Cep Telefonundan Mesaj Atmak Duygusal Zekayı Etkiler mi?

Günümüzde dijitalleşmeden, iletişimi devam ettirmek gerçekten zor. İletişimdeki bu dijitalleşme, yüz yüze iletişimin özelliği olan karşı tarafın duygularıyla başa çıkma durumunu göz ardı eder. Karşı tarafın duygularını mimikler ve ses tonu yerine noktalama işaretleriyle değerlendirmeye çalıştığımız için, duygusal zeka da göz ardı edilmiş olur. Bu makalede, dijital iletişimin hayatımızda yer alacağı kaçınılmaz bir gerçek olduğu için bu makale de de dijital iletişim surecinde duygusal zekâmızı da geliştirecek yöntemler ve ipuçları yer almaktadır.

İletişimdeki yegane ve en büyük hata artık onun yerini bir hayalin almış olmasıdır.

George Bernard Show

“Mrb @9 tplnyrz KİB”.
Dijital iletişim kişilerarası ve yüz-yüze ilişkilerin önünde engel oluşturur mu? Hayır! Bu okuduğunuz mesaj, dünyada köşede bucakta kalmış bir kaç toplum tarafından kullanılan yeni bir programlama dili veya gizli bir şifre değil. Cep telefonundan kısa mesajla gönderilen bir iletişim örneğinden söz ediyoruz.

Örneğin; cep telefonundan gönderilen bu mesaj tercüme edildiğinde şöyle der, “Merhaba, sabah 9’da toplanıyoruz, kendine iyi bak.” Eğer amacınız hızlı ve resmi olmayan bir yolla iletişim kurmak ise, telefondan mesaj yollamakta yanlış bir şey yoktur. Günümüzde, özellikle çocuklar ve gençler bu iletişim yöntemini tercih etmektedir.

Ancak konumuz dijital İK olduğunda, iş ortamlarının bu durumdan nasıl etkilendiğini anlamakta fayda var. Telefonla mesaj yollayan insanların sayısında görülen artışla beraber, araştırmacılar fazla mesaj yollamanın, işyerindeki iletişimin kalitesinde belirgin bir düşme görülmesine neden olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Diğer taraftan bir çok kişi e-postanın, kısa mesajın bir başka şekli olduğunu düşünmektedir ve e-posta da diğeriyle eşit derecede resmi olmayan bir iletişim yöntemidir. Karşılaştırıldıklarında e-posta daha uzun olmasına rağmen, her iki yöntemin de azalan nezakete, tehlikeli kişilerarası ilişkilere ve hatta saldırganlığa yol açtığı görülmüştür. Garip bir şekilde, e-posta bir taraftan daha dikkatli ve düşünceli mesajlaşma potansiyeli taşırken, diğer taraftan sıkça ani tepki vermeyi kışkırtır.

Yapılan araştırmalar, iletişimin yüzde 93’ünü ses tonu ve beden dilinin oluşturduğunu, sadece yüzde 7’si üzerinde kelimelerin etkili olduğunu göstermektedir. Bu istatistiki bilgi ışığında, dijital iletişimin yanlış yorumlanabileceğine veya dikkatsizlik sonucu saldırgan olabileceğine şaşmamak gerekir.

Dijital iletişimin cazibesi

Araştırmacılar dijital iletişimin sadece verimlilik adına yapılmadığını söylemektedirler. Bu yöntem korunmalı bir iletişim yoludur. Kısa mesajlar ve e-postalar ses tonunuzu, yüz ifadenizi, saklamaya imkan vermektedir. Aynı zamanda bu yolla, karşı tarafta iletişim kurduğunuz kişinin duygularıyla başa çıkmak zorunluluğunuz da ortadan kalkar. Geleneksel iletişim yöntemlerine kıyasla, dijital mesajlaşma yüzeyseldir ve sizinle diğer kişiler arasında var olan mesafeyi korur.

İnsanların sosyal hayvanlar oldukları bilinen bir gerçektir, böylece dijital mesajlaşmanın artmasıyla duygusal simgelerin (his simgeleri / internet ortamında yüz mimiklerini ifade eden küçük boyutlu resim) birbiri ardına artmış olmasına şaşırmamak gerekir. Kişinin duygularını tanımlamak için noktalama işaretleri şeklinde başlayan bu simgeler, sayı ve harfleri de kapsayabilmektedir. Belki de bu simgeler sadece duyguyu ifade etme ihtiyacımızı tatmin etmek üzere bizim insani reaksiyonumuzu yansıtmaktadır.

Halen, dijital iletişim sonucunda “psikolojik” ve “fiziksel” sonuçlar görülmektedir. Psikolojik sonuçlardan bir tanesi dijital mesajlaşmaya duyulan aşırı güvendir. Bu durum kişilerarası ilişkilerle ilişkilendirilen duygusal zeka becerilerini geliştirmeyi göz ardı edebilir.

Dijital mesajlaşmaya güvenen insanlar, birbirlerini anlamalarına yardımcı olan duygusal ipuçlarını okumayı veya sergilemeyi öğrenmezler. İnsanlar günlük konuşma uygulamaları olmadan, kiminle konuştuklarına dayalı olarak, konuşma tarz ve ses tonlarında değişiklik yapma becerilerini kaybederler. Bu da şüphesiz iş mülakatları, çatışma yönetimi, diğerleriyle problem çözme gibi kişilerarası durumları etkileyebilir. Her ilişkinin verimliliği duygusal iletişime dayanmaktadır.

Bununla birlikte duygusal zekası yüksek kişilerin ilişki yönetiminde daha başarılı oldukları bilinmektedir. Bu kişiler genellikle, yaşamın onlardan talepleriyle daha iyi başa çıkar ve daha kaliteli bir yaşam sürerler.

Duygusal zekanızı besleyin 

Karmaşık bir dizi beceriler, yüz yüze yapılan iletişim ile erken yaşlarda öğrenilmeye başlanır ve zaman içerisinde öğrenme devam eder. Dijital iletişimin bundan sonraki yaşamımızda yer aldığını düşünecek olursak, duygusal zekamızı geliştirecek faaliyetlerde bulunmamız gerekecektir. İşte size bu konuda beş ipucu:

Dijital mesajlaşmayı duygusal olmayan konularda kullanın. Duygu içerik olarak çok büyük bir alanı kapsar, bu nedenle sadece e-posta veya kısa mesaj ile yanlış anlaşılma olasılığı oldukça yüksektir.

Dijital mesajlaşmayı iletişiminizi derinleştirmek için değil, geniş bir alana yaymak için kullanın. Örneğin, Twitter ve Facebook, gibi iletişim ortamları, diğer kişilere ulaşımımızı hiç şüphesiz olumlu etkilemektedir. Ancak gözler, kulaklar ve altıncı his aracılığı ile duygusal ipuçlarını aldığımız, anında gelişen karşılıklı konuşmanın yerini alamaz.

Kısa mesaj ve e-posta ile iletişiminize sınır koyun. Gün içerisinde farklı aktivitelere zaman ayırmanız gibi, bu ipucu da bazı zaman yönetimi teknikleriyle benzerlik göstermektedir. Bu kuralları takip etmek, gereksiz düşüncelerle yorulmanızı engelleyerek, gerçek zaman etkileşimine daha fazla zaman ayırmanızı sağlar.

Duygusal ifadeleri anlama alıştırmaları yapın. Bu yaklaşım kişilerarası becerilerinizi güçlendirir, özellikle de “empati” ve “diğerlerini anlayabilme beceriniz” gelişir. Bir TV programını veya bir film izleyin (iyi aktörlerin rol aldığı) ve sesi kapatın. Bu alıştırma aktörlerin yüz ifadelerine dikkatinizi geliştirir ve zaman içerisinde bu yüz ifadelerini doğru yorumlamanızı sağlar.

Alıştırmalar yapın. Her fırsatta mesajlara telefon açarak geri dönün. Muhtemelen bu yol daha anlamlı tartışmaların gerçekleşmesine olanak verir ve tartışmaya katkısı olmayan gereksiz mesajları engeller.

Tıpkı kaslar gibi, kişilerarası beceriler sürekli kullanılarak güçlendirilir. Kısa mesaj veya e-posta yollama yoluyla geliştiremeyeceğiniz dinleme becerilerini kullanmayı deneyimleyin.

Kaynak:

  1. Harmon P., Does Texting Affect Emotional Intelligence?, Trainin & Development / July 2013

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

https://bigritefit.com/tr/