Yürek Akıl Birliği

İlim, ilim bilmektir
İlim, kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır?
Yunus Emre

Türkçede duyguların ardından gelen eylem sözcükleri hiç dikkatinizi çekti mi? Genellikle duygularımıza “kapılmak”tan söz ederiz. Korkuya “kapıldım”, kızgınlığıma ”yenik düştüm”, öfkeden “kendimi kaybettim”, kararsızlıkla “kalakaldım”, üzüntü “beni çökertti”, kuşkuya “düştüm”, şaştım “kaldım”, sevince “boğuldum”, gibi… Ve yine dikkatinizi çekti mi? Bunlar hep edilgen anlamlar taşıyan, teslimiyet ifade eden fiiller. İ.S. 732-735 yıllarına tarihlenen Orhon Yazıtlarındaki bir cümle Türk kavmine önünü göremeyen, duygularına teslim olmuş bir nitelik atfediyor: “Türk doyunca acıkacağını, acıkınca doyacağını bilmez.” Duygularımızın bizden daha güçlü, bize egemen olduğunu anlatan sözcükler… 

Duygular, amaca hizmet ettiklerinde yol gösterici, harekete geçirici bir işleve sahiptirler. İlkel insan zor koşullarda yaşamını sürdürmek için duygularının önderliğine güvenmek zorundaydı. Duygular tehlike, kayıp, engel karşısında insanı harekete geçmeye hazırlar; bir tür savunmadır. Örneğin korku, tehlike anında kaçma davranışımızı belirler. Karar anında seçim yapabilmek için bugün de duygular bize yol göstermeye devam ediyor. Ne var ki, akılla etkileşimini belli bir dengeye oturtamayan duygular, etkinlik sınırını aştıktan sonra hedef şaşırtıcı, acı verici, hatta yok edici olabilirler. 

Çocuğunu çekiştirip haykıran anneleri düşünün… Fısıldaşan öğrencileri tartaklayan öğretmenleri… Vezne kuyruğuna aradan girmeye çalışanı tartaklayan vatandaşları… Yemeğin tuzu fazla kaçmış diye eşini azarlayan öfkeli kocaları… Müşterinin telefonunu iletmeyi unutan sekreterini herkesin önünde küçük düşüren yöneticileri… Yardımcısının raporu beklentisine uymayınca ortalığı birbirine katan patronları… Ekip arkadaşının dalgınlığı yüzünden yöneticisinden fırça yediği için, kavga çıkaran ya da arkasından dedikodu yapanları… Büyük Millet Meclisi’nde partisine sataşan milletvekilinin üzerine yürüyen parlamenterleri…

Örnekleri çoğaltmak kolay. Bu gündelik yaşam parçalarının ortak yanı dizginlenemeyen duygular… O duygular ki, açıkça ya da örtülü, yıllar boyu aklı başında insanların dengesini bozan birer tehdit olarak algılanmış, bastırılmaları öğretilmiş. Kültürümüzde, iki kuşak önce anne ve babalar, çocuklarını şımarmasın diye uykuda sevmekle övünürlerdi. Müdür Beyler, otoritelerini sürdürmek, sözlerini dinletmek için ‘ağır ol ki molla desinler’ misali, asık suratlı, çatık kaşlı kişilerdi. Öğretmenler, ürkütücü, ulaşılmazdı. Köşe yazarları ‘ben’ zamiri kullanırlarsa laubali olmaktan korkar, kendilerinden ‘biz’ diye bahsederlerdi. Neyse ki değişen bir şeyler var… 

Bu kez de, baskı altında tutulmuş duygular gün yüzüne çıktıkça, sınır tanımaz, gemlenemez, sonuçları öngörülemez, hatta bazen de yıkıcı olabiliyor. Kendimizi bile şaşırtan, karşımızdakini ise dehşete düşüren, beklenmedik davranışlar sergiliyoruz. “Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi” diyor eski bir Türk Atasözü. 

Kendisinin ne hissettiğinden habersiz insan, başkasının da ne hissettiğini bilemez, anlayamaz.

Duygusal zeka insanın etkinliğini artıran bir yetkinlikler bütünüdür. Akıl duygusal zeka olmadan verimli çalışmaz. Beyinle yürek arasında çelişki değil, karşılıklı alış veriş, birbirini tamamlama vardır. Aslolan duygusal beyinle akılcı beynin işbirliğini sağlamaktır. Yaşamın anlamı akıl ile duyguların kaynaşmasında, sinerjisinde gizlidir.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar