlarımızın hepsi üst düzey yöneticiler değil ama çalışanlarımızın öyle olduklarını düşünerek ihtiyaç duydukları araçları onlara sunmak bizim işimiz.”

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

https://bigritefit.com/tr/