Teknolojik dönüşüm ve küresel çatışmalar, günümüz insanını ortak bir duyguda buluşturuyor:Kontrol kaybı. Bu makale, tehdit algısı ve uyum arasındaki ilişkiyi incelerken, öğrenilmiş çaresizlikten psikolojik yılmazlığa uzanan bir çerçeve sunuyor. Belirsizlik çağında insanın en önemli gücünün, psikolojik sermayesi olduğunu vurguluyor.
Günümüzde stres, günlük koşuşturmacanın ötesine geçerek varoluşsal bir nitelik kazandı. Bir yanda durmaksızın öğrenme talep eden ve insanın değerini sorgulatan bir teknoloji; diğer yanda ekranlardan evimize kadar sızan savaş gerçekliği. Bu yazıda, modern çatışmaların yarattığı yeni stres ekosistemini inceleyecek ve psikolojik yılmazlığımızı nasıl koruyacabileceğimizi tartışacağız.
1. Teknolojinin yarattığı stres: Uyumun sınırları
Teknoloji kaynaklı stres ya da “teknostres”, ilk kez 1984’te klinik psikolog Craig Brod tarafından “bilgisayar teknolojileriyle sağlıklı biçimde baş edememekten kaynaklanan modern bir uyum hastalığı” olarak tanımlandı.1 O günden bu yana kavramın kapsamı derinleşti. Artık tüm bilgi-iletişim teknolojileriyle yaşanan gerilimi kapsıyor.
Ragu-Nathan ve arkadaşlarının (2008) modeline göre bu stres beş mekanizma üzerinden işliyor:2
- Aşırı yük (Overload): Teknolojinin daha uzun süre çalışmayı dayatması.
- İhlal (Invasion): İş ile özel hayat sınırlarının erimesi.
- Karmaşıklık (Complexity): Yeni sistemleri öğrenmenin bilişsel yükü.
- Belirsizlik (Uncertainty): Değişen platformların yarattığı kontrol kaybı.
- Güvensizlik (Insecurity): İnsanın yerini bir makinenin alacağı korkusu.
COVID-19 pandemisi bu dinamikleri daha da şiddetlendirdi: Uzaktan çalışma, insanları ofis duvarları ve mesai saatleri gibi bölgelerden yoksun bırakarak teknostres düzeylerini tükenmişlik ve uyku bozukluğuyla iç içe geçirdi.3
Güncel araştırmalar, yapay zekâya (YZ) özgü yeni bir stres biçimini ortaya koyuyor. Bu stres, YZ’nin iş kalıplarını bozmasından, çalışanların sürekli öğrenmek ve uyum sağlamak zorunda kalmasından kaynaklanıyor.
İlginç bir ayrım dikkat çekiyor: İşini kaybetme kaygısı psikolojik iyilik halini çok fazla etkilemezken, “YZ’yı öğrenme kaygısı” yaşam kalitesinde anlamlı bir düşüşle ilişkilendiriliyor.4 Yani, esas tehdit işin kaybı değil; hiçbir zaman yetişemeyeceğiniz bir öğrenme döngüsüne mahkum olma hissi. Ek olarak, insanların YZ’yi ne kadar “insan gibi” algılarsa tehdit algısının o kadar yoğunlaştığı görülüyor:5 Antropomorfizm burada ters çalışıyor, sistemi daha yakın hissettikçe ikame tehlikesi daha somut görünüyor.
Teknoloji stresinin en az konuşulan boyutu, gerçekliğe duyulan güvenin sarsılmasıdır. UNESCO’nun 2025 raporuna göre insanlık, gerçeği kurgudan ayırt edemeyeceği “sentetik gerçeklik eşiğine” yaklaşmış durumda.6 Deepfake gibi teknolojilerin “görmek inanmaktır” ilkesini yıkması epistemolojik bir krize yol açmaktadır. Asıl tehlike deepfake’lerin varlığı değil; varlıklarının gerçek içeriklere olan güveni zehirlemesidir. Gerçek haberi şüpheyle karşılayan toplum, “hakikat yorgunluğu” yaşamaktadır.
2. Savaşın yarattığı stres: Bedenin uzak tehditle imtihanı
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre çatışma bölgelerinde yaşayanların yüzde yirmiden fazlası ruhsal hastalık geçirmekte.7 Sivillerdeki travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve depresyon prevalansını irdeleyen geniş ölçekli meta-analizler de bu tabloyu doğruluyor.⁸ Güncel çalışmalar daha çarpıcı rakamlara ulaşıyor: Katılımcıların %65’i orta-ağır anksiyete, %72,7’si depresyon yaşarken %83,5’i TSSB kriterlerini karşılıyor.9
Araştırmalar, yerinden edilme sürecinin bazen savaş döneminin kendisinden daha kalıcı izler bıraktığını ortaya koyuyor. Pek çok çalışmada göç sonrası sosyal izolasyon ve ekonomik güvensizlik gibi stresörler depresyon ve anksiyete düzeyleri üzerinde savaşla ilişkili travma ve kayıp deneyimlerinden daha fazla varyans açıklıyor.10 Ev, sadece fiziksel bir mekan değil; kimliğin ve öngörülebilirliğin çapasıdır. Bunların aniden yitirilmesi, kontrol kaybı ve güvensizlik duygusuyla birleşerek kronik bir stres zeminine dönüşür.
Savaşın psikolojik etkisi coğrafi sınır tanımıyor. Çatışmadan coğrafi olarak uzak ama dijital olarak temas halinde olan bireyler, ikincil travma süreçleri yaşıyor. İnsan stres tepkisinde, doğrudan yaşanan tehdit ile canlı biçimde algılanan tehdit arasında her zaman ayrım yapamaz. Televizyon veya sosyal medyada görüntülere tekrarlı maruz kalmak, otonom sinir sistemini gerçek travmaya benzer biçimde harekete geçirebilir. Araştırmalar, günde dört saatten fazla haber kanallarıyla etkileşimde olanların hem anksiyete hem de akut stres belirtilerinde artış olduğunu göstermekte. Savaş dönemlerinde sosyal medya kullanıcıları, algoritmik olarak yükseltilmiş, krizle ilgili içeriklere yoğun biçimde maruz kalıyor; bu durum, olaylara doğrudan tanıklık etmeyenlerde dahi tehlike algısını ve sıkıntıyı şiddetlendiriyor. Algoritma burada tarafsız bir dağıtım kanalı değil; kaygıyı büyüten aktif bir etken.

3. Teknoloji ve savaşın kesişimi: Etik boşlukta otonom yıkım
İkisinin bağımsız stres kaynakları olduğu fikri geçerliliğini yitirdi. İki alan fiziksel olarak birleşmiş durumda.
Modern çatışmalarda YZ destekli otonom silahlar savaşın psikolojik dokusunu değiştirdi. Bu sistemler, insan niyetini anlama kapasitesinden yoksun oldukları için sivilleri riske atıyor. Ama psikolojik boyut hukuki sorunun ötesinde.
Askeri drone’ların yarattığı “uzaklaştırma etkisi” (distancing effect), operatör ile eylemin sonuçları arasındaki mesafeyi açarak savaşın ahlaki ağırlığını perdeler ve etik sorumluluğu bulanıklaştırır. 11 Bu durum, sivillerde kalıcı ve görünmez bir “drone savaşı anksiyetesi” bırakır. Ahlaki birer aktör olmayan otonom silah sistemleri, insan yaşamının özsel değerini hesaba katacak biçimde programlanamadığı için bu tehdidin boyutunu daha acımasız kılar.
Gökyüzünde sürekli uçan, algoritmalara bağlı çalışan makineler, bireylerde gözetlenme hissi, görünmeyen tehdit algısı ve ani saldırı korkusu üreterek derin bir psikolojik yıkım yaratır.
Öte yandan savaşta internet kesintileri artık teknik değil psikolojik bir silah: Yalnızca bilgiye erişimi değil, baş etme mekanizmalarını ve destek ağlarını aynı anda ortadan kaldırıyor. Klinik olarak zorunlu izolasyona eşdeğer bir tahribat yaratan bu dijital ablukalar, artık hayatta kalma altyapısıyla eşanlamlı hale gelen dijital ağlara doğrudan zarar vermekte.
4. Bir çerçeve olarak kontrol kaybı
Bu süreçleri birbirine bağlayan ortak mekanizma kontrol kaybı hissidir. Martin Seligman’ın öğrenilmiş çaresizlik kavramı devreye giriyor: Kontrolün yitirileceğinin tekrar tekrar öğrenilmesi pasifliğe, motivasyon kaybına ve depresyona zemin hazırlıyor. Günümüzde bu; savaş bölgesinde, iş masasında ve ekranlarda yaşanıyor.
Sorunu doğru adlandırmak, müdahale noktasını da doğru belirlemek anlamına geliyor. Kronik stresin özünde kontrol kaybı yatıyorsa, çözüm teknolojiden kaçmak değil; bireyin kendi hayatı üzerinde gerçek ve algısal kontrol alanlarını yeniden inşa etmesidir.
5. Yılmazlığı inşa etmek
Bu modern çatışma, insanoğlunun karşılaştığı en karmaşık uyum sağlama sınavlarından biridir. Baltaş Grubu olarak yaklaşımımız; değişimin kaçınılmaz olduğu bu çağda, insanın psikolojik sermayesine odaklanmaktır. Yılmazlığımızı güçlendirmek için şu stratejiler hayati önem taşır:
- Bilişsel yeniden değerlendirmek: Olayları durdurma gücümüz olmasa da, verdiğimiz tepkileri ve onları anlamlandırma biçimimizi yönetme yetisine sahibiz.
- Dijital sınırlar çizmek: Sürekli bildirim ve bilgi bombardımanına karşı sınırlar koymak ve bilgi diyeti uygulamak; zihinsel savunma sanatıdır. Teknolojiyi bilinçli ve amaç odaklı kullanmak karar yorgunluğunu azaltır.
- Sosyal destek ağlarını güçlendirmek: Tehlike ve belirsizlikle dayanışma temelinde başaçıkılır. Kriz dönemlerinde ruhsal sağlığı koruyan belirleyici etken, güçlü sosyal-destek ağlarıdır. Gerçek ve yüz-yüze etkileşimler; YZ’nin sunamayacağı bir güvenlik ağı ve duygu düzenleme alanı sağlar.
- İnsan odaklılığı korumak: Algoritmaların ölçemeyeceği asıl değerimiz; duygusal çevikliğimiz, sağduyumuz ve bilgelik zekamızdır. Birey, makineyle yarışmak yerine “insan kalma” yetilerini geliştirmelidir.
Sonuç
Dijital çağın görünmez cephelerinde yankılanan bu stres, ne teslim olmamız gereken bir kader, ne de görmezden gelebileceğimiz bir yanılsamadır. Geleceği otonom algoritmalar değil, psikolojik sermayesini bilinçle yöneten ve yılmazlığını şefkatle inşa eden insanlar şekillendirecektir.

Kaynakça:
- Brod C. Technostress: The human cost of the computer revolution. Reading (MA): Addison-Wesley; 1984.
- Ragu-Nathan TS, Tarafdar M, Ragu-Nathan BS, Tu Q. The consequences of technostress for end users in organizations: conceptual development and empirical validation. Inf Syst Res. 2008;19(4):417-433.
- Califf C, Sarker S, Sarker S. The bright and dark sides of technostress: A mixed-methods study involving healthcare IT. MIS Quarterly. 2020;44(4):809-856.
- Simmons-Edler R, Badman RP, Longpre S, Rajan K. AI-powered autonomous weapons risk geopolitical instability and threaten AI research. 2024. Preprint.
- Park J, Woo SE. Who likes artificial intelligence? Personality predictors of attitudes toward artificial intelligence. J Psychol. 2022;156(1):68-94.
- UNESCO. Deepfakes and the crisis of knowing. Paris: UNESCO; 2025.
- Charlson F, van Ommeren M, Flaxman A, Cornett J, Whiteford H, Saxena S. New WHO prevalence estimates of mental disorders in conflict settings: a systematic review and meta-analysis. Lancet. 2019;394(10194):240-248.
- Ahmed SH, Zakai A, Zahid M, Jawad MY, Fu R, Chaiton M. Prevalence of post-traumatic stress disorder and depressive symptoms among civilians residing in armed conflict-affected regions: a systematic review and meta-analysis. Gen Psychiatry. 2024;37(3):e101438.
- Zughbur MR, Hamam Y, Kagee A, Hamam M, Hijazi YM, Hamam M, et al. Prevalence and correlates of anxiety, depression, and symptoms of trauma among Palestinian adults in Gaza after a year of war: a cross-sectional study. Confl Health. 2025;19(1):43.
- Miller KE, Rasmussen A. War exposure, daily stressors, and mental health in conflict and post-conflict settings: bridging the divide between trauma-focused and psychosocial frameworks. Soc Sci Med. 2010;70(1):7-16.
- Sparrow R. Killer robots. J Appl Philos. 2007;24(1):62-77.
