İnsanlarda gelişim ve değişmezlik olarak iki farklı zihniyet öne sürülmüştür. Değişmezlik zihniyetine sahip olanlar, yeteneklerinin önceden kendilerine bahşedilmiş, bu sebeple gelişim için gayret göstermek yerine bu tür fırsatlarda harekete geçmiyor, kendi zekalarını ve yeteneklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Aksine gelişim zihniyetindekiler insanın gerçek potansiyelinin kesin olarak bilinemeyeceğine inanıyorlar. Azim ve çok çalışma ile gelişebileceklerini düşünüyor ve zorlukları yenme motivasyonuyla hareket ediyorlar. Bu zihniyetleri Steve Jobs’un hayatı örneğiyle inceliyoruz.
Steve Jobs, sevenleriyle olduğu kadar sevmeyenleri aracılığıyla da dünyaya iz bırakmayı sürdürüyor. Her şeyden öte bir fikir lideri olan Jobs’ın neye mal olursa olsun bu fikirlerinden vazgeçmeme konusundaki inatçı tutumu, onun kimi çevrelerce zorlayıcı ve sabit fikirli olarak eleştirilmesine neden olmuştu. Olmayacak olanı oldurma cesareti ise sevenlerini her şeyin mümkün olabileceği inancıyla heveslendirmişti. Fikirlerini hayata taşıma konusunda gösterdiği fanatik disiplini fazlaca fanatik bulanlar, yöntemleri konusunda Jobs’ı onaylamayabilirler. Diğer taraftan, Jobs’ın hayata bakış açısını şekillendiren aynı fanatik disiplin; örnek alınası bir gelişim zihniyetini temsil ediyor.
Gelişim zihniyeti (growth mindset) ve değişmezlik zihniyeti (fixed mindset) kavramları Carol S. Dweck1 ile hayatımıza girdi. Dweck’e göre, zihniyetimiz ne istediğimizi ve istediklerimizi başarıp başaramayacağımızı etkiliyor. Değişmezlik zihniyetine sahip olanlar, yeteneklerinin önceden kendilerine bahşedilmiş, değiştirilemez ve geliştirilemez olduğunu düşünüyorlar. Bu sebeple gelişim için gayret göstermek yerine bu tür fırsatlardan uzak duruyor, kendi zekalarını ve yeteneklerini belgelemeye çalışıyorlar. Aksine gelişim zihniyetindekiler insanın gerçek potansiyelinin kesin olarak bilinemeyeceğine inanıyorlar. Adanmışlık ve çok çalışma ile gelişebileceklerini düşünüyor, öğrenmeye istek duyuyor ve zorlukları yenme motivasyonuyla hareket ediyorlar. Dweck, gelişim zihniyetinin önemini şu sözlerle ifade ediyor: “Yıllara dayanan tutku, eğitim ve gayretle neler başarılabileceğini kimse bilemez. Neden eksikliklerinizi saklamaya ve her koşulda kendinizin ne kadar mükemmel olduğunu kanıtlamaya çalışmak yerine bunların üstesinden gelmeye gayret etmeyesiniz?” Aklınıza mükemmellikten uzak olmasına rağmen her koşulda tutkusunu ve zorluklarla mücadele azmini sürdüren, bunun sonucunda da beklentilerin ötesinde başarılara imza atan, fakat bu başarılarla yetinmeyip “Ve…Bir şey daha…” sözleriyle akıllara kazınan bir rol model geliyor mu? Dweck’in Mindset kitabı ilk basıldığında yıl 2007’ydi. O zamanlar Jobs hala hayattaydı, ama iş hayatında zihniyet değişikliği kavramının olgunlaşması vakit alınca, yaşayan değil yaşatılacak bir rol modele dönüştü.
Azim ve başarısızlık riskini göze alma
Öğrencilerden genç yetişkinlere uzanan bir çalışma grubuna “kendilerini ne zaman zeki hissettikleri” sorulduğunda; değişmezlik zihniyetine sahip olanlar “hata yapmadığımda, bir işi hızlı bitirdiğimde ve sonucu mükemmel olduğunda, bir iş benim için başkalarının yapamayacağı kadar kolay olduğunda” yanıtını verdiler. Buna karşılık, gelişim zihniyetindekiler “daha önce yapamadığım bir şeyi çok çalışarak başardığımda, bir konunun üzerinde çok uzun zaman çalışıp gerçekten onu anlamaya başladığımda” yanıtını paylaştılar. Onlar için bir engelle karşılaşıp bundan bir şey öğrenmek önemliydi.1
Değişmezlik zihniyetindekilerin, “zeki insanların başarılı olması gerektiği”ne dair bir inançları var. Başaracaklarından emin olmak istedikleri için risk almayı tercih etmiyorlar. Ancak gelişim zihniyetine sahip olanlar için başarı öğrenmekle ilişkili, bunu da “kendilerini zorlamak ve akıllanmak (get smarter)” olarak tanımlıyorlar. Dolayısıyla, kendi şanslarını kendileri yaratıyor ve gelişim fırsatı gördüklerinde risk alıyorlar. Diğer taraftan, potansiyelin ortaya çıkmasının zaman alacağını da kabul ediyorlar.
Jobs, 20 Nisan 1995’te Smithsonian Enstitüsü Sözlü Tarih ve Video Tarihi tarafından kayda geçen ifadelerinde girişimcilik başarısını şöyle tanımlamıştı:2 “Başarılı girişimcilerle başarılı olmayanları birbirinden ayıran şeyin azim olduğundan eminim… Bu konuda gerçekten tutkulu değilseniz hayatta kalamazsınız. Pes edersiniz. Bu yüzden de bir fikriniz, doğrusunu yapmak için hırsla uğraştığınız bir yanlış ya da bir sorun olmalı ortada, aksi takdirde üstüne gidip çözmek için gereken azmi bulamazsınız.” Azimli olmadan sınırlarımızı zorlama cesaretini ve gerekli gayreti gösteremeyiz. Peki ya başarısızlık korkusu? Üç yıl sonra Jobs, 9 Kasım 1998’de CNNMoney/Fortune’a başarısızlık riskini daima göze almak gerektiğini kendi rol modellerinden yola çıkarak şu sözlerle açıklamıştı:2 “…Bir sanatçının, kim olduğuna gerçek anlamda karar verdiği andır bu. Başarısızlık riskini göze almayı sürdürdükleri müddetçe sanatçı kalırlar. Dylan ve Picasso başarısızlık riskini daima göze almışlardır. Bu Apple işi de benim için böyle. Başarısız olmak istemem elbette. Durumun ne kadar kötü olduğunu bilmeden bile, evet demeden önce defalarca düşündüm. Pixar’a, aileme, itibarıma olabilecek etkilerini düşünmek zorundaydım. Sonunda, umurumda olmadığına karar verdim, çünkü bu gerçekten yapmak istediğim şeydi. Elimden gelenin en iyisini yaptıktan sonra bile başarısız olursam, en azından en iyisini yapmış olurdum.” Jobs haklı çıkmıştı. Bu potansiyelin hayata taşınmasının zaman alabileceğini de kabul ediyordu. Hemen bir yıl sonra, 2007’de, Pixar’ın serüvenini anlattıkları To Infinity and Beyond! kitabında, Pixar’ın bir gecede başarıya ulaştığını sananlara “bir gecede yakalanan başarıların çoğunun uzun zaman aldığını” söylemekten de geri durmamıştı.2
Carol S. Dweck’e göre gelişim zihniyeti, insanların zorluklarına rağmen yaptıkları işi sevmesini sağlıyor. Hatta gelişim zihniyetindekiler yükselme amacıyla değil, sadece sevdikleri işi daha iyi yapabilme güdüsüyle hareket ediyorlar. Bu ironik olarak değerlendiriliyor; çünkü değişmezlik zihniyetindekiler yükselmeyi hedeflerken bunu başaranlar gelişim zihniyetindekiler oluyor. Tıpkı Jobs’ın hayatlarımıza anlam katan ve kişisel bilgisayar, animasyon, müzik, telefon, tablet bilgisayar, dijital yayıncılık olmak üzere toplam altı sektörde zihniyet değişikliği yaratan başarıları gibi!

Hatalardan ders çıkarma ve başarının rehavetine kapılmama
Jobs, Apple’ı multi-milyon dolarlık bir şirkete dönüştürdükten sonra 1985’te kendi şirketinden atılmıştı. Ancak atılmasının ardından bir başka bilgisayar şirketi olan NeXT’i kurmuş; NeXT, üzerine yüklü miktarlarda kaynak harcanan son derece yenilikçi tasarımlara sahip olmasına rağmen, mali sıkıntı içine girmişti. Apple, Jobs’u şirkete geri getirmek için 1996 yılında NeXT’i 429 milyon dolara satın almış ve NeXT’in teknolojileri Apple ürünlerinde kullanılmaya başlanmıştı.
Başarısızlıklardan doğan bu başarı hikayesiyle Jobs tam anlamıyla küllerinden doğdu. Yaşananlar Isaacson’un biyografisinde şöyle aktarılıyordu:3 “‘Steve’i kovmamız, toz olmasını söylememiz onun başına gelen en iyi şeydi,’ dedi Artur Rock sonradan (efsanevi teknoloji yatırımcısı, Apple’ın ilk zamanlarında yönetim kurulu üyesi, Jobs için baba figürü). Onun gibi pek çok kişi, o zor deneyimin Jobs’ı daha akıllı ve olgun kıldığını söylüyor. Ama mesele bu kadar basit değil. Jobs Apple’dan kovulduktan sonra kurduğu şirkette iyisiyle kötüsüyle bütün içgüdülerinin peşinden gitme imkanı buldu. Zincirlerinden kurtulmuştu. Bunun sonucu, olağanüstü ama satışları düşük bir dizi ürün oldu. Asıl öğretici deneyim buydu işte. Üçüncü perdede kazanacağı büyük başarıya onu hazırlayan şey birinci perdede Apple’dan kovulması değil, ikinci perdedeki muhteşem başarısızlıklarıydı.”Jobs, başarısızlıklarından ders çıkarmasını biliyordu. Bu aynı zamanda onu geçmiş başarılara bağımlı bir hayat yaşamaktan da alıkoyan bir yaklaşım olmuştu. Kasım 1998’de CNNMoney/Fortune’a verdiği aynı röportajda neden başarısızlık riskini göze almak gerektiğini açıkladığı sırada, geçmiş başarılarına takılıp kalmanın daha büyük bir çelişki yaratacağını öne sürmüştü:2 “…Sanatçıları incelerseniz, iyi bir noktaya geldiklerinde, kaçınılmaz olarak, o zamana dek yaptıklarını, ömürlerinin sonuna kadar sürdürebileceklerini varsaydıklarını görürsünüz. Ancak dış dünya için başarılı kabul edilseler de kendilerini başarılı addetmezler…” 20 Mayıs 2006’da msnbc.com’da başarıların üstüne yatmamak gerektiğini vurgulamış, “…bir şey yaptığınızda gayet güzel sonuçlandıysa, şahane başka bir şey yapmak için harekete geçmeli, çok uzun süre rehavete düşmemelisiniz…”2 mesajını vermişti.
Gelişim zihniyetindekiler, “gelişimimi sürdürmem için şimdi ne yapmam gerekiyor?” sorusuna odaklanıyor. Bu zihniyeti destekleyen en önemli yaşantıların çocukluk yıllarına dayandığını biliyoruz. Dweck’in paylaştığı araştırma bulgularına göre, yeteneği övülen çocuklar zorlaşan problemleri çözmeye istekli olmuyor, fakat gayreti övülenler bunu öğrenme fırsatı olarak görüyorlar. Problemler zorlaştıkça, yeteneği övülenlerin kendilerine olan inancı azaldığı için performansı da düşüyor, gelişim odaklı çocukların ise performansı iyileşiyor. Ayrıca yeteneği övülen çocukların neredeyse yüzde 40’ı, aldıkları puan hakkında daha sonra yalan söylüyor. Sonuç olarak insanlara zeki olduklarını söylemek aptal gibi hissetmelerine, böyle davranmalarına, hatta zeki olduklarını iddia etmelerine yol açıyor. Jobs, onu evlatlık edinen anne babası tarafından her zaman özel bir çocuk olarak yetiştirilmişti. Anne babası lise mezunu bile değildi fakat ebeveyn olarak gayret göstermeleri gerektiğinin bilincindeydiler. Bununla birlikte, Jobs’ın öğrenme isteğini sürdürmesi de onlar için bir o kadar önemliydi. Jobs bu tutumlarını şöyle ifade etmişti:3“Annem de babam da benimle ilgileniyorlardı. Özel olduğumu hissedince epey sorumluluk duymuşlardı. Bana bir şeyler öğretmenin…yolunu buluyorlardı…”. Baba Paul Jobs oğluna araba ve mekanik öğretmek için garajlarındaki masasını çizgiyle ayırarak “işte bu çalışma tezgahın” demişti. Dördüncü sınıfta zeka seviyesi lise iki düzeyinde çıktığında okul yönetimi Jobs’u iki sınıf birden atlatmak için teklifte bulunmuş, ancak anne babası sadece bir sınıf atlamasına izin vermişti.3 Böylelikle, ebeveynleri Jobs’ın gayretinden değil, zekasından kaynaklanan bir başarı rehavetine kapılmasının önüne geçmişler, farkında olarak veya olmayarak, gelişim zihniyetini desteklemişlerdi.
Sonuç
Bugün ne öğrendiklerini sorgulayan çocukların gelişim zihniyetini daha kolay sahiplendiğini biliyor, bu konuda yemek sofralarında yapılacak aile sohbetlerinin önemini her zaman vurguluyoruz. Jobs’un hayat hikayesi gelecek başarıların hazırlayıcılarının zekadan çok gayret, geçmiş başarılardan çok öğrenme ve gelişim fırsatlarını değerlendirme olduğunu gösteriyor. Başarı yönelimi konusunda zihniyet değişikliği sağlamak için önerimiz, kolay elde edilmiş kazanımların değil, adanma ve gayretin teşvik edildiği, zorlayıcı ancak geliştirici hayat derslerinin önemini vurgulamanızdır.

Bugün ne öğrendiklerini sorgulayan çocukların gelişim zihniyetini daha kolay sahiplendiğini biliyor, bu konuda yemek sofralarında yapılacak aile sohbetlerinin önemini her zaman vurguluyoruz. Jobs’un hayat hikayesi gelecek başarıların hazırlayıcılarının zekadan çok gayret, geçmiş başarılardan çok öğrenme ve gelişim fırsatlarını değerlendirme olduğunu gösteriyor. Başarı yönelimi konusunda zihniyet değişikliği sağlamak için önerimiz, kolay elde edilmiş kazanımların değil, adanma ve gayretin teşvik edildiği, zorlayıcı ancak geliştirici hayat derslerinin önemini vurgulamanızdır.
Kaynakça:
- Dweck CS. Mindset: the new psychology of success. Ballantine Books; 2007.
- Beahm G. Ben, Steve: Steve Jobs konuşuyor. Oğlak yayınları; 2011.3. Isaacson W. Steve Jobs. Domingo; 2011.

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *