İşyerinde Pandemi Stresi

İşyerinde Pandemi Stresi

Stres, Covid öncesi de iş hayatında sıklıkla gündemimizde olan bir konuydu. İş yapış şekillerindeki ve teknolojideki hızlı değişim, kuşaklar arası farklar, yöneticimizin ya da ekip arkadaşlarımızın tutumu, işözel yaşam dengesi, gelecek kaygısı, iletişim problemleri, beklentiler gibi stres faktörlerini konuşur, düşünür, eğitimler alırdık. Belli düzeyde stresin performans üzerinde olumlu etkileri, stresi fark etme, bedensel, zihinsel, duygusal farkındalık, stresi yönetme, stresle başa çıkma, bireysel farklılıklarımızın stres algımız üzerine etkisi vb. üzerinde eğitim düzenlememiş, bu konuda eğitim almamış olanımız azdır.

2020 yılının Mart ayında bir anda bildiğimiz anlamdaki dünya birden bire değişti. Gündemimiz dünyayı saran bir virüse indirgendi. Covid’in hayatımıza girmesiyle başka pek çok şey gibi, stres, işyerinde stres ve stres yönetimine bakışımızı gözden geçirdik.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tanımına göre işle ilgili stres, insanların bilgi ve yetenekleriyle eşleşmeyen ve baş etme yeteneklerini zorlayan iş talepleri ve baskılarıyla karşılaştıklarında verebilecekleri tepkidir. En temel düzeyde stres, vücudumuzun bir durum veya yaşam olayından kaynaklanan baskılara verdiği tepkidir. Strese katkıda bulunan şeyler kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir ve sosyal ve ekonomik koşullarımıza, içinde yaşadığımız çevreye ve genetik yapımıza göre farklılık gösterir. Kendimizi stresli hissettiren olayların bazı ortak özellikleri arasında yeni veya beklenmedik bir şey deneyimlemek, tehdit uyandıran bir durum üzerinde çok az kontrolümüz olduğunu hissetmek yer alır.1 Olumsuz yaşam olaylarının strese neden olduğu, sevilen birinin ölümü, boşanma / ayrılık, işini kaybetme ve beklenmedik para sorunlarının stresin ilk on nedeni arasında yer aldığı neredeyse herkesçe bilinir. Fakat daha büyük bir ev, terfi almak hatta tatile gitmek gibi olumlu kabul edilen yaşam olayları da stres kaynağı olabilir. Stresi bir uyaran olarak tanımlayan teoriye göre stres; tepki, uyum veya adaptasyon gerektiren önemli bir yaşam olayı veya değişikliği olarak tarif ediliyor. Bu tarife göre olumlu ya da olumsuz her değişim doğası gereği stresli.

Pandemi, stres yaratacak faktörlerin neredeyse hepsini tek bünyede topladı. Büyük bir değişiklik, tam bir belirsizlik, sevdiklerimiz ya da kendimiz için gerçek bir kayıp riski, iş/gelir kaybı riski gibi tüm olumsuzluklar uzak ihtimaller olmaktan çıktı, gerçek gündemimiz oldu.

Daha düzenli ve sık bilgi paylaşımı

Biz, stres tepkisini en çok pekiştiren duygunun “belirsizlik ve kontrol duygusunun kaybı” olduğu bilgisinden yola çıktık. Pandemiyi kontrol edemesek de, kendi ortamımızı olabildiğince açık, anlaşılabilir, öngörülebilir hale getirmeyi hedefledik. Pandeminin ilk günlerinde, henüz hepimiz karantinadayken gün gün işyerimizdeki, iş planlarımızdaki gelişmeleri tüm çalışanlarımızla paylaşmakla başladık. E-mail erişimi olmayan çalışanlarımıza sms’ler, sms bağlantılı dosyalarla bilgi gönderdik. Fabrikaya geri dönüş başlamadan önce aldığımız tüm önlemleri, çok sayıda fotoğrafla destekleyerek paylaştık. Kalabalık gruplar halinde toplantıları yapamayacağımızdan hemen sanal toplantılara evrildik. Bilgi paylaşımını video kayıtlarıyla destekledik. Pandemi öncesi dönemden daha sık ve düzenli bilgi aktarımına devam ettik. İçerikte önceliği fabrikada pandemi ile birlikte nasıl yaşayacağımız ve güvenli çalışma için alınan önlemler aldı. Sırasıyla iş ve gelir kaybı kaygısını giderebilmek için çalışma planları, ödemelerin nasıl olacağı, hesaplamalar gibi konuları aktardık. Pandemi öncesinde paylaştığımız içerikleri de iletişimimize ekleyerek olabildiğince bildik, eski paylaşımlarımızı yeni platformlarda sürdürdük.

İletişimi tek yönlü bir aktarımdan çift yönlü hale getirmek için işe geri dönüşün hemen ardından anketler düzenledik. Özellikle Covid önlemlerinin nasıl algılandığını, güvenlik duygusunu, görüş ve önerileri sorduğumuz anketlerle çalışma arkadaşlarımızın sesine kulak verdik. Öngörebildiğimiz ve geri bildirim aldığımız belirsizlikleri olabildiğince netleştirip yeni düzene alıştık.

Bu arada fabrikaya hiç gelmeyen, pandeminin başından beri evden çalışan, hatta seyahat yasakları döneminde gittiği yerden dönemeyen arkadaşlarımız oldu. Fiziksel olarak bir araya gelemesek de sadece birbirimizi görmek, hal-hatır sormak amaçlı sanal buluşmalar düzenledik. Bu buluşmalar tahmin ettiğimizden çok daha fazla ilgi gördü, görüyor. Yüksek katılımla, çok içten paylaşımlar yaşıyoruz.

Yeni düzene uyum ve duyguların yönetimi

Haftada altı gün, üç vardiya çalışan bir fabrikadayız. İnsan Kaynakları ekibi olarak uzunca bir süre her vardiyada fabrikada olduk. Akşam ve gece vardiyalarında yeni düzen çay molalarını, yemek saatlerinin yaratabileceği olası karışıklığı düzenlemeyi, maske, eldiven gibi ekipmanların teminini ama daha önemlisi birlik, beraberlik duygusunu pekiştirmeyi hedefledik.

Şeffaf bilgi paylaşımına fabrikamızda vakalar görüldüğünde de devam ettik. Arkadaşlarımıza güncel vaka, karantina bilgisini geciktirmeden aktarıyoruz.

Sağlığın kaybı endişesiyle iş ve gelir kaybı endişesini birleştiren pandemi döneminde kimsenin iş kaybı yaşamaması, kronik hastalığı olan, bebek bekleyen, özel güçlükleri olan çalışma arkadaşlarımızın korunması, alınan üst düzey önlemlerle işyerinde virüs yayılımının engellenmesi salgının başında yitirilen güvenlik duygusunu yeniden pekiştirdi. Tüm yapıp ettiklerimiz konusunda arkadaşlarımızdan bize daha fazlasını yapmak için güç, cesaret ve mutluluk veren olumlu geri bildirimler aldık.

Pandeminin birinci yılına girmişken ilk günlerdeki gibi endişeli, korkmuş, şaşkın, ne yapacağımızı bilmez halde değiliz. Pandemi artık “akut” bir stres kaynağı değil, gündelik hayatın parçası. Alışmasak da kabullendik… Bir yılda içimizde sevdiklerini kaybedenler, zorlu hastane günleri geçirenler, yakınları iş/gelir kaybetmiş olanlar, çocukların eğitim yüküyle baş başa kalmış olanlar var. Aşılar bir yanda umut verse de, diğer yanda yeni varyantları, uzun vadede bildiğimiz eski normale dönüş olamayacağı haberlerini duyuyoruz.

Şimdi yorgunuz. Önlem yorgunuyuz, umut yorgunuyuz, bekleme yorgunuyuz… Bu haliyle salgının “kronik” bir stres kaynağına dönmemesi için stresle başa çıkma stratejilerinde ikinci aşamaya geçmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Sonuç

Yaşananları anlamlandırma, yorgunluklarımızı deneyime, öğrenmeye çevirme ve yeni bir hayatı kabul etme, benimseme ve bu yeni düzen içinde, artık bir şey beklemeden, yaşamayı öğrenme fazındayız. Bunun için her zamankinden fazla paylaşmaya, olumlu/olumsuz duygulara yer açmaya, yorgunluğumuzu fark etmeye ve tanımaya, yeni, olumlu anılar yaratmaya başlamalıyız. Pandemi, birlikte kutlama, güzel anılar biriktirme, bir araya gelme olasılıklarını ortadan kaldırınca pandemi öncesi çalışma ortamımızı güzelleştiren uygulamalar sahipsiz kaldı. Sanal ortama taşınabilenleri taşımaya devam ediyoruz. Yeni yollar arayarak, bularak ya da eski uygulamalarımıza yeni yorumlar getirerek bu yeni normalde güzel anılar yaratmanın, onları çoğaltmanın yollarını arıyoruz. Yeni uygulamalar devreye almak, çalışanlarımıza psikolojik destek sağlamak, sanal da olsa paylaşım grupları oluşturmak ilk aklımdan geçenler. Biliyorum ki, şartlar ne olursa olsun, onlara verdiğimiz anlam ve öğrenmeye açıklığımız sayesinde bambaşka, belki de daha iyi bir dünya mümkün.

Kaynakça:

  1. Centre for Studies on Human Stress. Recipe for Stress: Erişim tarihi: 4 Nisan 2018.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Video

Prof. Dr. Acar Baltaş’tan evden çalışırken verimli olmak ve zihinsel sağlığı korumak için öneriler

Öne Çıkan Kitap

Anket: Kendinizi Deneyin