Etkin Liderle Krizi Aşmak

Tarihe geçecek ve dünyayı sarsan bir yılı geride bıraktığımız şu günlerde kriz, tüm ülkeleri, dev firmaları etkisi altına aldı, giderek derinleşti ve artık bu dalga reel sektörü de içine almaya başladı. Piyasaların kilitlenmesinin yanında firmaların yeni yatırımlar ve tüketimleri için kredi bulmaları zorlaştı kimileri için neredeyse imkansız hale geldi. Dev şirketlerin batışı, binlerce insanın işsiz kalması, artan maliyetler, herkesi derinden etkilemeye başladı. Yaşadığımız kriz yüzyılın en büyük ve en derin finansal krizi ancak bundan daha önemlisi diğer krizlerden ayıran en önemli özelliği, bir ‘güven krizi’ olması.

Krizin 2009 yılı boyunca devam edeceği ve her ülkeyi, özellikle gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceğinden artık herkes emin. Hepimizi bekleyen muhtemel gelişmeler; tüketimde düşme, siyasi istikrarsızlık, finans sektöründe yaşanan problemlerde artış, yapısal reformların artması, şiddeti artan rekabet gibi önemli konular üzerinde olacak ve sistemdeki bu tıkanma insan kaynaklarını da kuşkusuz çok ciddi bir şekilde etkileyecektir.

Biz Türk yöneticiler yaşam döngümüz içerisinde defalarca kriz ile karşı karşıya kaldığımız için (özellikle ekonomik krizler) krizle yaşama, krizi fırsata çevirme konusunda büyük tecrübeye sahibiz. Evet kriz kapımıza kadar geldi. Ancak Albert Einstein’ın dediği gibi ‘Karşılaştığınız önemli problemler onları yaratan düşünce düzeyi ile çözülemez.’ Daha farklı düşünme, düşüncelerimizin altında yatan varsayımları görme, takım halinde hareket etme ve şimdiye kadar yaptıklarımızı aşan şeyler yaparak krizi geçme, yani ‘bir olma’ ve ‘liderlik’ yapma zamanı. Bu dönem şirketlerde liderin sadece genel müdür değil, tüm yöneticilerin de lider olduğunu anlama, anlatma ve bunu çalışanlara hissettirme zamanı. 

Krizde insan kaynakları

Bu ekonomik krizde binlerce çalışan işini kaybetti. İşsiz kalanlar da, insan kaynağını yönetmek zorunda olan liderler de zor anlar yaşadı. Bu aşamada kriz dönemlerinde çalışanların motivasyonlarının arttırılmasında, elde tutulmalarında ve verimliliklerinin artırımının sağlanmasında liderlerin oynadığı kritik roller ön plana çıkıyor .

Şirketlerin böylesi güç şartlarda krize karşı verdiği ilk tepki küçülme ve çalışan sayısının azaltılması olunca, şirketin sadece yetişmiş insan kaynağından mahrum kalmasına değil, aynı zamanda çalışmaya devam edenlerin motivasyonu düşüyor. 2001 yılında Strateji Mori araştırma firmasının yaptığı ‘kriz sonrası insan kaynakları’ araştırmasında, 2000 yılı haziran ayı ile karşılaştırıldığında 2001 krizi sonrasında çalışanlarda genel olarak bir depresyon geliştiği (Çalışanların % 57.5’i daha sinirli olduklarını, % 49.4 ‘ü yaşamdan daha az zevk almaya başladıklarını ve % 34’ü uykusuzluk çekmeye başladıklarını ifade etmişler), firma bağlılıklarında azalma olduğu (firmayı eleştirme oranı % 3.7’den % 19.8’e, yükseldiği) ve her şeyin düzeleceğine olan inancın azaldığı görülmüştür.

Yine bu araştırmada ortaya çıkan çok önemli bir nokta, şirket çalışanlarının yöneticileri tarafından bilgilendirilmelerinin yetersiz düzeyde kaldığı, 2001 krizinde araştırmaya katılan çalışanların % 61.6’sına kriz konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı, % 12.8’ine ise yetersiz ya da anlaşılmayan açıklamalar yapıldığı yönündedir. 

Bu araştırmadan da görülebileceği gibi kriz geldiğinde işten eleman çıkarmak ile elde edilecek tasarruf, oluşacak moralsizlik ve motivasyon kaybı, kurum kültüründe zedelenmeler ve sonucunda oluşacak verimsizlik ile karşılaştırıldığında krize bir çare olmayacağı aşikardır. İşte bu özel dönemde şirketin öngördüğü vizyonu gerçekleştirecek olan insan kaynağının doğru yönetilmesinde, yetenekli, birikimli kaynakların yitirilmesinin önlenmesinde İK liderlerine çok büyük bir iş düşüyor .

Kriz zamanları doğal olarak zor zamanlar, bu dönemde liderlik yaparken dikkat etmemiz gereken bazı başlıkları şöyle isimlendirebiliriz ;

  • Krize özel bir iletişim stratejisi belirleyip, firma içi iletişimi daha etkin ve daha hızlı şekilde yönetmek amacıyla kriz iletişim komitesi oluşturulması ,
  • Firmanın çeşitli kademelerinden oluşan bir kriz ekibi kurulması ,
  • Tüm çalışanlara güven aşılanması, korku ve kaygıların önlenmesi için sakinleştirici bir liderlik yapılması , 
  • İş birliği ve proaktif yardımlaşmanın özendirilmesi , ‘Çalışanlarımızla beraber krizden çıkacağız’ yaklaşımının samimiyetle hissettirilmesi ve ‘İnsana yatırıma devam’ yaklaşımını devam ettirilmesi ,
  • Çalışanların kriz sürecinin yönetimine katılımının arttırılması,
  • Bireysel ve şirket motivasyonunu arttırmak için yeni bakış açılarının verilmesi ve yönlerinin verilmesi,
  • Krize doğru noktalardan ve doğru şekilde müdahale edilmes ,
  • Krizin ve etkileyeceği süreçlerin doğru tespit edilmesi, ve süreçlerin yönetim planını oluşturması, 
  • Verimsizlikleri bir an önce tespit edip, operasyonel etkinliğin arttırılması , 
  • Paydaşlarla işbirliklerini arttırarak maliyetlerde düşüş sağlanması,

Krizi fırsata çevirebilmek 

‘Başarı, her şeye hazırlıklı olmaktır ve hazırlıklı olmadığınızda başarısızlık kaçınılmazdır.’ Konfüçyus

İletişim, iletişim, iletişim 

Çalışanları açık iletişim için cesaretlendirmek zor ama gereklidir. Kriz dönemlerinde öncelikle iletişime önem verilmeli, kriz iletişim stratejisi geliştirilmelidir. Liderlerin, hem kendi iç motivasyonlarını hem de çalışanlarının motivasyonlarını canlı tutabilmeleri için öncelikle karşılaşılan krizi tüm çalışanlarla paylaşmaları, iletişimlerini açık ve dolaysız tutarak ortak amaca doğru ilerlemeyi sağlamaları, krizin nedenleri hakkında doğru teşhisin konulmasını, bu doğrultuda doğru müdahaleleri beraber planlayabilmelerine olanak veriyor. 

Bu şekli ile ortak bir gelecek resim yaratılması, ekip içinde aidiyet ve birliktelik duygularının artırılması tüm firmanın motivasyonu için belki de en büyük önemi taşıyor . 

Operasyonel Verimlik

Kriz dönemine hedef; kriz dönemlerinde operasyonel verimlilikte firmanın kabiliyetlerini geliştirmek açısından önemli ölçüde bir yer tutuyor . 

Şirketlerin rekabete açık olduğu bu dönemlerde, değişime inancın teşvik edilmesi şirketin potansiyelini daha da yükselten bir etken oluyor. 

Uzun süredir yapılan işlerde gelişen ‘iş körlükleri’ni engellemek, tüm süreçleri gözden geçirerek kişi başı verimliliği arttırmak, ‘süreç bazlı yönetim’i ön plana çıkarmak, çalışanları departmantal bakış açısından uzaklaştırarak, proaktif yaklaşımlarla sorun çözen ve geliştiren büyük bir takıma dönüştürmek operasyonel verimliliği artı (+) yönde etkileyen unsurlardan oluyor. 

Kriz döneminde de öncelikli göstergelerden biri de pek tabi ki, nakit akışıdır. Öncelikle alacaklar, borçların ödeme süresi ve harcamalar firmaların en önemli takip konusu olmalıdır. Likiditeyi arttırabilmek amacıyla; tedarik planı, hammadde ve malzeme stokları, yeni stok politikası, stok devir oranı, yatırımlar, fazla mesailer, enerji giderleri, tedarikçi vadesinin arttırılması, satış vadeleri, pazarlama harcamaları, satın alma operasyonları gibi konularda verimlilik sağlanması hedeflenmelidir. Nakit akışta iyileştirme sağlayacak ve kaynak yaratacak konularda çalışanlar arasında seferberlik ilan edilmeli ve tüm iş süreçleri iyileştirilmelidir.


Bununla birlikte, kur riskini minimize etmek için gider ve gelirlerin aynı oranda döviz cinsine sahip olması sağlanmaya çalışılmalı, bu dönemlerde ihracata da özellikle kur riskini azaltabilmek için ayrı bir önem verilmelidir. 

Özetleyecek olursak ; ‘Kaptanın iyisi fırtınalı havada belli olur.’ sözü kriz ortamlarındaki liderliği çok iyi tarif ediyor. İyi havalarda rüzgarı arkadan alarak firmalarını hızla başarıya götüren liderler, rüzgar terse döndüğünde veya şiddetlendiğinde de ayakta durur ve gemilerini sağ salim limana ulaştırırlar.

Tüm bunlar sonunda, iyi olan durum; krizler büyük fırsatları da beraberinde getiriyor, dengelerdeki büyük değişime ayak uydurabilen ve değişimi güvenle uygulayabilen firmalar kriz sonrasında çok büyük avantaj elde edebiliyorlar, rakiplerinin önüne geçebiliyorlar. Dünyada krizi değişim, gelişmeye hazırlık ve odaklanmaanlayışı ile yönetilen şirketlerin bu tip krizlerde kazançlı çıktığını gösteren birçok başarı öyküsü mevcut .

Krizlerden aldığımız ders?

Aslında çok basit; krizden çıkacak bir derste mutlaka cebimizde olmalı, o derste yapılan hataları tekrar etmemek olduğunu söyleyebiliriz. Belki de bu ders ve benzeri hayatımızda ki tüm krizlerin karşı karşıya kaldığımız tüm krizler için bize getireceği en büyük katkıdır.

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar