Toplumda Doğru İletişimin Yolu: Görgü Kuralları

Toplumda Doğru İletişimin Yolu: Görgü Kuralları

Adab-ı muaşeret deyiminin sadece sofra adabı, çatal bıçak kullanımı, davet düzenlemek, dans kuralları, oturup kalkma tarzları olmadığını, bu işi öğretmeye, uygulatmaya gönül koyanlar çok fazla vurgulamadı. Bütün bu saydıklarımız tabii öğrenilmeli ve gerektiği yerlerde uygulanmalı, ama benim “Yaşam Sanatı” adını verdiğim konuda olay, kişinin diğer kişilerle iletişim içinde bulunmasına dayanıyor.

İlişki içinde olunacak kişileri iyi tanımak

Onları iyi dinlemek, anladıktan sonra cevap vermek işin başlangıcıdır. Bu ailemiz de olabilir, iş ve özel arkadaşımız da, sosyal hayatta yepyeni karşılaştığımız kişiler de…

Son yıllarda ülkemizde kibar ve görgülü olmak olabildiğince züppelik gibi algılanır oldu. Adeta suç… 

Halktan kopukluk !!! Anadolu topraklarında binlerce yıldır yaşamış toplumların yaşamlarına bakarsak, araştırmaları okursak anlarız ki gelenek ve görenekler gerçekten görgülü ve saygılı toplumları anlatıyor.

Son yıllarda tüm dünyada gençler arasında bu konuda esneklik var; ama gelişmişlik düzeyi yüksek toplumlarda kibar olmak hala ahlaki ve vicdani kurallardan biridir.

Ülkemizde ve dünyada çok farklı gelenek görenek, adetlere sahip yöre ve ülkeler var. O yerlerin adetlerini ve göreneklerini öğrenerek oralara gitmek, oradaki kişilerle doğru iletişiminin kurulması için ilk adımdır ve bu çaba adab-ı muaşeret konusuna girer.

İnsan hakları, hürriyet, özgürlük derken ve toplumumuzu bu konularda ileri gitmek için özendirirken fazlaca terbiye dışı, fazlaca özgür, “ben yaptım oldu” tarzı bir yaşam şekli maalesef yaygınlaştı.

Samimiyetle (içtenlikle) laubaliliği, sevimlilikle şımarıklığı birbirine karıştırınca adab-ı muaşerete giren her şey unutuldu gitti. Halbuki adab-ı muaşeret içine evde, okulda, iş hayatında, sosyal hayattaki tüm davranışlarımız girmektedir.

Küçük veya büyük ailemizde esas davranışlar öğrenilir. Saygıyı tümüyle unutarak, özel alana aldırış edilmeyerek verilen aşırı sevgi, yardımlaşmayı öğretmeden çocuklara sürekli servis veren davranışlar ileride saygısız, kimsenin görgü kurallarını umursamadığı bir toplum yaratır ve yarattı.

Geleneksel Anadolu terbiyesini toptan unuttuk.

Selamlaşma şekilleri ve sözleri çok önemlidir: örneğin büyükler küçüklere, “merhaba nasılsınız?”diyerek söze başlayabilir, küçükler büyüklere böyle hitap ederek söze girmemelidir. Son zamanlarda her yerde televizyonlarda bile bu yanlışa sık sık rastlıyoruz.”Naber, ne var ne yok” gibi hitap şekillerini yaşa bakmadan herkes kullanıyor.

Bir de oturma şekilleri çok değişikliğe uğradı. Rahatlık ifadesi olduğu söylenerek her yerde ancak yalnızken alınacak şekillerde kaykılarak, dış ülkeden alınma, ayaklar insanın burnuna dayanarak oturuluyor. Televizyonlar bu yanlışa çok yardım ediyor.

Televizyon programlarından öğrenilen bir yanlış da yemek konulu programlarda görülüyor. Yemek masasında ve sonrasında yemek yapan kişinin yaptıkları tenkit ediliyor. Bu bir yabancı formatta olabilir: ama bizim geleneğimizde nasıl olursa olsun o yemeği pişiren kişinin emeğine saygı gösterilir. Eline sağlık denir. Bu da bir görgü kuralıdır.

Gelelim trafik ve toplu taşıma araçlarındaki davranışlarımıza…

Sokak ve caddelere elimize geçen her şeyi atmamak.

Direksiyonda ise sürekli sağa sola geçerek diğer sürücüleri rahatsız etmemek.

Önde vasıta varken sürekli kornaya basarak önümüzdeki sürücüyü sinirlendirmemek.

İki şerit halinde giderken 3. bir şerit yaratmak üzeredoğru yolda gidenleriitekleyerek onları aptal yerine koymamak.

Toplu taşıma araçlarına binerken kişileri itip önce girmeye çalışmamak.Yaşlı ve çocuklu kişilere yer vermemek.

Kalabalık caddelerde birbirinin üstüne yürümemek için herkesin kendi sağına yönelmesi gerektiğini unutmak.

Hangi seviyede olursa olsun kişiye iş verirken lütfen demek gerekir. Bu söz insanı küçültmez yüceltir. Kadın-erkek ilişkileri iş hayatında çok önemli rol oynuyor. İş hayatında iş arkadaşı vardır. Kadın veya erkek olması fark etmemelidir.

Yazımı bitirirken eklemek istediğim bir şey var:

Yaşamak ciddi bir iştir. Sürekli bilgilenerek, insanlara, tüm canlılara, çevreye terbiyeli ve saygılı davranarak; ama aynı zamanda eğlenerek, mutlu olmaya çalışarak sürdürülmeli.

İnsanlıkdonanımlı bilgisayarlar karşısında bir makineye dönüşüyor. Bundan sonra insanlar arasındaki ilişkilerin nerelere varacağını düşünmek gerekiyor.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar