Sosyal Medyanın Sahtelikleri

Sosyal medyanın kurumların pazarlama faaliyetlerinin gündemine gelmesi ile birlikte kurumumuz sosyal medyada nasıl daha popüler görünür soruları sorulmaya başlandı. Kurumların bu konudaki ihtiyaçlarına cevap vermek için “sosyal medya uzmanlığı” adında yeni bir pozisyon oluştu. Bunun ardından sektörün ihtiyacına cevap veren “beğeni “ satan kullanıcılar oluştu. Fakat bu şekilde gerçek olmayan, sahte beğenilerle sahte itibarlı “çok beğenili” hesap ve gönderiler ortaya çıktı. Sosyal medyadaki başarının sahte ve gerçek yüzünü göstermeye çalışan makalede çok tanıdık örnekler göreceksiniz.

Sosyal medyanın 1978 yılında Ward Christensen ve Randy Suess’ın geliştirdiği BBS isimli ilkel sosyal medya aracıyla doğduğu söylense de, tüm dünya kullanıcıları üzerinde en yoğun etkisini, facebook’un kullanıcı ile buluşmasına denk gelen 2004 yılı itibariyle hissettirdi. Günden güne farklılaşan araçlarla etkisini artıran sosyal medya her geçen gün farklı bir yönüyle kendisini gösterdi. Tüm bu yenilikler karşısında yaşanan durumu en iyi anlatan Prof. Dr. Acar Baltaş’ın “her sorunun hızlı, kolay, ucuz ve yanlış bir çözümü vardır” sözü oldu.

Somut sonuçlar vermesi ve takip edilebilirliğinin kolay olması açısından, kurumların pazarlama faaliyetlerinin merkezine yerleşen sosyal medya araçlarında ilk sorun, kurumların hedef belirlediği kişileri kendilerine nasıl çekecekleriyle ilgili yaşandı. Böyle olunca facebook’ta “beğen”enlerin, twitter’da “takip et”enlerin sayısını artırmak, kurumların pazarlama faaliyetlerinde birincil önceliğe yerleşti. Ancak bu önceliği gerçekleştirmek kurumların sandığı kadar kolay olmadı. 

Hızlı, kolay, ucuz ve yanlış çözüm

Kurumların bu isteklerine cevap vermek için önce “sosyal medya uzmanlığı” adında yeni bir pozisyon oluştu ve daha sonra bu uzmanların imdadına yetişen kullanıcı satıcıları belirdi. Kullanıcı sayılarını artırmayı garantileyen bu satıcıların sayesinde kurumlar için Facebook’ta binlerce “beğen” almak, 200-300 TL’ye mâl oluyor; yani daha önce gazetelere verilen ilan maliyetleriyle kıyaslanamayacak kadar düşük ücretlere çözülüyordu . Kısacası kurumlar sorunları için; hızlı, kolay, ucuz ve yanlış çözümü bulmuşlardı. Oysa ki satın aldıkları bu kullanıcılar kurumun hedef kitlesine girmediği gibi gerçek bile değillerdi. 

Çok kısa sürede, bu yöntemi kullanan kurumların sosyal medya hesaplarının kullanıcıları on binlerle ifade edilmeye başladı ve bu kurumlar sosyal medyada “itibar” sahibi oldular. Ancak gün geçtikçe artan beğenen sayısının kurumlara sanıldığı kadar katma değer sağlamadığının farkına varılması çok zaman almadı. Hatta kurumlar, hedef kitlesiyle örtüşmeyen ama her dakika ilgi bekleyen ve birbirinden ağır, olumsuz, ilgisiz yorumda bulunan takipçileriyle yüz yüze kaldılar. Yüzleştikleri bir diğer konu da sahip oldukları itibarın “sahte” olduğuydu.

Facebook ve twitter hesapları bulunan kurumlar “acı” bir deneyimle, kullanıcı sayısından çok bu kullanıcılarla kurulan verimli iletişimin daha önemli olduğunu öğrendi. Maliyet avantajı olduğu sanılan sosyal medyanın aslında ucuz olmayan maliyetine, şaibeli yüksek kullanıcı sayılarının kurumlar üzerinde bıraktığı sahte itibarı düzeltmenin maliyeti de eklenince, durumun görünenden farklı olduğu ortaya çıktı.

Çok kısa zaman önce Güney Koreli Şarkıcı PSY, Gangnam Style şarkısıyla gündeme oturdu. Etkisi hala devam eden Gangnam Style şarkısı, Youtube’da izlenme sayısını bir milyara çıkartarak Guiness Rekorlar Kitabı’ndaki yerini aldı. Bu ödülüyle sosyal medya ünlüleri listesinde birinci sırada yerini alan PSY ile ilgili çok geçmeden Japonya’dan gelen bir haber, bütün gözlerin Youtube’daki sahtekârlığa dönmesine sebep oldu. Japonya, Gangnam Style’ın Güney Koreliler tarafından geliştirilen özel bir yazılımla bu kadar çok tıklandığını ve bu başarının “sahte” olduğunu ifade etti. “Gangnam Style”ın sahtekârlık yapıp yapmadığı henüz bilinmese de, Youtube’da özel bir yazılım aracılığıyla tıklama sahteciliği yapmanın mümkün olduğu teknoloji uzmanları tarafından doğrulandığı gibi, bunun nasıl yapılacağıyla ilgili bilgiler Youtube’da yayınlanmaya başladı. 

Sonuç

Bugün yüzeysel bir bakışla bile sosyal medyanın kurumlar üzerindeki etkisini görmek mümkündür. Kurumların kendileri ile ilgili paylaşmak istedikleri tüm bilgileri daha geniş bir kitleye, daha hızlı ve uygun bütçeyle duyurmanın katı kurallara bağlı olmayan yeni yolu olan sosyal medya, kurumun samimi olmayan her hareketine de, olumsuz yanıtını aynı hızla vermektedir. Yeni kullanıcıların sandığı gibi “sihirli bir değnek” olmayan sosyal medyada başarının sırrı; sürekliliği olan kullanıcıya katkı sağlayan içerik üretimi ve samimiyettir.

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

https://bigritefit.com/tr/