“Zihin Açıklığı”nı Garantileyen, Akıllı Eğitim Tasarımları

Dijital öğrenmede bilgilerin daha verimli ve etkin aktarılması ve öğrenmenin daha kalıcı ve derin olması için eğitim tasarımında göz önünde bulundurulması gereken noktaları tartışıyoruz.

Öğrenme sürecinde fark yarattığı öne sürülen yeni yöntemler ve dijital sistemlerle desteklenen eğitim tasarımları, teknolojiyle evrilen yeni davranış kalıplarıyla uyumlu gelişim ortamları oluşturmak için amansız bir yarışın içinde. Bilgiye her yerden erişim imkanı sunan, öğrenenin yönetiminde esnek ve çoklu kaynaklarla desteklenen, eğlenirken öğrenmeyi garantileyen, ana mesajı geleneksel yöntemlerden daha kısa sürede aktarmayı vaad eden, mobil ve informel öğrenme yöntemleri adeta altın çağını yaşıyor. Bu sayısız alternatifi öğrenme performansının başarısı açısından değerlendirme ve sonuca götüren inovatif yöntemlerle yola devam etme gerekliliği aynı hızda önem kazanıyor.

Bu yazıda etkin öğrenme sürecinin temelini oluşturan zihinsel kazanımları ele alacak, bu kazanımların önündeki zihinsel/bilişsel yük engeline değinecek, öğrenilen bilginin gerçek hayata aktarılması ve online öğrenmenin daha etkin kılınması için öne çıkan tasarım unsurlarından söz edeceğiz.

Zihinsel kazanımlar

Öğrenme sürecinden elde edilecek kazanımları üç başlık altında değerlendirebiliriz: Zihinsel/bilişsel (cognitive), beceri temelli (skill-based) ve etkisel (affective) kazanımlar1. Öğrenilen bilginin miktarı, çeşidi ve kavramların birbiriyle etkileşimi zihinsel; bilginin yeniden derlenerek davranışa dönüşmesi beceri temelli kazanımları ifade ediyor. Eğer tutumsal, ileriye dönük ve motivasyonel eylem planları buna eşlik ediyorsa, kişide gerçek bir etki bırakmış, yani etkisel düzeyde kazanımlardan söz edebiliyoruz.

Sunulan bilgiyi yeniden işleyerek zihnimizdeki sözel kaynaklarla birleştirmek (örneğin görsel olarak izlediğimiz bir eylemi zihnimizde cümlelere dökebilmek), öğrenileni beceriye dönüştürmek için gerekli sayılıyor. Uygulama yapmak, katılımcıların yöntemsel bilgi açısından zenginleşeceği zihinsel modeller geliştirmesini sağlıyor. Böylelikle, davranış düzeyinde içselleştirilmiş bir öğrenme gerçekleşiyor1.

Peki bu neye hizmet ediyor? Öğrendiğimiz bilgiyi uygularken kazandığımız ve otomatikleşen davranış kalıpları, daha karmaşık durumlarla karşılaştığımızda, konuya yaklaşım biçimimizi geliştirecek stratejiler oluşturmak için bize alt yapı sunuyor1. Size bisiklete binmekle ilgili bir video izletildiğini düşünün. Bisikletin temel aksamları ve sürücünün pedalları nasıl yönettiğini gördünüz ve bunu zihninizde görsel ve sözel olarak kodladınız. Gerçek bir bisikletle alıştırma yapmaya başladığınızda, kodladıklarınız yöntemsel bilgiyle zenginleşiyor. Düz yolda kazandığınız bu deneyimle, eğimli bir arazide bisiklet sürmeniz gerektiğinde, artık pedala hangi sırayla basacağınızı düşünmüyor, zihinsel enerjinizi etkin bir sürüş stratejisi geliştirmeye odaklayabiliyorsunuz.

Zihinsel yükü yönetme

Bilginin kazanılması, organize edilmesi ve strateji geliştirilmesi zihinsel düzeyde gerçekleşen kazanımlarla mümkün oluyor. Peki insan zihninin öğrenme sürecinde hangi zorlukları aşması gerekli? En temel zorluk, sınırlı bir zihinsel kapasitemiz olması. Eğer bize sunulan bilgi kapasitemizi aşarsa, anlamlı öğrenmeyi (meaningful learning); yani bireysel çıkarımlarımızla gelişim sürecini taçlandıracağımız kazanımları elde edemiyoruz. Bilginin birden fazla kanaldan sunulduğu çoklu sistemlerde (multimedia learning) sıklıkla görülen zihinsel yükü (cognitive load) aşmak için, eğitim tasarımcılarının kullanabileceği farklı yöntemler bulunuyor2.

Bir sıra izlemek yerine görsel ve sözel bilgiyi aynı anda; yani senkronize sunmak, bunun için “hikayeleştirilmiş” sözel malzemeyle görselleri açıklamak, arka fon müziği gibi zihinsel yükü artıracak gereksiz uyaranlardan kaçınmak, karmaşık konuların öğrenilmesi için temel kavramlara aşinalık sağlayacak ve böylelikle sonraki aşamalarda sebep-sonuç ilişkisi kurmayı kolaylaştıracak bir ön hazırlık eğitimi organize etmek ve yine video tasarımlarında sözlü tekrar ya da ok görseli gibi çeşitli uyaranlar kullanarak önemli bilgilere dikkat çekmek bu yöntemler arasında yer alıyor.

Duruma bağlı biliş (Situated cognition)

Bilginin beceriye dönüştürülmesi için uygulama yapmak gerektiğini paylaşmıştık. İşte duruma bağlı biliş kavramı (“durumlu biliş” olarak da adlandırılıyor) burada devreye giriyor. Kavram, bilginin kişinin bulunduğu ortamla sürdürdüğü etkileşimden doğduğu görüşüyle açıklanıyor. Buna göre, gerçeğe yakın öğrenme ortamlarının oluşturulmasında dört etken rol oynuyor3: Bağlam, içerik, uygulama ve değerlendirme.

Dijital sistemlerle oluşturulan sanal öğrenme ortamlarının da bu unsurlar göz önünde bulundurularak tasarlanması önemli. Sanal olsun veya olmasın; bu kavramın eğitim tasarımındaki karşılığı iş simülasyonları. Sunulan ortamın çıkarım yapabilme, süreci izleme ve problem çözme yöntemlerini yeniden düzenleme, üst biliş becerilerini kullanabilme; yani kişinin öğrenme çıktılarını kendi kendine değerlendirebilmesi konularında teşvik edici olması gerekiyor. Duruma bağlı zihinsel değerlendirmeler yapabilmek; doğru ya da içinde bulunulan koşullara uygun bilginin ihtiyaç duyulan yerde kullanılmasını, kişinin hedef ve beklentilerine göre performansını gözden geçirmesini sağlıyor. Kişinin kendi deneyimlerine dayanan seçimler yapması, tutum değişikliğini; yani etkisel kazanımları kolaylaştırıyor.

Zihinsel buradalık (Cognitive presence)

Peki, sanal veya online öğrenme ortamlarında etkileşimi sağlamak yeterli oluyor mu? Bu sorunun cevabı zihinsel/bilişsel buradalık (cognitive presence) kavramında yatıyor. Fasilitatör ya da öğrenme ortamındaki diğer kişilerle kurulan sosyal etkileşimler, ne yazık ki yeterli değil4.

Kişilerarası etkileşimin sıklığı, tarafların birbiriyle uyumlu bir ilişki içinde olduğuna işaret etse de, katılımcıların zihinsel olarak aktif varlık göstereceği, anlamlı bir öğrenme sürecini garantilemiyor. Zihinsel buradalığı artırmak için eğitim tasarımcıları veya fasilitatörlerin eleştirel düşünceyi teşvik etmesi, yapılandırılmış tartışma ortamları sunması, monologtan kaçınarak koçluk ve liderlik etmeleri gerekiyor. Aslında bu kendi zihinsel varlıklarını da etkin kılmaları gerektiği anlamına geliyor. Ancak bu şekilde katılımcıların sorumluluk ve adanmışlık duygularıyla hareket etmeleri, bulundukları sanal ortamdan gerçek bir öğrenme deneyimiyle ayrılmaları mümkün olabilir.

Sonuç

Hayatlarımızı kolaylaştıran teknolojinin, zihinsel kapasitemizi mucizevi bir şekilde artırmadığı bir gerçek. Bu sebeple, yeni nesil dijital araçlar kullanan eğitim tasarımlarının insan zihninin sınırlılıklarının önüne geçecek basit, ama etkili yöntemlerle yapılandırılması ve öğrenme sürecinde zihinsel kazanımlarına yatırım yapılması önem kazanıyor.

Kaynakça:

  1. Kraiger, K, Ford, J K, Salas E. Application of cognitive, skill-based and affective theories of learning outcomes to new methods of training evaluation. Jurnal of Applied Phychology Monograph 1993; 78(2): 311-328.
  2. Mayer, R E, Moreno, R. Nine ways to reduce cognitive load in multimedia learning. Educational Psychologist 2003; 38(1): 43-52.
  3. Choi, J-I, Hannafin, M. Situated cognition and learning environments: Roles, structures, and implications for design. ETR&D 1995; 43(2): 53-69.
  4. Garrison, D R, Cleveland, I-M. Facilitating cognitive presence in online learning: Interaction is not enough. The American Journal of Distance Education 2005; 19(3): 133–148.

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

Personova Kişilik Envanteri Testi