Dünya nüfusunun %50’sinden fazlasını oluşturan kadınlar, ayrıca su gibi bazı temel kaynaklara ve mali kaynaklara en düşük erişimi olan nüfusun en büyük yüzdesini oluşturmaktadır. Bunun yanında ekonomik veya politik alanlarda karar verme sürecine ya çok az dahildir ya da bu süreçte hiç bir yeri yoktur. Yıllardım BM ve diğer ilgili uluslararası örgütler, kadın ve erkek arasındaki bariz ve kalıcı eşitsizliğin ülkelerin ve toplumun insani, sosyal, ekonomik ve politik gelişimi üzerinde ciddi etkisi olduğu konusunda dünyada bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirmiştir. Üçüncü Birleşmiş Milletler Konferans Hedefleri, özel olarak toplumsal cinsiyet eşitliğin desteklenmesi ve kadınların güçlendirilmesi ihtiyacını belirtse de birçok BKH, kadınların refahını sağlama ihtiyacıyla ilgilenir. BKH’lerin hedeflerine ulaşılabilmesi için kadınların katkısı hayati önem taşımaktadır.
Dünya nüfusunun %50’sinden fazlasını oluşturan kadınlar, ayrıca su gibi bazı temel kaynaklara ve mali kaynaklara en düşük erişimi olan nüfusun en büyük yüzdesini oluşturmaktadır. Bunun yanında ekonomik veya politik alanlarda karar verme sürecine ya çok az dahildir yada bu süreçte hiç yeri yoktur.
Yıllardır Birleşmiş Milletler ve diğer ilgili uluslararası örgütler bu duruma ilişkin dünyada bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirmiştir. Kadınlar ve erkekler arasındaki bu bariz ve kalıcı eşitsizliğin ülkelerin ve toplumun insani, sosyal, ekonomik ve politik gelişimi üzerinde ciddi etkisi olmuştur.
2000 yılında Birleşmiş Milletler’in Binyıl (Milenyum) Konferansı’nda toplanan dünya liderleri aşağıda bulunan 8 Binyıl Kalkınma Hedeflerini (BKH) kabul etti ve 2015 yılına kadar ulaşılacak hedefler belirledi:
- Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi.
- Evrensel ilköğretimin sağlanması.
- Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi.
- Çocuk ölüm oranının azaltılması.
- Anne sağlığının iyileştirilmesi.
- HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi.
- Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması.
- Kalkınmaya yönelik küresel işbirliğinin geliştirilmesi.
Üçüncü BKH, özel olarak toplumsal cinsiyet eşitliğin desteklenmesi ve kadınların güçlendirilmesi ihtiyacını belirtse de birçok BKH, kadınların refahını sağlama ihtiyacıyla ilgilenir. BKH’lerin hedeflerine ulaşabilmesi için kadınların katkısı hayati önem taşımaktadır.
BKH 2012 Raporuna göre, yoksulluğun azaltılması ve kaliteli suya erişim için konulan hedeflere, vaktinden 3 yıl önce ulaşılmıştır. Ancak, Avrupa ve sözde gelişmiş dünyanın diğer bölgelerinde mevcut ekonomik kriz, yapılmış olan ilerlemeyi yavaşlatmak ve hatta tersine çevirmek açısından tehdit oluşturmaktadır. Mevcut durumda kalan hedeflere ulaşmak ancak hükümetlerin on yıl önce taahhütte bulunduklarını yerine getirmesiyle mümkün olacaktır.
Toplumsal cinsiyet rollerine yönelik bir yaklaşım
Kadınlara biyolojik olarak doğurabilme yeteneklerinden dolayı sosyal olarak da daima başkalarının bakımıyla ilgilenme rolü verilmiştir. Öncelikle evde kendi çocuklarının bakımını üstlenirler, sonrasında ise daha büyük ölçekte öğretmen, sağlık çalışanı vb görevlerle başkalarıyla ilgilenirler. Başkalarına bakmak için üstlendikleri görevlerin çoğu ev ortamında olduğundan maddi bir karşılığı olmamaktadır. “Özel alan” olarak adlandırılan alanda kadınlar tarafından üstelenilen önemli görevler “kamusal alan”da yapılan aynı işlerle ekonomik ve sosyal olarak aynı değere sahip değildir.
Başkalarına bakmak ile ilgili işlerin kadınların rolü olarak algılanması ve genelde maddi bir değerinin olmaması kamusal alana ve kadınlar tarafından gerçekleştirilen işlerin çoğuna yansımıştır. Dolayısıyla, kadınlar profesyonel iş hayatlarında erkeklere göre genellikle daha düşük ücret almaktadırlar. Aynı işi yapsalar bile!
“Kamusal alan”, geleneksel olarak erkeklerin alanı olmuş ve her zaman sosyal ve ekonomik açıdan daha değerli olmuştur. Bugün iş hayatında erkekler ile kadınlar yan yana çalışmalarına rağmen erkeklerin işleri daha yüksek bir piyasa değerine ve dolayısıyla daha yüksek maddi getirilere sahiptir. Basit ve kışkırtıcı bir şekilde ifade edersek “erkeklerin değeri kadınlardan daha fazla”.
Bu anlayışlar toplumlarda çok göz önünde olmayabilir ancak hem erkekler hem de kadınlar var olan bu statükoyu sorgulamadan kabul ederek yetiştirilir. Bu anlayış o kadar güçlüdür ki iş hayatında yatay ve dikey cinsiyet ayrımı olarak adlandırılan sosyal olguyu yaratır. Mesela eskiden daha erkek egemen olan iletişim sektöründe ortalama ücret daha yüksekti. Sektörde çalışan kadın sayısı önemli bir oranda artığında, ortalama maaşların düşmesi yatay ayrımcılıktır. Dikey ayrımcılık ise bu durumda erkeklerin daha iyi ücretlerin olduğu, hiyerarşide daha yüksek pozisyonlara “çekilmeleri” ve böylece cinsiyet eşitsizliğinin ve var olan toplumsal düzenin devamının sorgulanmadan devam ettirilmesidir.
Siyaset alanında
Siyaset alanı da çoğu toplumda yaygın olan yukarıda bahsi geçen cinsiyet eşitsizliği anlayışından etkilenen erkek egemen bir alan olmuştur. Siyasette güç sahibi olanlar, maalesef her zaman toplumun en parlak ve en ahlaklı kişileri olmadıklarından bu ego ve güç oyunlarının yoğun olduğu bu alanda, farklı menfaatler karşı karşıya kalmaktadır.
Siyasette çoğunluğun iyiliği için hitabet sanatının en iyi örneklerine şahit olurken bir yandan da iyilikle alakalı olmayan kişisel güç uğruna en ağır kandırmacayı gözlemleyebilirsiniz…
Peki, kadınlar neden siyasette yer almalıdır? Onlar ortalama erkek siyasetçiden daha parlak, daha iyi eğitimli, daha yetkin, daha ahlaki olarak övgüye layıklar ve hatta daha az yolsuzluğa mı karışıyorlar? Muhtemelen değil. Bu biraz sadece bir bacak ve bir kolla maraton koşmayı istemeye benziyor. Başarılı olabilmek için tüm vücudunuza ihtiyaç duyarsınız. Aynı şey siyaset ve toplumun diğer alanlarında geçerlidir. Israrla nüfusun yarısını dışlarsanız amacınıza ulaşmak için iki kat fazla zaman ve çaba gerekecektir.
Günümüzde kadınların iyi eğitimli olduğu ve dahil oldukları ekip veya alan için önemli bir katma değer sağladıkları bir gerçektir. Erkekler ve kadınlar biyolojik farklılıkların yanı sıra farklı eğitim ve sosyalleşmeden geçtikleri için bakış açılarında da faklılıklar oluyor. Bu farklılık, erkekler ve kadınlardan oluşan nüfusun çeşitli ve farklı ihtiyaçlarına cevap veren değişik politikalar tasarlayıp ve uygulamaya çalışırken çok yararlı olabilir.
Ancak karar alma süreçlerine dahil olan bir veya iki kadının bakış açısı, siyasete ya da iş dünyasında herhangi önemli bir değişiklik meydana getirmek için yeterli değildir.
Dünyamız erkeklerin dünyası ve bu dünyada da varolan kadınlar, eşit olarak kabul edilmek ve seslerini duyurmak için erkeklere göre iki kat daha sert olmaları gerektiğini, zor yoldan öğrendiler. Kadınların bir erkek gibi düşünüp davrandıklarında yarattıkları katma değerin minimum olduğunu gören birçok ülke günümüzde seçim yasalarını; parlamento, hükümet, yerel veya ulusal siyasi yapı ve sistemlerde temsil edilmeyen cinsiyetin (genellikle kadınlar) belli bir yüzde ile yer alması yönünde değiştirmektedir.
Sonuç
Başladığım yere geri dönüyorum. Dünya liderlerine göre 8 BKH, dünyanın gelişiminde hayati öneme sahip olarak önceliklendirilmiştir. Her maddenin özünde toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi için ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak dünya liderlerinin ve karar vericilerin büyük çoğunluğu erkek oluşu bu hedeflere ulaşmak için gerekli tecrübeye ve bilgiye sahip olan ve toplumun % 50’sini karar verme sürecine dahil etme fırsatının kaçırılmasına neden olmaktadır.
Sadece kadınlar ve erkekler insani, sosyal, ekonomik ve siyasi kalkınma için yan yana çalıştığında dünyamızı bitiş çizgisine birinci olarak taşıyabiliriz!

Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *