Türk Kültürü Ekip Çalışmasına Ne Kadar Yatkın?

Üçüncü bin yılda iş hayatının yapısı ve buna bağlı olarak çalışanların kariyer planları bütünüyle değişmektedir. Bu değişiklik, teknoloji ve beceri geliştirmeye yönelik olmaktan çok, değer sistemimiz ve zihin haritalarımızla ilgilidir.

Çok iyi bir satranç oyuncusu olduğunuzu düşünün. Birdenbire önünüzdeki satranç tahtasını kaldırıyorlar ve bir video oyunu koyuyorlar. Satranç oyununda başarılı olabilmek için, düşünmek, strateji geliştirmek ve planlamak gerekir. Oysa bir “joystick”le oynamak zorunda olduğunuz video oyununda başarı hız, sürekli değişen şartlara uyum ve anında tepki vermeye bağlıdır.

İkinci oyun birinci oyundan daha zor olmayıp sadece daha farklıdır. Bunun için eski alışkanlıkların dışında düşünmek ve farklı bakış açısı geliştirmek gerekmektedir.

İnsan kaynakları alanında 21.yüzyılın ilk çeyreğine “üç kavram” damgasını vuracaktır: Bunlar, ekip çalışması, liderlik ve eğitimlerin ölçülmesidir.

Bilimsel araştırma verilerine gore* Türk kültürü bireycilik ve toplumculuk ölçeğinde, “toplumculuğa” daha yakındır. Aynı ölçeğin bireycilik boyutunda ise ABD, İngiltere ve Avustralya bulunmaktadır. Bugün Türkiye’de uygulanan eğitim programlarının çoğu ekip çalışmasını yapmakta ileri derecede zorluk çeken toplumların birikimlerini yansıtmaktadır.

“Ekip Oluşturma ve Geliştirme” alanındaki başarımızın temelinde Türk kültürünün özelliklerine bilimsel çalışmalarla tanıyan ve değerlendiren, çağdaş bilgiyle bütünleşmiş bir anlayışın olduğuna inanıyoruz.

Türk Kültürünün Ekip Çalışmasını Zorlaştıran ÖzellikleriTürk Kültürünün Ekip Çalışmasını Kolaylaştıran Özellikleri
• Gerçek anlamda profesyonellik eksikliği: Profesyonelliğin, kriz yaratmayan tam tersine kriz çözen” ve “krizleri önleyen” bir rol gerektirdiğini bilmemek.

• Uzlaşma geleneğinin olmayışı: Uzlaşmayı “taviz” ve “güçsüzlük” saymak.

• Belirsizliğe karşı düşük tolerans: Bunun sonucunda hiyerarşik yapıyı tercih etme eğilimi ve yatay ilişkilerde zorlanmak.

• Eleştirmek, ancak çözüm önermemek: Bir eleştirinin ancak ilgili bütün tarafları içine alacak çözüm önerisi getirmekle değer kazanacağının sorumluluğunun farkında olmamak.
• İnsan ilişkilerinde beden dilinin duyguları aktarım aracı olarak kullanılması: Sarılmak, öpmek, koluna girmek, temas gibi beden dili öğelerini rahatça kullanmak.

• Aile bağlarının güçlü olmasından kaynaklanan birliktelik duygusu: Bunun sonucu uygun liderlikle iş hayatında kurumun vizyonuna bağlılık ve kurumun misyonunu kendiyle özdeşleştirme.

• İmece geleneğinin varlığı: Türk insanının genlerinde bulunan imece geleneğinin izlerinin üst düzeyde bağlılık ve karşılıklı bağımlılık duygusunun pekişmesini sağlaması

Yukarıda 1994 yılından bu yana, ulusal ve uluslararası şirketlerin orta ve üst düzey yöneticileri ile sürdürdüğümüz Ekip Oluşturma ve Geliştirme®programlarında, Türk Kültürü’nün ekip çalışmasını ileri derecede zorlaştıran ve kolaylaştıran özelliklerini bulacaksınız.

Fark Yaratmak

Türk insanı, zihin haritalarındaki engeller ortadan kaldırıldığında sinerji yaratabilecek bir kültürün içinde yetişmiştir. Önemli olan “kendi değerleri ve kültürü” içinde fark yaratabileceğinin farkında olması ve örgüt ikliminin de onun içindeki bu gücü geliştirecek bir ortam sunmasıdır.

Türk insanının, iş tanımıyla sınırlı tutumlar yerine, “rol”lerinin gerektirdiği sorumluluğu üstlendiği durumlarda, hem iş hayatında, hem de spor alanında gösterdiği uluslararası üstün başarı örneklerinin içinde yer almaktan mutluyuz.

Kaynak:

  1. Hofstede,G..(1994).Cultures and Organizations, Harper Collins Publishers, London.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir