• Zenginler Neden Mutlu Değil?

    “Onsekizinci yüzyılda Jeremy Bentham, kurumsal politikaların amacının toplumdaki mutluluk ortalamasını yükseltmek olduğunu savunmuştu. İktisat bilimi de bu ilkeden hareketle insanlara yarar ve mutluluk sağlama ekseninde şekillendi. Oysa günümüzde yapılan araştırmalar gayrisafi yurtiçi hâsılanın (GSYİH) refahı belirleyici bir etken olmadığını kantılamış bulunuyor. İkinci Dünya Savaşından sonra Batı Dünyasında GSYİH büyük sıçramalarla arttı, ancak insanların mutluluğunda hiçbir artış kaydedilmedi. Ekonomik koşulların mutluluğa katkılarını anlamak için, daha fazla psikoloji bilmemiz gerektiği anlaşılıyor.”

    Devamı
  • Yeni Nesil İletişim Araçları ve Pozitif Deneyimler

    “Bir zamanlar sadece belli kitle ve kurumlar tarafından bilgi sunulan bir ortam olan web, artık kullanıcıları tarafından şekillendirilen bir platform olma yönünde emin adımlarla ilerliyor. Web sayfalarının pek çoğunda, okuduğunuz bir metne, bir habere yorumlarınızı ekleyebiliyor, konu ile ilgili kişisel düşüncelerinizi ya da deneyimlerinizi paylaşabiliyorsunuz. Yeni nesil iletişim araçları sayesinde, sanal bir kimlik var ederek, kendisini bildikleriyle ve yaşadıklarıyla ortaya koyan birey, aynı zamanda kendini tanıma yolunda da önemli bir adım atmış olur. Fikirlerini, deneyimlerini, yazılı olarak milyonlarla paylaşır, onların yorumları ile fark etmediği şeylere odaklanır ya da yeni şeyler öğrenir. İçsel tatminin yanı sıra, sosyal olarak da kendini bir grup içerisinde var eder, sosyal bir kimliğe bürünür ve sorumluluk alır. Sanal alemdeki bütün gelişmeler, bireye kendini özgürce ifade etme, kendini tanıma, yeni deneyimlerle karşılaşma, sınırlarını zorlama ve sürekli kendini geliştirme olanakları sunuyor.”

    Devamı
  • Siz Mutluluğun Resmini Yapabilir misiniz?

    “İnsanların kendilerine sorulduğunda “mutlu ya da mutsuz olduklarını söylemeleri” gerçekten öyle olduklarını gösterir mi? Kahneman’a göre, “Hayatınızdan ne kadar memnunsunuz?” gibi sorular, anılara bağlıdır ve anılar gerçek yaşantılarla ilgili nesnel bilgi vermekten uzaktır. Kahneman mutluluk algısını ikiye ayırıyor: Bireyin olayı yaşarken o anda hissettiklerini nesnel mutluluk, olayı sonradan hatırlarken, o olayla ilgili duygu ve izlenimlerini ise öznel mutluluk olarak niteliyor. Nesnel mutluluk anlık, öznel mutluluk ise, kişinin yaşadıklarından arda kalan, başı sonu belli, şiddetli duyguların yaşandığı zirve noktalarına sahip bir hikâyedir. Mutluluğu sorgularken bu iki boyutu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Anılarımızda kalan, yaşanan duygunun doruk noktası ile en sonda yaşanan duyguların ortalamasıdır. Bu nedenledir ki, bir çalışanın kusurunun grup içinde uygun olmayan bir dille yüzüne vurulması performansını olumsuz etkilerken, hatanın uygun bir dille açıklanması ve ardından da güçlü özelliklerine atıfta bulunarak hatayı önleme yollarının gösterilmesi performansı yükseltebilir.”

    Devamı
  • Psikolojik Yatırım Araçları Performans Gelirlerini Artırıyor

    “Psikolojik sermayeye sahip kişiler, zor işlerin altından kalkabileceklerine güvenir, zorlayıcı durumların aşılabileceği konusunda iyimserdir, sebat ederlerse işlerin gidişatını değiştirip hedefe ulaşabilecekleri umudunu taşırlar ve başarısızlığa uğrasalar bile başa dönüp yeniden istekle hedefe odaklanabilirler. Psikolojik sermaye öğeleri sinerjiktir ve birini güçlendirmek diğerlerini de güçlendirir. Yeterlilik, iyimserlik, umut ve esneklik bulaşıcıdır. Başkalarından beklediğiniz davranışları önce kendiniz sergileyin. İnsanları sık sık küçük düşürüyorsanız, onlar da birbirlerini küçük düşürmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacaktır. Her olumsuz ifadenize karşılık üç ila beş olumlu ifade kullanmaya bakın. Araştırmalar, bu orana özen gösteren liderlerin çevrelerindeki değişimi fark edeceklerini göstermektedir.”

    Devamı
  • Olumlu Potansiyeli Ateşleyen Yöntem: Olumlayıcı Sorgulama

    Olumlayıcı sorgulama, alışkın olduğumuz problem çözme yaklaşımından farklı bir bakış açısını vurgular. Problem çözme yaklaşımı şu soruyu sorar: “İyi sonuç vermeyen davranışlarımızdan ders alarak, bundan sonra benzer durumlarda nasıl daha iyi sonuç alabiliriz? Şimdi olumlu sonuç vermeyen, başarısız davranışlarımızı sıralayalım.” Olumlayıcı sorgulama yaklaşımının odaklandığı soru ise farklıdır: “İyi sonuç veren davranışlarımızı nasıl daha da artırabiliriz? Sözcüklerin taşıdığı olumlu ve olumsuz duygusal anlamlar insanların düşünme biçimini etkiler. Olumlu mesajlar insanlara doğruda etki yapar, harekete geçirirken, araştırmalar insan beyninin olumsuz mesajları algılamakta direndiğini hatta reddettiğini göstermektedir. Ekiplerde olumlu sorgulama yaklaşımı, işbirliği ve sinerjiyi destekleyen bir iklim yaratır. “İşe yarayana odaklanarak” ekibi geliştirmeyi amaçlar. Olumlu bir değişime heves ve canlılık kazandıracak gücü açığa çıkarmada olağanüstü etkilidir.

    Devamı
  • Mutluluğu Uzaklarda Aramayın!

    Seligman ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalara göre, insanların farklı değerleri ve hayattan farklı beklentileri var ve buna bağlı olarak da farklı yaşam biçimlerini seçiyorlar. Mutluluğa giden yollardan biri olumlu duygulardan geçer. Gündelik dilde insanlar mutlu olduklarını söylerken genellikle hayattan aldıkları keyfi ve olumlu duygularını dile getirir. Bu bağlamda, sahip olduklarımızın değerini bilerek, bağışlayıcı bir tutumla, hayatın tadını çıkararak, umudumuzu ve iyimserliğimizi koruyarak mutluluğumuzu artırırız. Mutluluğa giden yollardan biri de güçlü yönlerimizi bizim için anlamlı bir amacın hizmetine sunmaktır. Bu amaç kişiye göre, aile, iş, bilim, adalet, toplum ya da ruhani bir amaç olabilir. Bu düzey kişinin hayatına anlam ve amaç katar. Mutluluğun yapıtaşları kişinin güçlü özellikleridir. Araştırmalar, anlamlı ve dolu dolu bir hayatın, özellikle de yürekten gelen özelliklere, güzelliklerden tad almaya, değerbilirliğe, umuda ve sevgiye bağlı olduğunu göstermektedir.

    Devamı
  • Kurumların Unuttuğu Olumlu Potansiyel

    “Pozitif Örgütsel Çalışmalar Grubu, kurumların sahip olduğu, ancak kârlılık ve rekabet baskısı nedeniyle bastırdığı, göz ardı ettiği, beslemediği, varlığını unuttuğu olumlu süreçlerin ve erdemlerin, en zorlayıcı durumlarda nasıl göz kamaştırıcı finansal sonuçlar yarattığına dikkat çekmeye çalışıyor. Çalışan verimliliğini ya da moralini artırmak adına yapılan toptancı ve çoğu kez yararsız uygulamalar yerine, çalışanlara bireysel özellikleri doğrultusunda yaklaşan ve anlamlı işler çıkarmalarını sağlayan güçlendirici yaklaşımları vurguluyor. Kurumsal öğrenmeyi, çalışan bağlılığını, liderlik gelişimini, sürdürülebilir karlılığı daha etkili kılmak için güçlü yönleri geliştirmek gerektiğini göstermek istiyor. Pozitif Örgütsel Çalışmalar Grubu, kurumların olumlu dinamiklerini ve olumlu süreçlerini harekete geçirerek, olağanüstü olumlu ya da beklenmedik sonuçlar alınabildiğini kanıtlamayı hedefliyor.”

    Devamı
  • İş Hayatında Doyum, Özel Hayatta Mutluluk

    İş Hayatında Doyum, Özel Hayatta Mutluluk

    “Son yıllarda, temel psikoloji bilgisine sahip olmayan kişilerin piyasaya sürdüğü iki geçersiz görüş var. Bunlardan birincisi, “İstersen başarırsın”, ikincisi ise “Kendine güven, başarırsın” Bu iki görüş de sınırlı bir geçerliliğe sahip olduğu halde, psikolojide “Barnum Etkisi” olarak tanınan genelleme etkisi sonucunda “bütünüyle doğru” olarak algılanmaktadır. Hayat karşısında olumlu yaklaşımın, insan davranışları, tutumları ve elde edilen sonuçlar üzerindeki dönüştürücü etkileri artık biliniyor. Ancak olumlu bakış açısı ve iyimserliği, naif ve içi boş bir özgüven ve “istersen başarırsın” düzeyine indirgemek, konunun ciddiyetini ve önemini hafifletmektedir. Ne insan, ne de yaşam bu denli yalın ve basit değildir.
    Herkes mutlu olmak ister. İnsanlar birbirlerine her fırsatta mutluluk dileyen kartlar atar, mutluluk dileklerini iletirler. Ancak mutluluğun tanımını yapmak çok da kolay değildir. İnsanın istediklerini elde etmesi midir mutluluk, yoksa elde ettiklerini sevmesi midir? Mutluluk kişinin yaşadığı hayattan genel olarak hoşnut olmasıdır. Bunun içine, içinde yetiştiği ailesi, ekonomik durumu, sağlığı, mesleği, eşi veya partneri ve varsa çocukları girer. Hayat doyum puanı, bu alanlarda kişinin kendisini ne ölçüde hoşnut hissetmesine bağlıdır.”

    Devamı
  • Hatalarla Barışmak ve Olumluya Odaklanmak

    “Son on yılda öne çıkan “olumlu tutum” yaygın bir söylem olarak her alanda karşımıza çıkıyor. Kuşkucuların zaman zaman “pollyannacılık” diyerek iğnelemelerine karşın, olumlu yaklaşımın ve beraberindeki iyimserliğin, gerek bireylerin gerekse kurumların hayatında gözle görülür, somut ve hatta ölçülebilir sonuçları olduğu tartışılamaz. Olumlu tutumun bireyin mutluluğuna yaptığı katkının yanı sıra, iş hayatındaki başarıya ve kurumsal ortama katkısı aynı oranda önemlidir. Kişisel inisiyatif, karşılaşılabilecek fırsatlara ve problemlere hazırlıklı olma ve engelleri aşabilme özelliklerini içeren, kendiliğinden ortaya çıkan davranıştır. İnisiyatif sahibi kişiler, iş kaybını daha kolay ve hızlı aşar, yeni kariyer şansları yaratır, iş ortamlarına olumlu katkıda bulunur ve hatta inisiyatif alma, yetenekleri sürekli artırır. İnisiyatife değer veren bir iş iklimine sahip şirketlerde kârlılığın önemli ölçüde arttığı da gözlenmiştir. Hatalara olumlu yaklaşmak aynı zamanda kişinin hatalar karşısında düş kırıklığına uğramasını ve hevesinin kırılmasını önler, olumlu duyguların ve şevkinin canlı kalmasını sağlar.”

    Devamı
  • Güneşe Uzanan Eller Gibi…

    “Olumluya odaklanmak, tüm insanların düşlediği olumlu bir geleceğin oluşturulmasında en etkili itici gücü oluşturmaktadır. Olumlu kavramlar insanların sahip olduğu kendi kendini iyileştirme gücünü uyandırır. Olumlu öneriler ve inançlarla oluşan beklentiler plasebo etkisi yapar ve gerçekliğin olumlu yönde değişmesini sağlar. Araştırmalar, insanların olumlu tutum karşısında heliyotropik davranışlar gösterdiğini, daha fazla çaba, dikkat, katılım ve işbirliği sergilediklerini göstermektedir. Sonuç olarak olumlu yaklaşımlar insanların performansını artırmaktadır. Üstelik olumlu yaklaşımların sistemli bir hale getirildiğinde, olumlu sonuçların uzun ömürlü olduğu da görülmektedir.”

    Devamı
  • Genç ve Olgun Ekiplerde Olumlayıcı Sorgulama

    “Yeni kurulan ekiplerin en öncelikli sorunlarından biri, bireylerin katıldıkları yeni ekip içinde kimlik arayışları ve kimliklerine uygun bir rol üstlenme çabalarıdır. Üstlenilen rollerin birbirini tamamlar nitelikte olması gerekir. Üyelerden birinin belirli bir rolü üstlenmesi, diğer üyelerin de o rolle bağdaşan tamamlayıcı rollere razı olmaları anlamına gelir. Bir ekip üyesinin liderlik rolünü üstlenebilmesi için, diğerlerinin takipçi rolünü kabul etmelidirler. Yeni oluşan ekiplerde üyeler kendilerine bir rol biçerken, istemeden de olsa, öteki üyeleri, belki de hiç istemedikleri rolleri üstlenmeye mecbur etmiş olurlar. Ekip gelişimi sırasındaki bu olgu fırtına adı verilen evreye denk gelir. Olumlayıcı sorgulama, ekibin fırtına evresinden geçmeden, sancısız bir biçimde durulma evresine girmesini sağlamaktadır. Olgunlaşmış ekipler genellikle durulma evresine ulaşmış ve daha çok başarıya odaklanmıştır. Vizyonları ve performans hedefleri bellidir. “Ekip amaca yönelik çalışıyor mu? Etkili sonuçlar alıyor mu?” sorularına cevap ararlar. Ortaya çıkan sorunlar genellikle ilişkilerden, çeşitli nedenlerle güvenin sarsılmasından, göz ardı edilen çatışmalardan, yüzleşme çekingenliğinden, kararları benimsememek ve uygulamamaktan kaynaklanır. Olumlayıcı sorgulama aracılığıyla ekibin başarılı yaşantıları sorgulanır, güçlü özellikleri konusunda güven tazelenir, yeni bir enerji ve inanç kazandırılır. Açıkça dile getirilmeyen huzursuzluklar ve çatışmalar giderilir, güven pekiştirilir. Olumlayıcı sorgulama, daha iyiyi gerçekleştirebilmek için, en verimli tecrübelerle ilgili hikâyeleri bir araya getirir. Bu yöntemle ekibin güçlü yönlerine ilişkin özgüveni ve anlam duygusu pekiştirilir.”

    Devamı
  • Bizi Ne Mutlu Ediyor?

    “Illinois Üniversitesinden Diener ve Seligman’ın yaptıkları bir araştırma, mutlu kişilerin en büyük mutluluk kaynağının, arkadaşlarına ve ailelerine bağlılık ve onlarla geçirdikleri zaman olduğunu ortaya koymuş. Uzun yıllardır mutluluk üzerinde çalışan Diener, “Şunu iyi bilin ki, hiçbir şey başkalarıyla ilişkiler, yakın insani bağlar ve sosyal destek kadar mutlu etmiyor” diyor. Psikolog Lyubomirsky mutluluğu artıran etkenler üzerinde geniş çaplı bir araştırma yürütüyor. Lyubomirsky’ye göre, mutluluğu artıran etkili yolların başında, hayatınızda varlığından ötürü şükran duyduğunuz şeyleri bir günlüğe kaydetmek. Mutluluğu artıran etkenlerden bir başkası da, başkalarına ilgi göstermek ve yardımseverlik.”

    Devamı