Yetenek de Bir Yere Kadar…

“Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir” demiş Thomas Edison. Çok çalışmak, varılmak istenilen nokta için yeterli midir, yoksa yetenekli olmak şart mıdır? Hem yetenekli, hem çalışkan olan insanlar her durumda başarıya ulaşabilirler mi? Belki bu soruyu yanıtlamadan önce yeterlilik duygusunu tanımalıyız. Yeterlilik duygusu, kişinin belirli bir görevi belirli koşullar altında başarıyla yerine getireceğine olan inancıdır. – Yeteneklisin, istiyorsun ve sebat ediyorsun. – Yeteneklisin ama istemiyorsun. -Yeteneklisin, istiyorsun ama sebat etmiyorsun. -Yetenekli değilsin, istiyorsun, sebat ediyorsun. Anlıyoruz ki, güçlü alanlara odaklanmak, istemek ve bunun için çaba göstermek başarıya giden yolculukta hızı arttırmaktadır.

“Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir” demiş Thomas Edison. Çok çalışmak, varılmak istenilen nokta için yeterli midir, yoksa yetenekli olmak şart mıdır? Hem yetenekli, hem çalışkan olan insanlar her durumda başarıya ulaşabilirler mi? Haydi birlikte bu soruların cevabını arayalım.

Ben bu yazıda özellikle iki şeye odaklanmak istiyorum: Birincisi yetenek, istek ve sebat üçlüsünün başarı üzerindeki etkisi, ikincisi ise bu üçlüye sahip olarak gelinen noktadaki tutumun ve kurduğun ilişki biçiminin süreç üzerindeki etkisi. 

Önce yeterlilik duygusunu tanıyalım…

Başarıyı etkileyen tabi ki birçok faktör var ve en önemlilerinden biri de tartışmasız biçimde yapılan işte yetenekli olmak. Müzikle uğraşanların müzik kulağının, yabancı dil öğrenmek isteyenlerin dil yeteneğinin olmasının veya kişinin yaptığı spora fiziksel olarak yatkınlığının olmasının gelişim hızını doğrudan etkilediği herkes tarafından bilinir. Asıl cevaplanması gereken soru, yetenek olmadan da başarılı olunabilir mi?

Belki bu soruyu yanıtlamadan önce yeterlilik duygusunu tanımalıyız. Yeterlilik duygusu, kişinin belirli bir görevi belirli koşullar altında başarıyla yerine getireceğine olan inancıdır. Yeterlilik duygusu, büyüklüğü ve gücü olarak iki boyutta incelenir. Yeterlilik duygusunun büyüklüğü, belli bir görevin başarıyla yapılacağına duyulan inanç, gücü ise bu görevi yerine getirmek için duyulan sebattır.

Tanımdan sonra haydi şimdi olasılıklara bakalım;

  • Yeteneklisin, istiyorsun ve sebat ediyorsun: Başarılı olmak ve sonuç almak bu durumda yüksek olasılıktır. Bütün büyük sanatçıların hayat öykülerini okuduğunuzda bu üçlüye rastlamak mümkündür.
  • Yeteneklisin ama istemiyorsun: Bu yeteneğin kişinin hayatında bir fark yaratmayacağı oldukça aşikârdır. Geliştirmek veya kullanmak adına hiçbir isteği olmayan kişi, sahip olduğu bu yeteneğini hayatında kullanamayacaktır.
  • Yeteneklisin, istiyorsun ama sebat etmiyorsun: Karşılaşılan ilk zorlukta vazgeçen kişiler işte bu gruba giriyor. Çoğu kere eğitimlerde “keşke” kelimesi ile karşıma çıkıyorlar. “Müziğe yatkınlığım vardı, yetenekli bir futbolcuydum keşke devam etseydim” cümleleriyle pişmanlıklarını ifade ediyorlar. Ama belli ki sebat edilmediğinde yetenek de gelişmiyor ve hayatta bir fark yaratmıyor.
  • Yetenekli değilsin, istiyorsun, sebat ediyorsun: Üzerinde en çok düşünülen ve tartışılan denklem herhalde budur. Bazı kesimler istemenin yeterli olduğunu iddia eder ve birçok kişinin hayal kırıklığı yaşamasına zemin hazırlar. Tabi ki istemeden başarılı olunmaz ve isteyen belirli bir noktaya ulaşır, ancak aynı çabayı ve isteği gösteren aynı konuda yetenekli olan kişi kadar hızlı gelişemez ve ilerleyemez. Bunu müzik kulağı olan biri ile olmayan birinin aynı isteği ve çabayı gösterdiğinde elde edeceği sonuç gibi düşünebilirsiniz. Yolculuğun süresinin daha uzun olacağını önceden kabul etmek gerekir.

Anlıyoruz ki; güçlü alanlara odaklanmak, istemek ve bunun için çaba göstermek başarıya giden yolculukta hızı arttırmaktadır. Peki merdivenleri tırmandıktan sonra (üniversiteyi bitirdikten, müdür olduktan, şirket kurduktan, yeteneğini ortaya koyduktan sonra) bu süreci devam ettirmek için alanında yetkin olmak yeterli olacak mı? 

Yetenek nereye kadar?

18 yıldır eğitim alanına gönül vermiş ve binlerce insanla karşılaşmış biri olarak, iş hayatında belirli noktalara gelen insanları gözlemleme fırsatı buldum. İş hayatında bir insanın başarılı olabilmesi için;

  • Yapılan işin kişinin değerleriyle örtüşmesi,
  • Kişiliğinin işe uygun olması,
  • “İyi geçinme” becerilerine sahip olması gerekir.

Her insan kendini iyi hissettiği işte ve ortamda daha başarılı olur. Yapılan işte iyi hissetmek için de kişiliğin işe uygun olması ve kişinin değerleri ile kurumun değerlerinin örtüşmesi gerekir. Bu üç alandan altını çizmek istediğim konu ise “iyi geçinme” davranışlarının bu süreç üzerindeki etkisi olacaktır. Bir düşünün! Hiç şikayet ettiğiniz müdürünüz ya da terk ettiğiniz doktorunuz oldu mu? Biraz daha farklı bir soru soracağım: Size sürekli hakaret eden bir eşin/partnerin dünya çapında ünü olan bir üniversiteden mezun olması iyi hissetmeniz için yeterli midir?

Günümüz dünyasında hiçbir sonuç artık tek başına elde edilemiyor. Birlikte çalışma becerilerinin geliştirilmesi en az işi bilmek kadar önem kazandı. Bir gün denetim firmasında eğitimdeyken, iyi eğitimli ve yaptığı işte yetenekli bir katılımcımın “iş hayatında ezebildiğini ezeceksin” cümlesi ile karşılaştım. İlişkilerin bu kadar önemli olduğu günümüzde, eğitiminin iyi olması veya hızlı kavrama, doğru analiz etme yetkinliklerine sahip olması bu katılımcımı başarıya taşıyacak mı? Ya da “ben çalışanımın beni sevip sevmemesini veya benimle ilgili ne düşündüğünü umursamam” diyen bir yöneticinin başarısını sürdürmesi mümkün mü? Cevabını hemen vereyim: Uzun süreli başarı sağlanamaz. Bu nedenle diyebilirim ki iş hayatında hem yetenekli, hem de çalışkan olmak yetmez, günümüzde birden çok yetkinlik geliştirmek durumundayız. Birlikte çalışma becerisi önemi olanlarından sadece biridir.

Sonuç

Herkes tarafından başarılı ve yetenekli bulunan Cem Yılmaz’ın dediği gibi: “Başarılı insanların ortak özelliği it gibi çalışmalarıdır, başka bir şey ne duydum, ne gördüm… Gerisi traştır, süstür, dedikodudur”. Yetenekli olmak önemlidir, çok çalışmak daha da önemlidir. Olumlu tutum ve davranışlar da bu yeteneği parlatacak ve süsleyecek olan aksesuarlardır.

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

https://bigritefit.com/tr/