Yüksek Öğrenimin Geleceği

Yüksek Öğrenimin Geleceği

Günümüzde pek çok sektörde iş rolleri ve iş yapış biçimlerinin önemli boyutlarda değiştiğini ve neredeyse tüm alanlarda dev adımlar atıldığını görmekteyiz. İnsanlığın geleceği için çok önemli bir alan olan eğitimde ise, temel yapı ve ilkeler uzun yıllar bu değişime direnmiş ve çok az farklılık göstermiştir. Ancak son yıllarda eğitim alanında da çağın gereksinimleri uyarınca değişim hızlanmıştır. Bunun sonucu olarak 2015’ten itibaren eğitim hayatına katılacak olan kuşaklar eğitimde değişime öncülük eden yeni bir devre tanıklık edeceklerdir.

Bilginin yayılması konusundaki ilk büyük devrim teknolojik olarak matbaanın keşfi ve basılı malzemenin çoğaltılarak yaygınlaştırılmasıdır. Daha sonra 19 yy.’da halkın eğitimi konusunda yönetim sorumluluk almış ve kitlesel eğitim başlamıştır. Bundan sonra gelen üçüncü büyük adım internetin yaygınlaşmasıyla atılmış, ancak eğitimin temel ilkelerinde çok az değişiklik yapılmıştır. Formel eğitim günümüzde halen, birçok kişinin fiziksel olarak bir sınıfa veya oditoryuma toplanması, karşılarına konusunda uzman birinin çıkarılması ve bu uzmanın tek yönlü bilgi aktarması üzerine kuruludur. Birçok açıdan sakıncaları olan bu model özellikle yüksek öğretimde sürdürülebilirliğini yitirmek üzeredir.

Eğitimle ilgilenenlerin günümüzün gerçekleri ile yüzleşme zamanı gelmiştir. Konuya hizmeti satın alanlar açısından bakıldığında üniversitelerin ve yüksek eğitim veren diğer kurumların müşterilerinin kimler olduğu sorusunun cevabını aramak gerekir. Cevap o üniversiteye kayıt olmayı düşünen öğrencilerdir. Bu öğrencilerin geçmiş kuşaklardan en büyük farkı, doğuştan dijital olmalarıdır. Bu gençlerin beklentisi, kendilerine sunulan hizmetlerin, alan fark etmeksizin, dijital olmasıdır. İşte tam da bu sebeple yüksek eğitim veren kurumların, kendilerini müşterileri ile aynı çizgiye getirmeleri gerekmektedir. Bu kurumlar mesleki eğitim almak isteyenlere olabildiğince dijital bir deneyim sunmak zorundadırlar. Kurumlar öğrenci adaylarına hem henüz seçim yapmak için girişimde bulundukları dönemde bu deneyimi yaşatmak, hem de bu online uygulamaları kaçınılmaz olarak eğitimin içine yerleştirmek durumundadırlar.

Geleneksel eğitim anlayışı bugün esas olarak üç noktada tıkanmış ve alarm vermektedir. Bunlar, eğitimin finanse edilmesi, genç nüfusun artışı ve eğitim konusunda kültürel anlayış farklılıklarıdır. Birinci madde olan eğitimin bedelinin yüksekliği dünyanın her yeri için geçerli bir zorluktur. Her ülkede büyük çoğunluk için, çocuklarının yüksek eğitimini finanse etmek zorlayıcı veya bazıları için imkânsızdır. İkinci nokta, artan genç nüfusla bağlantılı olarak talepten kaynaklanan fiziksel kapasite sorunudur. Örneğin, UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) sadece öğrenci kontenjanındaki sınırlılıklardan ötürü 2025 yılında, 100 milyon öğrencinin yüksek eğitimden mahrum kalacağını öngörmektedir. Geleneksel eğitim anlayışının sıkıştığı üçüncü nokta ise, kültürel alandır. Dünyada bazı gruplar, yüksek eğitim için yeterli finansal birikime sahip olmalarına rağmen içinde bulundukları toplumun engellemesiyle karşı karşıyadır. Örneğin, radikal dini görüşlerin egemen olduğu kültürlerde yaşayan birçok gencin, özellikle kızların, eğitim almaları ya da sürdürmeleri uygun ve kabul edilir davranışlar olarak görülmemektedir.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerindeki ortak sorun eğitim bekleyen genç bir nüfusa sahip olmalarıdır. Yüzyılı aşan geçmişleriyle övünen ve neredeyse hiç değişim göstermemiş ancak uzun yılların birikimi ile elde edilmiş marka algısı ile üst sıralamalarda yer alan üniversiteler için alışageldikleri modelin dışına çıkma zamanı gelmiştir. Bu değişimi hızlı bir şekilde gerçekleştiremeyenler son kullanma tarihi geçmiş ürünlerle aynı akıbete uğrayacaklardır. Eğitim önümüzdeki beş yıl içinde teknolojinin sunduğu imkanlarla erişilebilirlik, çeşitlilik ve kalite açısından tamamen değişim gösterecektir.

Eğitimde Yeni Bir Boyut Olarak MOOC

Dijitalleşmenin doğurduğu zorunluluklar akademik hayatta da değişimi başlatmıştır. Bunun en dikkat çeken örneği Kitlesel Açık Online Kurslar – MOOCs (Massive Open Online Courses)dır. Bu girişim önümüzdeki dönemde sektörün yapısını en ciddi şekilde etkileyecek girişimlerden biridir.

Dünyada bu alanda üç büyük oyuncu olarak Coursera, edX ve Udacity. öne çıkmaktadır. Bu üç oyuncunun yanısıra birçok farklı girişimin olduğu bilinmektedir. Bu kurumlar online kurslarını, dünyanın her yerindeki her yaştan milyonlarca kişiye bedelsiz olarak sunmaktadır. Bunun esas sebebi iş modellerinin oturmuş olmamasıdır. Ancak sonuç olarak, internet bağlantısı ve öğrenmeye niyeti olan her yaştan insan bu eğitime ulaşma imkanına sahiptir. Yukarıda sıraladığımız üç girişimin sundukları dersler ve modüller dünyanın en iyi üniversiteleri ve en iyi hocaları tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. Sistem öğrencinin gösterdiği performansa göre kredi almasını mümkün kılmaktadır. MOOC’lar aracılığı ile eğitim kara tahtalı sınıftan, online videolara ve egzersizlere, interaktif sanal laboratuvarlara ve oyunlaştırmalara (gamification) geçmiştir. Bir başka radikal fark da, eğitim performansının kaçınılmaz bir parçası olan not verme konusunda görülmektedir. Bu uygulamada online olarak akranlar birbirlerini puanlamaktadır. Ayrıca öğrenciler sıkıştıkları noktalarda ve düşük not aldıkları konularda online forumlara katılarak birbirlerine destek olmaktadırlar. Böylece bir öğrenci anlamadığı bir konuyu sorarken iki kere düşünmekte, bir başkası da cevaplarken kendi öğrendiğini tekrarlayarak pekiştirmektedir. Sonuç olarak, öğrenmenin harmanlanmış (blended) modelini uygulayan ve tamamen ters yüz öğrenme (flip learning) ilkeleri üzerine kurulu bir yaklaşım akademik hayata taşınmıştır.

Bir MIT profesörünün, MOOC’ların eğitime sağladığı erişim ve katılımcı sayısı açısından verdiği örnek son derece ilginçtir. MIT’inin en zor modüllerinden biri olan “sert devreler ve elektronik” (hard circuits and electronics) kursuna hiçbir pazarlama bütçesi ayrılmadığı halde, 2,5 sene önce 162 ülkeden 155,000 öğrenci kayıt olmuştur. Bu sayı, MIT’inin 150 yıllık mezunlarının toplamından daha fazladır. 155,000 öğrencinin katıldığı, son derece zor olan bu online kursu 7200 öğrenci başarı ile tamamlamıştır. Geleneksel metotlardan yola çıkacak olursak bu dersi veren profesörün 7,200 öğrenciye ulaşması için yıl başına 2 sömestirden toplam 40 yıla ihtiyacı vardır. San Jose State Üniversitesi’nde yapılan bir başka çalışmada, başarısızlık oranı yüzde 40-41 arasında olan bu kurs, tersyüz öğrenme modeline göre harmanlanmış eğitime çevrilmiş ve uygulama sonrasında başarısızlık oranının yüzde 9’a düştüğü saptanmıştır.

Harmanlanmış eğitim ve tersyüz öğrenme modelinin başarılı olmasının beş büyük nedeni vardır Bunlar; öğrenmede aktif rol üstlenme, kendi hızında ilerleme, hızlı geri bildirim alma, akrandan öğrenme ve oyunlaştırmadır.

Artık Herkes Üniversite Mezunu

Bir başka çarpıcı ve öncü yaklaşım ise University of the People’ın uyguladığı modelde ortaya çıkmaktadır. Öğretmeyi hayatlarına misyon olarak seçmiş, bilgi paylaşımını seven, NYU, Yale, Oxford gibi üniversitelerden 3000 hoca bu online üniversitede hizmet vermektedir. Uluslararası akreditasyonu olan eğitim sadece iki uzmanlık alanında verilmektedir. Bu alanlar, öğrencilerine iş bulma imkânını en fazla sağlayacak ve tüm dünyada en fazla talep edilen “işletme” ve “bilgisayar mühendisliği”dir. Tamamen elektronik ortamda eğitim veren bu üniversitenin herhangi bir “kampüs gideri” yoktur. Ayrıca üniversitenin kapasite ile ilgili hiçbir endişesi bulunmamaktadır. Çünkü bütün operasyon www.uopeople.edu gibi pratik bir adresten yürütülmektedir. Öğrenciler için ders kitabı masrafı da yoktur, çünkü eğitim kaynakları ağ ortamında bedelsiz ve herkesin erişimine açıktır. Eğitimin hiçbir bedel karşılığı olmadan verildiği bu üniversitede, öğrencilerden finansal olarak beklenen tek şey, kendi sınavlarının masraflarını karşılamalarıdır. Her sınavın bedeli 100 dolardır ve öğrenci her yıl 10 ders almaktadır. Sonuç olarak bir öğrenci dört senede toplam 4,000 dolara üniversite mezunu olma imkanına sahiptir. 2009 yılında kurulan University of the People, şimdilik 143 ülkeden 1794 öğrenci kabul etmiştir Üniversitenin ilk hedefi 2016 yılına kadar 5000 öğrenciye ulaşmaktır. Hedefini tutturmasının yüksek bir ihtimal olduğu göz önüne alınırsa (5000x$1000= 5 milyon dolar), ortaya çıkacak tablo geleneksel olarak bildiğimizden oldukça farklı olacaktır.

University of the People benzeri kuruluşlar müşterilerine (öğrenciler) hiçbir masraf yüklememektedir. Yüksek eğitimde devrim yapacak ve yakın gelecekte dünyanın pahalı üniversitelerini işlevsiz kılacak olan bu sistem lise diploması olan, yeterli İngilizceye ve internet bağlantısı olan herkese açıktır. Bu model yaratıcı, tüm taraflar için fayda sağlayan ve sürdürülebilir bir model olarak görülmektedir. Böylece sağlanacak kaynak, sistemin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını mümkün kılmaktadır.

Bu uygulamalar, MOOC benzeri uygulamaların yüksek eğitimi geniş kitlelere bütünüyle ücretsiz olarak sunulabileceği gibi, aynı zamanda da bunu uygulayan kurumlar açısından son derece karlı bir işe dönüşme potansiyeline sahip olduğunu düşündürmektedir. Bunun uzak bir ihtimal olduğunu düşünenlere Meydan Larusse ve Ansiclopedica Britannica ansiklopedilerinin Wikipedia karşısındaki akıbetlerini hatırlatmakta yarar vardır. Yaklaşık onbeş yıl öncesine kadar rakipsiz gözüken bu ansiklopedilerin adını bugün yirmi yaşında olan hiç kimse hatırlamamaktadır.

Sonuç

Teknolojik gelişmelerin sağladığı imkanlardan ötürü, günümüzün pahalı üniversitelerinin ve yüksek eğitim veren bütün kurumların bugünkü anlayışlarıyla bundan on yıl sonra hayatta kalmaları mümkün görünmemektedir. Bu kurumlar kendilerini ortalama ve standart eğitim anlayışına sahip rakiplerinden ayırt edecek ve müstakbel müşterilerinin kendilerini seçmeleri için üstünlük ve yarar sağlayacak bir hizmet sunmak zorundadır. Çok yakın bir gelecekte bu gelişmelere uyum sağlamak için en hızlı davranan ve alt yapısını bu yönde yapılandıracak kurumlar eğitim alanında varlıklarını sürdüreceklerdir.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar