Yöneticinin İki Yüzü

Yaşamlarında insanlar, normal insanlar ve normal olmayan insanlar olarak ikiye ayrılmazlar. Bu iki durum arasında ince bir çizgi vardır. Her insan zaman zaman kendi içinde, çoğu kişinin uygun bulmadığı ya da ona iyi gelen, ancak bir başkası için zorlayıcı olan özellikler barındırabilir.

Burada temel alınması gereken nokta, farklı olarak tanımlanan davranışların tekrarlanma sıklığı ve yoğunluğudur. Aslında bazen ortaya koyduğumuz bu davranışlar bizi diğerlerinden ayıran rengimiz, farklılığımız, tadımız, tuzumuz da olabilir.

Kişilerarası ilişki teorilerinin bakış açısına göre, insanlar yaşamlarını içinde bulundukları koşullara uymayan, kendi gerçekliklerini yansıtan fikirlere göre düzenlediklerinde, başka insanların gerçeklikleriyle karşı karşıya kalarak problem yaşarlar. Esas olarak problemin kaynağı insanların kişilik özelliklerine göre genel kabul gören normların dışında sergiledikleri davranışlardır. İnsanlara bu problemi yaşatan alt nedenlere bakıldığında, kişilik özelliklerine göre genel kabul gören normların dışında sergilenen davranışların olduğu söylenebilir. 

Yöneticilerde en sık rastlanılan davranışlar 

“Soğuk ve mesafeli”; ilişkilerde itici, duyarsız, “fevri ve değişken”; insanları kendi çıkarı için kullanan, “zorba-tehditkâr”; depresif ve içine kapanık, “kendini beğenmiş” (narsist) ve “kibirli” olmak, saydığımız tüm bu davranışlar çoğumuza göre normalin dışında görülen davranışlardır. Bu davranış özelliklerinin hepsi bir arada tek bir kişide görülmez. Bir veya iki tanesinin aynı kişide görülmesi ise normaldir. Aslında bu davranışlar yaşanılan duruma, kurulan ilişki biçimine göre ortaya çıkan davranışlardır ve mutlaka kontrol altında tutulmaları gerekmektedir.

Ancak ne yazık ki, son yıllarda yöneticilerle yaptığımız onlarca çalışmada bu özellikler oldukça sık rastlanan davranışlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Duygularını ortaya koyan, neşeli, coşkulu, enerjik görünen yöneticiler, birden parlayan, çabuk öfkelenen, zorlayan, dinlemek konusunda tahammülsüz, ne söylediğine dikkat etmeyen birisi haline gelip çevresindeki kişileri bu özellikleri nedeniyle şaşırtan yöneticiler olabiliyor. Ancak kendilerine “Siz nasıl bir yöneticisiniz?” diye sorduğumuzda, kendilerini “babacan, sevecen, dost canlısı, insanları anlayan” olarak tanımlıyorlar. 

Kişi yönetim kademelerinde yükseldikçe çevresindeki kişilerden, kendisi hakkında samimi ve gerçekçi geribildirim alamaz. Bu nedenle yönetici pozisyonunda sergilediği her davranışı meziyet olarak görür. Hele ki bu davranışlarının iş sonuçlarını olumlu etkilediği sonucuna varırsa, tüm yaptıklarının doğru olduğuna dair inancı daha da pekişir. Astları ve beraber çalıştığı iş arkadaşları üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi dikkate almaz, hatta her yaptığını meşru görür. Sonuç almak için bu şekilde davranılması gerektiğine inanır.

Liderlik Gelişim Projelerinde verdiğimiz geribildirimlerde yöneticileriyle ilgili astlarının verdiği en çarpıcı örnek; “ her zaman hazır ve tetikte olmak zorundayım, hataya hiç tahammülü yoktur” şeklindedir.

Çok yakın bir zamanda ekibi tarafında çok sevilen bir yöneticinin, acil ve önemli bir proje dosyası üzerinde çalışan astının getirdiği dosyayı inceledikten sonra, “bu böyle mi yapılır, bu kadarı mı elinden geliyor” diyerek dosyayı fırlatıp atması yaşanan en canlı örnektir.

Yöneticiler nerede yanlış yapıyor

“Yaptığım işleri o kadar çok kontrol eder ve sorgular ki, bir süre sonra kendimden şüphe etmeye başlarım, bana güvenmediğini hissederim”, “kendi düşüncesinin dışında bizim söylediklerimize itibar etmez, dinlermiş gibi görünür, ama yine dediğini yapar”, “günü gününe uymaz, bir gün çok yakındır, bir gün soğuk ve mesafelidir, nasıl tepki vereceğini bilmek bizim için zordur”. Verilen bu örnekler geribildirimler sırasında astların yöneticileri hakkında söyledikleri en çarpıcı örneklerdir. Ancak ne yazık ki, astları tarafından olumsuz geribildirim verilen yöneticiler, sergiledikleri bu tutum ve davranışların kendilerini iyi ve başarılı bir yönetici yaptığına inanır. Bu yöneticiler sonuca ulaşmak için zorlayıcı ve baskıcı bir şekilde davranmaları gerektiğini düşünür ve hatta bu şekilde davranmayı kendisinde hak görür.

Burada yöneticilerin gözden kaçırdıkları ya da önemsemedikleri en önemli nokta; astları üzerinde yarattıkları etkiyi ve duyguyu fark etmemeleri, kendi itibarlarına verdikleri zararı görememeleridir. 

Astları üzerinde yarattığı etkiyi ve duyguyu fark eden, güvene dayalı ilişki kurmayı destekleyen, hareketleri ile davranışları arasında tutarlı olan, kararlarına ekibini dahil eden yöneticilerin bulunduğu kurumların iş sonuçlarının da başarılı olması kaçınılmazdır. 

Sonuç

Başarılı bir yönetici olarak tanınmak ve bilinmek için yapılması ve üzerinde çalışılması gereken husus; kendimizi tanımak, çevremizden aldığımız geribildirimlerle kendimizle ilgili farkındalığımızı en üst noktaya taşımak, davranışlarımızı da olması beklenen normal değerlere taşımaktır.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar