İnsan ve Değeri

Bu makalede, insanların rollerinin geçmişten günümüze kadar değiştiğini ve yeni düzen içerisinde insanların işleriyle olan ilişkilerine olan adaptasyonları da değişime uğradığını ve bu değişim içerisinde şirketlerin neler yapması gerektiğini inceliyor ve anlatıyor. Albaraka Türk’ün çalışanlarına verdiği değer ve onların işleriyle ilişkilendirmelerine de değiniyor.

Hayat, iletişim teknolojileri ile birlikte hızla gelişiyor. İş yapış tarzlarımız, organizasyonel yapılarımız, alışkanlıklarımız, ilişkilerimiz, örflerimiz, adetlerimiz, hatta ve hatta kendimiz derinden ve büyük bir hızla değişiyoruz. Bu değişimin en önemli boyutlarından biri de iş dünyasında gerçekleşmiş durumda. Teknolojik gelişmelerin üretimi ve şirketlerin işleyiş biçimini etkileyecek olması bir beklenti idi, fakat bu gelişmeler sadece bu kısımları değil, insanların rollerini ve birbirleri arasındaki iletişim tarzlarını da etkiledi. Artık ebeveynlerin ve yöneticilerin rolleri değişime uğramış durumda. Örneğin, yüzde yüz koruma sağlayan, her türlü fizyolojik ihtiyacı gideren, hatta oğullarına “baba mesleği”ni miras bırakan ebeveynlerin yerini korumadan ziyade özgürlük veren ve seçim hakkı tanıyan ebeveynler aldı. İş dünyasında “uzaktan” yöneten, hiyerarşik sistemin tepesine yerleştirilmiş, hükmeden yöneticilerin yerini, çalışanları ile ekip oluşturabilen, hiyerarşinin zincirlerini esnetmiş (zaman zaman da kırmış), hükmetmek yerine yol gösteren yöneticiler aldı. Nasıl ki ebeveynlerdeki rol değişimi insanların beklentileri doğrultusunda gerçekleşti, yöneticilerin rol değişimi de çalışanların beklentilerinin değişimi ile şekillendi.

Değişen bu dünyada özellikle büyük şehirlerde, metropollerde yaşayan insanların işleri ile olan ilişkileri de değişti. Tarımla yahut evine çok yakın mesafelerde zanaat işleriyle uğraşan insanların yerini, ortalama bir-bir buçuk saatlik yolculuklar sonrasında işine giden, gününün önemli bir kısmını işinde geçiren çalışanlar aldı. Bu çalışanlar aynı zamanda üretim zincirinde görev alarak yaptıkları işin sonucunu görme hazzından ve duygusundan uzaklaştı. Bu durum da zaten modern paradigma tarafından bir “kaynak” olarak görülen insanların işi ile hayatı arasındaki dengeyi kuramamasına, çeşitli sosyal ve psikolojik sorunlar yaşamasına yol açtı.

Şirketlere düşen görev

Kanaatimizce, bu noktada şirketlere önemli bir görev düşüyor. Şirketler, çalışanlarının işleri ile olan ilişkilerini dengeli ve doğru kurmalarına yardımcı olmak durumundalar. Zira mutsuz, huzursuz bir çalışanın şirkete etkisi olumlu manada olmayacaktır. Şirketlerin ilk olarak yapması gereken insana değer vermek, iş-özel yaşam birlikteliğini hayatın ana dengesini koruyarak ele almak olmalıdır.

Hayat bir bütündür ve insan Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma ve eşrefi mahlûkat sıfatları nedeniyle kâinatın bütünüyle hizmetine sunulduğu varlıktır. Şirketler kesinlikle insanı kaynak gören bir yaklaşım benimsememeli, insanı organizasyonun en önemli değeri olarak addetmeli ve çalışanlarına değer vermelidir. Bu anlayışın sonucunda şirketler, çalışanlar açısından sadece maişet temin edilen bir yer olmaktan çıkacak, normal hayatlarının bir parçası olacaktır. Şirketlerin çalışanlar tarafından benimsendiği, kuruma aidiyetlerin yüksek olduğu şirketler incelendiği takdirde bu gibi şirketlerin diğerlerinden temel farkının maaş, özlük hakları vb. şartlar değil çalışanlarına verdikleri değer olduğu görülecektir.

Albaraka Türk’te insana verilen değer 

Albaraka Türk olarak bizler de çalışanlara verilmesi gereken değerin farkında bir kurumuz. Bu bağlamda insana değer verme odaklı çalışmalarımızı kurulduğumuz günden bu yana sürdürmekteyiz.

İnsana hak ettiği değeri verme adına çok ileri bir adım atarak Türk bankacılık sektöründe bir ilke imza attık ve 2013 yılında İnsan Kaynakları Müdürlüğümüzün ismini “İnsan Kıymetleri Müdürlüğü” olarak değiştirdik. İşgücü devir oranlarında sektör ortalamasının çok altında kalmamız da çalışanlarımıza verdiğimiz değerin sonucu olarak bizleri mutlu etmekte ve bu yöndeki çalışmalarımızda iştiyakımızı artırmaktadır. Ayrıca, Kariyer.net’in verdiği İnsana Saygı Ödülü’nü üst üste sekizinci kez alarak önemli bir başarı yakaladık.

Sonuç

İnsanı kaynak değil, değer olarak görme anlayışının gelişmesi ve yaygınlaşması için şirketlerin insan birimlerinin adını, sembolik bir adım da olsa, İnsan Değerleri, o da olmazsa İnsan Kıymetleri olarak değiştirmeleri büyük fayda sağlayacaktır.

Sonuç olarak, tüm şirketlerin, “çalışanına değer kat ki, sen de değer kazanasın” anlayışını benimsemeleri uygun bir adım olacaktır. Çünkü değer verilen her şey kendi değerini üretir.

“İnsana Değer” anlayışını göstermek şirketlere katma değer sağlayacakken, bir anlamda iş ortakları olan çalışanlara da huzurlu bir hayat imkanı tanıyacaktır.

Evet, insan kaynak değil, DEĞER’dir.

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

Personova Kişilik Envanteri Testi