Kadının hayatın her alanında kendi varlığını sürdürebilmesi ve çevresindekilerin yaşamına katkıda bulunarak anlamlı bir hayat yaşayabilmesi, bu yöndeki engellerin yok edilmesiyle bağlantılıdır.Bu yazıda da kadına atfedilen rollere, psikolojik özelliklere, iş yaşamına ve toplumsal sürdürülebilirliğe odaklanılmıştır.
Genel ve yalın anlamıyla başarı, “istenilen bir sonucun elde edilmesidir”. Başarılı insanlar denildiğinde anlamın daha özelleştiğini ve bireyi aşarak toplumsal bir değerden söz edildiği düşünülür. Burada bireyin maddi ve manevi çıktılar için çalışması; topluma katkı sağlayacak hizmetler ve ürünler vermesi öne çıkar. Kısacası başarı bireyin kendini yararlı kılmasıdır.
Bu yazıda kadına atfedilen rollere, psikolojik özelliklere, iş yaşamına ve toplumsal sürdürülebilirliğe odaklanacağız. Kadın rolleri genel olarak; çalışan, eş ve anne başlığında üç noktada tanımlanır. Ayrıca hayatının ilerleyen dönemlerinde ebeveyninin ebeveyni olma rolünü de üstlendiği bir başka gerçektir. Günümüz çalışan kadınının enerjisi bu rollere hangi ağırlıkta dağılacaktır? Enerjiyi; fiziksel, düşüncesel ve duygusal enerjilerinin toplamı olarak ele alıyorum. Her görev bu üç enerjinin kullanılmasını gerektirir. Unutmamak gerekir ki enerji nereye odaklanırsa hayat orada gelişir. İnsan esas olarak değerlerine ve kişiliğine uyan alanlarda etkin olma eğilimindedir. Bu sebeple bireysel bir tercih söz konu gibi gözükür. Hangi rolüne ne kadar ağırlık vereceğini değerleri belirleyecektir denilebilir, ancak kadın bu kadar özgür müdür?
Bu sorunun toplumun sosyal ve politik yapıları dışında ele alınamayacağı muhakkak. 1915 Balkan Savaşı’ndan Kurtuluş Savaşı’na kadar erkek nüfusun azalmasıyla kadın yaşamak için zorunlu pek çok işe girmiştir. Ancak biz konuyu, Cumhuriyet rejimi içinde demokratikleşme ve modernleşme projesi çerçevesine yerleştirerek ele alıyoruz. Zira Türkiye coğrafyasında yaşayan kadın için kamusal alanda olmak ve meslek sahibi bir çalışan olarak toplumsal rol üstlenmek Atatürk Türkiyesi ile özdeştir. Okumak ve her alanda meslek sahibi olmak bu açılımın verdiği insani bir onur olmuştur. Devlette ve zamanla gelişen özel sektörde görev yapmak ve hatta girişimci olarak bir iş kurmak 1923 sonrasının eşitlikçi sosyal anlayışının sunduğu bir olanaktır.
Kadının varlık süreci
Türkiye’de modernleşen toplumun bireyi olarak yetişen Cumhuriyet kadınları, kimlikleriyle yeni rolleri birleştirdi. Kadın haremden çıkıp selamlığın ardındaki toplumla bütünleşerek kamusal alanda yerini aldı. Erkeklerin var oldukları alanlarda nasıl varlık gösterecekleri başarının o güne kadar bildiklerinden farklı bir ölçütü olacaktı. Türk kadınının başarısından söz ederken benlik algısı, sosyal çevre, kültür ve ekonomik faktörlerinin rolünü araştırmak gerekir. Osmanlı döneminde kadının eğitim alanına ilk girişi ebelik eğitimi almasıyla 1843 yılında başlamıştır. 1876’da Kanun’i Esasiye ile kız ve erkeklere ilkokul eğitimi zorunlu hale getirilmiştir. 1926’da çıkarılan Medeni Kanun ile sosyal ve hukuki haklar resmi düzeyde eşitlenmiştir. Yıl 2017 ve ne yazık ki toplumumuz hala bu dönüşümleri gerçekleştirememenin sancılarını çekmektedir.

Türkiye’de kadın kimliğiyle iş hayatında yükselmenin kaçınılmaz zorlukları vardır. Bence adından söz edilir olmak, farklı ve yararlı çözümler sunmak, toplumun ve resmi makamların ilgisini çekmek toplumsal başarı ölçütüdür.
Kadın rolleri ve kalıplaşmış yargılar
Kültürümüzde kadının aile ve iş temelli sorumluluklarını başarıyla yerine getirilebileceği konusundaki tereddütleri bir türlü giderilememektedir. İş yaşamında kadının hemcinsini desteklemesine karşın, görev ve sorumluluklarını etkin düzeyde yerine getireceği konusunda kuşkusu vardır.1 Bu durum ağırlıklı olarak erkeklerin yönetici oldukları iş hayatında kadınların yükselmesinin önyargılı bir yaklaşımla engellenebileceğini de düşündürmektedir. Kadın çalışanlar yatay ve dikey kriterlerde erkek çalışanlara kıyasla düşük düzeyde yer alırlar. Aynı pozisyonda oldukları erkeklerden daha az ücret ve yan haklara sahiptirler ve dikey eksen olan statü belirleyici pozisyonda da daha aşağıdadırlar.
Toplum kültüründen ayrıştırılamayan kurum kültürü ve aile ortamı kadına sınırlı bir yaşam biçerken kariyerin kadının iyilik haline katkılarını inceleyen birkaç çalışmaya değinelim.
Bir araştırmada kariyer odaklı ve kariyeri ile özel yaşamı arasında denge kurmaya odaklanmış iki grup incelenmiştir. Kariyer odaklı profili tercih eden katılımcılar grubu, diğer gruba oranla işinden daha çok tatmin duyan, kariyer imkânlarına daha iyimser bakan, işini daha çok içselleştirmiş, çalışmaktan zevk alan ve kendini psikolojik olarak daha iyi hissettiğini gösteren verilere sahiptir.2
Diğer bir araştırmada kadın “iyilik halini” incelenmiştir. Örneğin çocuk sahibi olmak, mesleki farklılık, statü farklılıkları ve kültür farklılığı kişisel tatmin derecelerinde bir değişiklik yaratmamıştır. Öte yandan evli kadınların bekârlara oranla anlamlı düzeyde yüksek tatmin duyduğu gözlemlenmiş ve bunun işleri konusunda eşleriyle yapabildikleri duygusal paylaşımdan kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Çalışan kadınlara tatmin duygusu yaşatan diğer değişkenlerin yüksek özyeterlilik, yüksek başarı ve içsel kontrol olduğu saptanmıştır.3
Benlik ve otobiyografik hafıza
Benliği şekillendiren önemli kaynaklardan biri de zihinsel süreçlerde yer alan otobiyografik hafızadır. Bu hafıza türü ben kimim sorgulamasına cevap arar ve kişinin benliğiyle etkileşen anıların hatırlanmasında aktiftir. Kişisel güdüleri, zihinsel, duygusal ve davranışsal oluşumları etkileyen otobiyografik hafızanın üç temel rolünden söz edilmektedir:
Aidiyet kazandırıcıdır: Kendi yaşantılarına ilişkin anıların hatırlanmasıyla oluşturulan kişiselleşmiş değer yargıları ve benimsenmiş varlık alanını tanımlar.
Sosyalleşilen yapıyı oluşturur: Sosyal bağların kurulması, geliştirilmesi ve sürdürülmesinde rol oynayan geçmişin paylaşılmasına olanak verir.
Yönlendiricidir: Günlük yaşamın sürdürülmesinde geçmiş yaşantılar yol gösterir.
Davranış bilimcileri tarafından psikolojik süreçler ve davranışta ortaya çıkan cinsiyet farklılıklarının çoğunun kadın ve erkeklerin sahip olduğu farklı benlik kurgularına dayandırılabileceği ifade edilir. Amerika’da erkeklerin bağımsız benlik kurgusuna, kadınlarınsa bağımlı benlik kurgusuna sahip olduğu düşünülür.4 Ayrıca King’in verileri erkeklerin otobiyografik anılarının, kadınlarınkine göre anlamlı derecede daha çok güç güdüsü içerdiği yönündedir.5
Benlik kurgusunun oluşmasında yakın çevrenin, özellikle annenin yorumları önemli bir yer tutmaktadır. Belli roller ve sorumluluklar cinsiyet farklılıkları vurgulanarak pekiştirilir. Kız ve erkek çocukların cinsiyet rolü yargılarıyla oluşmuş benlik algıları kadınların iş yaşamı dışına kaymalarında olumsuz bir rol oynayabilir. Geleneksel Türk kültüründe cinsiyetler arasında sosyal eşitlik, demokratik tutumlar ve insanların hukuki eşitliği göz ardı edilebilmektedir. Sonuç olarak; kadının benlik algısı ve sosyal rolleri, toplumsal yargı, ona biçilen roller ve iş hayatındaki üst düzey yöneticilerin yaklaşımıyla ilişkilidir.
Sürdürülebilir kalkınma
ünya için 2000 yılı pek çok konuda dönüşümün yapılabileceği bir umut yılı oldu. Dünya liderleri aynı yılın Eylül ayında Birleşmiş Milletler Binyıl Konferansı’nda 15 yıllık ulaşılacak 8 hedef belirledi. BMBK hedeflerinin üçü doğrudan kadınlarla ilgiliydi. Bunlar, cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, anne sağlığının iyileştirilmesi, çocuk ölüm oranının azaltılmasıydı. Diğer beşi; aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi, evrensel ilköğretimin sağlanması, HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve kalkınmaya yönelik küresel işbirliğinin geliştirilmesi olarak belirlenmişti.6

2015 yılına gelindiğinde dünya liderleri Birleşmiş Milletler’de Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi’ni hazırlayıp hedef belirlemek amacıyla yeniden bir araya geldiler.7 Küresel Hedefler olarak da adlandırılan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, sekiz BMBK hedefinin üzerine inşa edilerek sürdürülebilirliğe daha geniş bir yer ayrıldı. Önümüzdeki 15 yıl boyunca (2030) politikalara ve fonlara rehberlik edecek toplam 17 hedef (Şekil 1); geçmişten bu yana çözülemeyen yoksulluk sorunuyla birlikte, eşitsizlik ve iklim değişikliğine çözüm bulmayı ve küresel kalkınma sağlamayı amaçladı.
“Şimdi, dünyayı sürdürülebilir bir rotaya yönlendirmenin tam zamanı”. Beşinci Küresel Hedef “toplumsal cinsiyet eşitliği”; 2000 yılında kararlaştırılan Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin üçüncüsü olan “cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi” nin devamı niteliğinde. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin başarısı, dünya liderlerinin bütünleşik bir yaklaşıma sahip olmasına bağlı.8 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye (UNDP Türkiye), toplumsal cinsiyet eşitliğini insan hakları meselesi olarak gördüğü ve kalkınmanın ana faktörlerinden biri olarak tanımladığına göre çok yönlü ve ciddi bir dönüşüm gerekmektedir.
Sonuç
Benlik algısından başlayarak sosyal dinamiklerin etkisiyle üstlenilen kadın rolleri, kadına toplumsal eşitlik ve başarı duygusu yaşatmadığı sürece ona ayak bağı olur. Kadının hayatın her alanında kendi varlığını sürdürebilmesi ve çevresindekilerin yaşamına katkıda bulunarak anlamlı bir hayat yaşayabilmesi, bu yöndeki engellerin yok edilmesiyle bağlantılıdır.
Kaynakça:
- Aycan Z. Key success factors for women in management in Turkey. Applied Psychology 2004; 53(3): 453-477.
- Burke RJ, Koyuncu M, Fiksenbaum L. Career priority patterns among managerial and professional women in Turkey: Benefits of putting career first? Women in Management Review 2007; 22(5): 405-417.
- Punnet BJ ve ark. Career success and satisfaction: a comparative study in nine countries. Women İn Management Review 2007; 22(5): 371-390.
- Cross SE, Madson L. Models of the self: self-construals and gender. Psychological Bulletin 1997; 122(1): 5-37.
- King LA. Wishes, motives, goals, and personal memories: relations of measures of human motivation. Journal of Personality 1995; 63(4): 985-1007.
- Fragoso T. Kadınlar neden politikada yer almalıdır? Kaynak Dergisi 2012; 52: 18-19.
- Yeni Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi [İnternet] Uygun erişim: http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/post-2015.html
- Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi [İnternet] Uygun erişim: http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/post-2015/sdg-overview.html
- Toplumsal Cinsiyet Eşitliği [İnternet] Uygun erişim: http://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/ourwork/gender-equality.html

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *