Teknostres hayatımızın merkezinde olmasına rağmen bazen etkilerini fark etmiyoruz bile. Teknostresi ve üzerimizdeki etkilerini yönetebilmek için gereken yetkinlikleri tanımak kendimizi bu stresten uzaklaştırabilmenin ilk adımı. Bu makale, bir giriş niteliğinde bu yetkinliklere ışık tutuyor.
Teknostres özel hayatta da profesyonel hayatta da çalışanları farklı düzeylerde etkiler. İlk kez 1984 yılında ortaya çıkan kavram, o günden bugüne üstel olarak artan teknolojik gelişmelerle ve son yıllarda iş yapış ve yaşam şeklimizin merkezine oturan yapay zekâ ile de birlikte hepimizin hayatını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu stresle başaçıkabilmek için, yaşadıklarımızla ilgili farkındalık kazanmak kadar, hem teknik hem de sosyal olarak bazı yetkinlik alanlarını geliştirmek önemlidir. Bu yetkinlikleri şöyle sıralayabiliriz:
- Dijital okuryazarlık yetkinliği
Anlamadığımız ya da hâkim olmadığımız konularda kendimizi rahat hissetmemiz çok mümkün olmaz. O nedenle sürekli değişen ve çeşitlenen araçlarla ilgili güncel kalmak kritiktir. Her yeniliği kullanmak mümkün olmasa bile, hayatımızla ve işimizle ilgili olan, işimizi kolaylaştırabilecek araçlara cesaretle yaklaşmak, onları tanımak, doğru ve etik kullanım şekli ve metodolojilerini özümsemek gerekir. Bunun için ise her şeyden önce öğrenmeye ve yeniliklere açık olmak gerekir. Aynı zamanda problem çözme becerileri karşımıza çıkabilecek engellerde pes etmeden çözüm yolları araştırma, farklı alternatifleri araştırmaya devam etme konusunda dijital okuryazarlığı besler. Aynı zamanda veri yönetimi becerisi de bilgi kirliliği içinde önemli ve önemsiz bilgileri birbirinden ayırt etmeyi sağlar.
- Öz-yönetim ve zaman yönetimi yetkinliği
Teknostresin boyutlarından biri olan sürekli ulaşılabilir olma baskısı öz-yönetim ve öz-farkındalık ile birlikte zaman yönetimi becerilerini de gerektirir. Sürekli ulaşılabilir olma kaygısı sık aralıklarla e-postayı, telefonu, mesajları kontrol etme, her gelen bildirimde dikkatin dağılması olarak kendini gösterebilir. Bununla baş edebilmek için öncelikli olarak dijital sınırları netleştirmek gerekir. İş ve özel hayatı birbirinden ayırmak bunun temelini oluşturur. İşimizi belirlenen zamanda tamamlamak, tamamlanan çalışma saatlerinden sonra analog kalabilmek, gerekirse telefon vb. araçların bildirimlerini sınırlandırmak bu alışkanlıkların oluşturulmasında etkili olabilir. Önceliklendirme ve zaman yönetimi becerileri de belirlenen zaman diliminde işleri tamamlayabilmek için işleri önem ve aciliyet durumlarına göre sınıflandırabilmektir. Bunu yapamadığımız zaman iş yükünün getirdiği stres de teknostresle birleşir. Derin odaklanma ise, hızlı veri akışının içinde, 30 saniyelik videoların arasında belki de en çok zorlanılan alanlardan biridir. Dikkat dağıtan içerik, akış ve bildirimlerden korunabilmek için odaklanmayı arttırabilecek pratiklerden yararlanmak, farklı yöntem ve tekniklerden kendimiz için uygun olanları bulmak, derin odaklanmayı sürdürebilmenin temel koşullarından biridir.
- Psikolojik ve duygusal yetkinlikler
Teknoloji zihinsel yorgunluk yaratabilir. Bu nedenle teknolojiden gelen faydanın azalıp stresin arttığını her şeyden önce fark edebilmek için öz-farkındalık becerileri gerekir. Artan stres her bünyede tepki olarak hemen görünmeyebilir. Kendi vücudumuz ve hayatımızda, ilişkilerimizde stresin etkilerini fark edebilmek önemlidir. Bunu fark ettiğimiz noktada ise genel anlamda stresle baş edebilmek için yine kendimize uygun olan yöntem ve teknikleri bilmek ve uygulamak gerekir. Bunlarla sınırlı olmamakla birlikte spor, nefes egzersizleri, meditasyon bunlardan başlıcalarıdır. Esneklik, düştüğümüz yerden kalkabilme, zorluklar karşısında pes etmeden devam edebilme noktasında problem çözme becerilerimizi içten ateşleyecek olan yetkinlik alanı olarak karşımıza çıkar.
- Sosyal yetkinlikler ve iletişim yetkinlikleri
Kişinin kendisini doğru ve net şekilde ifade etmesi yüz yüze iletişimde olduğu kadar dijital alanlarda da gereklidir. Net iletişim kurabilmek, en basit haliyle yazdığımız metinlerin açıklayıcı olması, yanlış anlaşılmaları önleyecek şekilde kurgulanması ve doğru kişilere iletilip, doğru olmayan kişilere iletilmemesi olarak tanımlanabilir. Bunun gerçekleşebildiği durumlarda teknostres önemli ölçüde azalacaktır. Aynı şekilde en başta tartışılan dijital okuryazarlık ve öğrenmeye açık olma başlıklarının bir başka ayağı olabilecek destek isteme becerisini de unutmamakta fayda var. Yaşanan teknik zorluklarda, konusunda yetkin olan kişilerden ve profesyonellerden yardım istemek, bu stresle baş etmekte yalnız olmadığımızı unutmamak, yaşadığımız zorluğun hızlıca çözüme kavuşabilmesi için kolaylaştırıcı olabilir.
Sonuç
Teknostresle ilgili farkındalık kazanmak, gereken noktada hayatımızda sınırlar belirlemek, işlerimizi önceliklendirmek, yeni teknolojilerle tanışmaya istekli olmak ve sorun yaşadığımız noktalarda destek istemek, stres yönetiminde hayatımızı kolaylaştıracak yatırımları kendimize yapmak teknolojinin hayatımızda yarattığı stresi azaltmak ve genel anlamda daha dengeli bir hayat yaşayabilmemiz için önemini koruyacaktır.
Teknostresle baş etmek için dijital okuryazarlık, öz-yönetim ve zaman yönetimi, psikolojik, duygusal, sosyal yetkinlikler ve iletişim yetkinlikleri gerekir.
