Siz Mutluluğun Resmini Yapabilir misiniz?

Yaşamı sorgulayan tek canlı olan insanın vazgeçemediği, hiçbir yanıtla da yetinemediği konuların başında mutluluğun ne olduğu gelir. Artık bu konuda görüş üretene düşünürlere, sanatçılara ve hatta sokaktaki sade vatandaşlara, mutluluğu bilimsel yöntemlerle ele alan pozitif psikoloji temsilcileri de katıldı. Ekonominin temel varsayımlarını altüst eden çalışmalarıyla ünlü, Nobel Ekonomi Ödüllünü alan tek psikolog Daniel Kahneman da onlardan biri… 

İnsanların kendilerine sorulduğunda “mutlu ya da mutsuz olduklarını söylemeleri” gerçekten öyle olduklarını gösterir mi? Kahneman’a göre, “Hayatınızdan ne kadar memnunsunuz?” gibi sorular, anılara bağlıdır ve anılar gerçek yaşantılarla ilgili nesnel bilgi vermekten uzaktır.Kahneman mutluluk algısını ikiye ayırıyor: Bireyin olayı yaşarken o anda hissettiklerini nesnel mutluluk, olayı sonradan hatırlarken, o olayla ilgili duygu ve izlenimlerini ise öznel mutluluk olarak niteliyor. Nesnel mutluluk anlık, öznel mutluluk ise, kişinin yaşadıklarından arda kalan, başı sonu belli, şiddetli duyguların yaşandığı zirve noktalarına sahip bir hikâyedir. Mutluluğu sorgularken bu iki boyutu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. 

Tatil dönüşü size nasıl geçtiğini sorsalar, doğal zenginliklerin, yemek ve şarapların, sıcakkanlı insanların, cıvıl cıvıl sokakların güzelliğini hatırlayıp, büyük olasılıkla “Harika!” dersiniz. Oysa taksi şoförü tarafından aldatıldığınızda, şık restoranlardan birinde cüzdanınızı kaybettiğinizde, hiç de “Harika!” hissetmiyorsunuzdur. Kahneman, mutluluğu değerlendirirken, geriye dönüp yaşanmış olanlara bakmanın yanı sıra, belli bir anda yaşanmakta olanları da incelemeyi öneriyor. 

Kahneman’ın yankı uyandıran deneyinde, acı veren tıbbi bir tetkikten geçen hastalar iki gruba ayrılmış ve birinin tetkiki 22 dakika, diğerininki 8 dakika sürmüş. 60 saniyede bir duydukları acının şiddetini 1’den 10’a kadar puanlamaları istenmiş. Daha sonra ne yaşadıkları sorulduğunda, uzun tetkikten geçenlerin yaşantıyı daha “kötü” nitelemeleri beklenirken, tam tersi olmuş. Kısa işlem sırasındaki en şiddetli acı anı işlemin sonuna yakın olduğu için yaşantıdan akılda kalan şiddetli acı olmuş. Diğerinde ise, yaşantının en acı veren noktasıyla sonu arasındaki görece uzun süre, acı ortalamasını düşürmüş. 

Anılarımızda kalan, yaşanan duygunun doruk noktası ile en sonda yaşanan duyguların ortalamasıdır. Bu nedenledir ki, bir çalışanın kusurunun grup içinde uygun olmayan bir dille yüzüne vurulması performansını olumsuz etkilerken, hatanın uygun bir dille açıklanması ve ardından da güçlü özelliklerine atıfta bulunarak hatayı önleme yollarının gösterilmesi performansı yükseltebilir

Tam tersi bir durumda, örneğin bir müzik tutkunu, sevdiği bir senfoni kaydını yarım saat boyunca zevkle dinlemişken, bir çizikten yayılan cızırtı yüzünden, 26 dakikalık keyfini unutup, “Kayıt berbattı” diyebilir. Bir şirkette çalışanlar için olumlu bir iş ortamı yaratmak için gösterilen çabalar, bazen bir yöneticinin yanlış bir çıkışı nedeniyle unutulup, üstyönetimin değerbilmezlik olarak niteleyebileceği bir huzursuzluğa neden olabilir. Hatırlayan benlik, çoğu zaman nesnel mutluluğu göz ardı edip yanılabilir. 

Psikolog Davidson’ın yaptığı bir araştırmada, deneklerin hayatlarından memnun olduklarında sol, memnuniyetsiz olduklarında sağ yarımkürelerinde yoğun faaliyet saptanmış. Bir kişi hariç! Onun yalnızca sol beyninde faaliyet görülmüş. Bu kişinin yıllarca olumsuz durumları zihninde canlandırarak kızgınlığını kontrol etmeyi ve mutsuzluk yaratan şeyleri kafasından kovmayı öğrenmiş olan Budist bir rahip olduğu. Alıştırmaların beyinde değişime yol açtığı ve sağ yarımküreyi devre dışı bıraktığı tespit edilmiş. Bilim adamları bu araştırmadan, mutluluğun çaba gösterilince kazanılan bir beceri olduğu sonucunu çıkarmaktadırlar. 

İnsanlar mutluluklarını nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar, hayatın her alanında olumlu yaşantıları artıran ve olumsuz yaşantıları azaltan önlemler ve tutumlar geliştirmenin önemli olduğu görülmektedir. Öznel mutluluğu incelerken, nesnel mutlulukları da artırmaya bakmak insan yaşamına renk ve anlam katacaktır.

Kaynak:

  1. Kahneman, D. ve Riis, J. “Living, and Thinking About it: Two Perspectives on Life”, The Science of Well-Being, 2005, Oxford University Press.
  2. Kahneman, D. ve Krueger, A.B. “Developments in the Measurement of Subjective Well-Being”, Journal of Economic Perspectives, vol. 20, no.1, winter 2006, s.3–24.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar