Şirketler için Sosyal Medya 101

Dünyada ilk e-posta bundan tam 30 sene önce gönderildi. Bu süre dünyanın daha önce hiç görmediği hızda teknolojik gelişmelere tanık oldu. 1971 yılından beri insanların sosyalleşme biçimleri, alışkanlıkları, iş yapış şekilleri, şirketlerin iş modelleri, kurumların kültürleri, birimlerin fonksiyonları hızla değişti. Bugün bir CEO’ya gelecekle ilgili tahminlerini sorduğunuzda size cevap olarak “artık böyle bir oyun oynayamıyorum. 13 sene önce insanlar google’da birşey araştırmıyorlardı çünkü google yoktu. 7 sene önce kimse facebook’ta değildi. Birkaç sene sonrasını tahmin etmek artık çok zor” diyor[i]. Gelişmeleri ve değişiklikleri yaşayarak görüyoruz ve anlayıp ayak uydurduğumuz oranda başarılı olacağız gibi görünüyor. Harvard Business Review blogunun yazarlarından Jeffrey F. Rayport’a göre facebook yeni bir iletişim teknolojisi ve onun mavi “f” logosunu görmeden 5 dakika geçirmeniz mümkün değil! Her gün yeni bir sosyal medya platformu icat edildiğinden, kurumların bu platformları hangi amaçlar için ve nasıl kullanabilecekleri ancak yaratıcılıklarıyla sınırlı. Sosyal medyanın kurumlar tarafından en çok kullanıldığı alanlar itibar yönetimi, pazarlama ve işe alım. Sosyal medya en çok zaman geçirilen iletişim aracı olma yolunda hızla ilerlerken, kurumların kendilerine en uygun kullanım biçimleri, yaptıkları işe, bulundukları sektöre, hedefledikleri kitleye, çekmek istedikleri adaylara göre şekilleniyor.

Dünyada ilk e-posta bundan tam 30 sene önce gönderildi. Bu süre dünyanın daha önce hiç görmediği hızda teknolojik gelişmelere tanık oldu. 1971 yılından beri insanların sosyalleşme biçimleri, alışkanlıkları, iş yapış şekilleri, şirketlerin iş modelleri, kurumların kültürleri, birimlerin fonksiyonları hızla değişti. Bugün bir CEO’ya gelecekle ilgili tahminlerini sorduğunuzda size cevap olarak “artık böyle bir oyun oynayamıyorum. 13 sene önce insanlar google’da birşey araştırmıyorlardı çünkü google yoktu. 7 sene önce kimse facebook’ta değildi. Birkaç sene sonrasını tahmin etmek artık çok zor” diyor[i]. Gelişmeleri ve değişiklikleri yaşayarak görüyoruz ve anlayıp ayak uydurduğumuz oranda başarılı olacağız gibi görünüyor.

Sosyal Medya Nedir?

Sosyal medya en geniş tanımıyla interaktif ve siber bir iletişim aracıdır ve etkileşimli platformlarda yer alır. Bu platformlar üç kategoriye ayrılabilir[ii]; 1) sosyal medya siteleri (kullanıcılar arasında bilgi paylaşımına olanak veren, sınırları belirlenmiş ağlar) 2) bloglar (kişiler ya da kurumlar tarafından paylaşım için hazırlanan ve yeni yazıların ve okuyucu yorumlarının eklenmesiyle sürekli güncellenen web sayfaları) 3) sosyal medya programları/aplikasyonları/”widget”lar (bir ya da birkaç platformda çalıştırılabilen yazılımlar).

Bu platformların hepsi kurumları çeşitli yollardan etkiler. Öncelikle kurumun çalışanları, potansiyel çalışanları (adayları) ve müşterileri; hemen herkes sosyal medyanın içerisinde. Bu durumda günümüzde kurumlar da çalışanlarını yönetmek, kendi ürün/hizmetlerini pazarlamak, kurum itibarına olumlu/olumsuz katkıda bulunmak, çeşitli fonksiyonları için kullanmak (insan kaynakları, işe alım gibi) amaçlarıyla sosyal medyayı anlamak ve uygun şekilde kullanmak durumunda kalıyor. Bir de sosyal medyanın doğurduğu yeni iş alanlarında faaliyet gösteren kurumlar (kişiye özel alışveriş siteleri, sosyal medya ajansları gibi) var ki, onlar zaten tam anlamıyla sosyal medyanın içerisindeler.

Sosyal Medya Neden Önemlidir?

Bu sorunun cevabı için verileri ve araştırma sonuçlarını değerlendirmek doğru olacaktır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun son raporuna[iii]göre Türkiye’de 8 milyonun üzerinde internet abonesi ve 24 milyonun üzerinde internet kullanıcısı var.

Dijital dünyayı araştırma şirketi ComScore’un Ağustos 2009-Ağustos 2010 arasında topladığı veriler ve Eylül 2010’da yayınladığı kapsamlı araştırma sonuçları[iv], bu dönemde Türkiye’de internet kullanıcılarının sadece %5′inin sosyal paylaşım sitelerine girmediğini ortaya koyuyor. Ağustos 2010’da ülkemizdeki internet nüfusunun %94,9′u en az bir sosyal paylaşım sitesine üye ve aynı tarihte internet nüfusunun sosyal paylaşım sitelerine erişimi açısından dünyada Meksika, Brezilya, Kanada ve İspanya’dan sonra beşinci sıradayız. Geniş katılımlı araştırmalar yapmak uzun bir süreç olduğundan bu verinin daha günceli henüz yayınlanmadı ama sosyal paylaşım sitelerinin kullanımının her geçen gün hızla arttığını göz önünde bulundurunca günümüzde internet nüfusunun neredeyse tamamının sosyal paylaşım sitelerine girdiğini varsaymak doğru olabilir.

Ülkemizdeki en popüler sosyal paylaşım ağı olan facebook’un 2011’in başında dünyada 500 milyon aktif kullanıcısı var – ki bu da yaklaşık her 13 dünyalıdan biri anlamına geliyor[v]. Bu kişilerin yarısı facebook hesabına her gün giriyor. 18-34 yaş aralığındaki facebook kullanıcılarının yüzde 48’i uyanır uyanmaz ilk iş facebook’a bakıyor. Bunların %28’i hesaplarını henüz yataktan kalkmadan akıllı cep telefonlarından kontrol ediyorlar. Yalnızca yeni yıl haftasında bu platforma 750 milyondan fazla fotoğraf yüklendi. Harvard Business Review blogunun yazarlarından Jeffrey F. Rayport’a göre facebook yeni bir iletişim teknolojisi ve onun mavi “f” logosunu görmeden 5 dakika geçirmeniz mümkün değil![vi]

Kurumlar Sosyal Medyayı Hangi Amaçla Kullanabilirler?

Her gün yeni bir sosyal medya platformu icat edildiğinden, kurumların bu platformları hangi amaçlar için ve nasıl kullanabilecekleri ancak yaratıcılıklarıyla sınırlı. Sosyal medyanın kurumlar tarafından en çok kullanıldığı alanlar itibar yönetimi, pazarlama ve işe alım.

İtibar yönetimi ve Pazarlama 

Ağızdan ağza pazarlama – ki buna belki de artık “klavyeden ekrana pazarlama” demeliyiz – günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar etkin ve yaygın. Birçok insan mal ya da hizmet aldığı, iş görüşmesine gittiği ya da herhangi bir şekilde iletişime girdiği kurumla ya da markayla ilgili görüşlerini üye olduğu sosyal medya platformlarında paylaşıyor. Bu durum hem kurumun itibarı hem de ürün/hizmetlerin pazarlanması açısından çok kritik bir yeniliği ortaya koyuyor.

Olumsuz bir deneyim yaşayan müşteri, görüşlerini sosyal ağlar aracılığıyla çok kısa sürede büyük kitlelere ulaştırabilir ve kurumun en değerli varlığı olan “itibar”ını büyük bir hızla zedeleyebilir. Günümüzde müşterileri dinlemek, yanıt vermek ve olumsuz deneyimleri olumluya çevirmek daha önce hiç olmadığı kadar önemli. London School of Economics’in yaptığı bir araştırmaya göre olumsuz yorumların yayılmasında %2 düşüş sağlamak, toplam satışları %1 arttırıyor[vii]. Kurumunuzun ismini internette araştırdığınızda olumsuz sonuçlarla karşılaşıyorsanız, unutmamanız gerekir ki aynı sonuçlarla müşterileriniz ve adaylarınız da karşılaşıyor! Sanal itibar yönetimi bu noktada önem kazanıyor. 

Şirketler harcamalarının %90’a varan oranlarını reklama ve promosyona ayırdığı halde satın alma davranışını belirleyen en güçlü etken başkalarının söyledikleri[viii]! Bu, söz konusu harcamaların bir kısmının sosyal medyaya yöneltilmesi gerektiğini ortaya koyan çarpıcı bir istatistik. Bir araştırmaya göre yüz kremi kullanıcılarının %60’dan fazlası kremleri internette araştırıyor. Artık kimse satıcıdan duyduklarıyla yetinmiyor; diğer alıcıların neler düşündüğünü daha çok önemsiyor.

İşe Alım

Yıllardır yapılan araştırmalar gösteriyor ki pozisyonları yönlendirilen/referans gösterilen adaylarla doldurmanın birçok avantajı var. Daha kalifiye adaylara kısa sürede ulaşılıyor, başarılı oluyorlar ve kurumda daha uzun süre kalıyorlar. Sosyal medya, böyle adayların dikkatini çekmek için çok işlevsel bir ortam. İş aramayan ancak boş pozisyona çok uygun olacak yetkin adaylar ilan yayınlanan web sitelerine bakmazken arkadaşlarının sosyal platformlarda ilettiği pozisyonları görerek başvurabiliyorlar. Bu platformlar aracılığıyla aday bulmak; hedefe yönelik, ölçülebilir ve etkin olmanın yanı sıra en yetkin kişileri bulma maliyetini de düşürüyor.

Haziran 2010’da yapılan bir araştırmaya göre Amerika’da şirketlerin yalnızca %13.8’i işe alımda sosyal medyayı kullanmayı düşünmüyor (geçtiğimiz 7 ayda bu oranın düşmüş olacağını tahmin etmek zor değil). Sosyal medyayı kullananların %80’i LinkedIn’i tercih ederken, %55’i facebook’u, %45’i ise twitter’ı kullanıyor. Sosyal medyadan sonuçlandırılan işe alımların %90’ının LinkedIn üzerinden bulunan adaylarla sağlandığı açıklanıyor[ix].

İş hayatına yönelik ağ oluşturmayı hedefleyen bir platform olan LinkedIn’in bugün 90 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı mevcut. Bu platformu “dünyanın en büyük işe alım aracı” ya da “en geniş aday havuzu” olarak tanımlayan yazarların sayısı hiç de az değil. Forbes dergisinde yayınlanan ve LinkedIn’i Facebook’la kıyaslayan yazıya LinkedIn’in cevabı şöyle olmuş; “Gerçek hayatta olduğu gibi sosyal ağlarda da bulunduğunuz ortam önemlidir. Çoğu insan profesyonel hayatlarıyla özel hayatlarını karıştırmak istemez ve bu nedenle farklı sosyal platformların var olması gerekir. LinkedIn’de biz, çalışanların kariyerlerini daha verimli ve başarılı kılacak bağlantılar yapmasına ve bilgiler edinmesine olanak veren bir platform yaratmaya odaklanıyoruz.[x]” Çok sayıda özgeçmişin içerisinden doğru adayı bulmaya çalışmak yerine daha az sayıda ama uygun adaylarla karşılaşmak her işe alım uzmanı için aranan bir durum. 

Sosyal medya en çok zaman geçirilen iletişim aracı olma yolunda hızla ilerlerken, kurumların kendilerine en uygun kullanım biçimleri; yaptıkları işe, bulundukları sektöre, hedefledikleri kitleye, çekmek istedikleri adaylara göre şekilleniyor. Ancak ülkemizde internet nüfusunun neredeyse tamamının sosyal medya platformlarında zaman geçirdiğini görmezden gelmek mümkün değil. “Yöneticiler ortaokul öğrencilerinin girebildiği medya ortamlarına girmekte tereddüt edebiliyorlar. Ama eğer gelişmelere uyum sağlayamaz ve rakiplerinizin taktiklerine ayak uydurmazsanız, savaş alanına çıkmadan teslim olmuş sayılırsınız.[xi]”


Kaynaklar:

  1. “What is it that only I can do?”. Harvard Business Review. Jan.-Feb. 2011: 123.
  2. http://www.iab.net/media/file/SocialMediaMetricsDefinitionsFinal.pdf
  3. http://www.btk.gov.tr/Yayin/pv/ucaylik10_3.pdf
  4. http://www.comscore.com/Press_Events/Presentations_Whitepapers/2010/State_of_the_Turkish_Internet
  5. Jolie O’Dell Are We Too Obsessed with Facebook? Jan. 12, 2011 http://mashable.com/2011/01/12/obsessed-with-facebook-infographic/
  6. Jeffrey F. Rayport. What is Facebook, Really? Feb. 2, 2011. http://blogs.hbr.org/cs/2011/02/what_is_facebook_is_becoming.html[vii]Daniel Riveong. Social Media &
  7. Reputation Management: The Why and The How. http://www.slideshare.net/EmergenceMedia/social-media-reputation-management-the-why-and-the-how-presentation
  8. David C. Edelman Branding in the Digital Age. Harvard Business Review. Dec.. 2010: 68.
  9. Most Businesses Use Social Nets for Hiring. Dec. 13, 2010. http://www.emarketer.com/Article.aspx?R=1007811
  10. Kashmir Hill. LinkedIn Isn’t Scared of Facebook’s New Profile Pages. Dec 7, 2010. http://blogs.forbes.com/kashmirhill/2010/12/07/linkedin-isnt-scared-of-facebooks-new-profile-pages/
  11. Leslie Gaines-Ross. Reputation Warfare. Harvard Business Review. Dec. 2010: 76.

Diğer Makaleler

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar

https://bigritefit.com/tr/