Sosyal Medya Kazaları

Geçmişten gelen “Söz gümüşse sukut altındır” sözü, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle daha büyük önem kazanmaya başladı. Her ne kadar söylediğiniz sözün etkisi, sizi “sevenlerin(like)” ve/veya “takip edenlerin(follow)” sayısı ile ilgili olsa da, aklınıza gelenleri düşünmeden paylaşmanız tamir edilmesi güç kazalara neden oluyor. Diğer taraftan, kurumunuz sosyal medya kazasına maruz kalıyor ve mutsuz müşteri, sosyal medya sayesinde milyonlarca kişiye ulaştırarak yıllarca kurmaya çalıştığınız itibarınızı zedeleyebiliyor.

İş yerinde sıkıldığınız bir günde, yöneticiniz ile ilgili arkadaşınızla yaptığınız sohbet sırasında, söylediklerinizin yöneticiye ulaşması, “ufak sıyrık” olarak nitelendirilirken, bu sıkıntınızı facebook hesabınızda “sevenlerinizle” paylaşmanız iş hayatınızı “pert” edebiliyor. 

Türkiye’deki örnekleri “zülfü yâre dokundurmamak” amacıyla paylaşamasam da, bu örneklerin aklınıza gelemeyecek kadar çok olduğunu söylersem, belki sosyal medyayı kullanırken daha dikkatli olma konusunda bir farkındalık yaratırım. Aksi takdirde, henüz Türkiye’de kullanılmasa da dünyada literatüre geçmiş“facebooktan kovulanlar (facebook fired)” kulübünün bir üyesi olabiliriz. 

En masum örnek İsviçre’de Nationale Suisse şirketinin çalışanının yaşadıkları sayılabilir. Reuters’e göre şirketi arayıp “karanlıkta yatması gerektiğinden bilgisayar karşısında çalışamayacağını” söyleyen şirket çalışanı, facebookta sörf yaparken görüldüğü için işten atılmış. Her ne kadar akıllı telefonundan yatakta hasta yatarken girdiğini söylese de şirket, bu kararından geri dönmemiş. 

Daha ilginç bir örnek ise, İngiltere’de mahkemede bir jüri üyesinin yaşadıkları. Mahkeme süreci devam ederken ne yapacağını bilemeyen üye, facebook ve msn listesindeki arkadaşlarına, olayla ilgili karar vermesine yardımcı olması için bir anket göndermiş. Tabi bunu fark eden mahkeme, jüri üyesinin işine son vermiş. 

CBS News’in haberine göre, “Ashley Johnson, bir türlü kalkmak bilmeyen müşterilerin gittikleri zaman bıraktıkları bahşişi az bulduğunu facebook sayfasında paylaşınca işinden olmuş. Amerika’nın pizza zinciri Brixx’ten bir yetkili, müşteriyle ilgili hiçbir bilgiyi paylaşmayan Johnson’ı işten çıkarma sebebini , “müşterilerimizin hakkımızda söylediği her şey bizim için büyük önem taşır” ifadesiyle açıklamış.

Henüz iş görüşmesi yapmış bir kişi de büyük bir sosyal medya kazası geçirmiş. Cisco’da iş görüşmesinden çıktıktan sonra “Cisco’nun bana önerdiği işten alacağım ‘yağlı maaş’a karşı hergün San Jose’ye gidip gelmek zorundayım, çalışmaktan nefret ediyorum.” mesajını Twitter’dan takip edenleriyle paylaşması sonucunda, Cisco’nun yetkilisinden “Eminim size bu işi öneren kişi çalışmaktan nefret edeceğinizi bilmekten memnun olacaktır” yanıtını almış. 

Yukarıda paylaştığım gibi, sosyal medyada birçok zaman sukutun altın olduğuna dair yüzlerce örneğe ulaşabilirsiniz. “Sosyal medya kazalarında sadece kişiler mi yara alıyor?” diye soruyorsanız, bu sorunun cevabı kocaman bir “HAYIR!” Sosyal medyaya biraz ilgi duyan, birkaç sitede profili olan hemen herkes, ilgi duyduğu sivil toplum örgütlerini takip eder. Çünkü, kişiler hiçbir maddi karşılığı olmadan bir “tıkla”, büyük sorunların çözülmesi için oturduğu yerden “bir şey” yapıyor olmanın huzurunu yaşar. Bu nedenle kurumların bilmesi gereken: her mutsuz müşteri sosyal medyada patlamaya hazır bir bomba gibidir. 

United Airlines’in yaşadığı sosyal medya kazası, kurumların başına her an gelebilecek bir örnek olay. North Carolina Üniversitesi’nin Basın Yayın Bölümü’nde* yüksek lisans tezi olarak yerini aldı bile.

Arkadaşlarıyla birlikte turneye çıkan Kanadalı müzisyen Dave Caroll, arkasında oturan hanımın “gitarı kıracaklar” çığlıklarıyla gitarının uçağın bagaj sorumluları tarafından savrularak kırıldığına şahit oluyor. Turnede olduğu sürece uçtuğu her yerde United Airlines ve iş ortağı AirCanada’ya şikâyetini bildirerek gitarın hasarını gösteriyor. Caroll, United Airlines ve AirCanada acentaları arasında yazışma ve ziyaret trafiğinin 6. ayında dayanamayıp gitarını tamir ettiriyor. Dokuzuncu ayın sonunda çabalarının hiçbir işe yaramadığını anlayan müzisyen, çareyi United Airlines için üç farklı şarkı yazmakta buluyor. Yazdığı şarkıları için videolar çeken Caroll ayrıca bu videoları Youtube ve kendi web sitesinde “sevdiğiniz şarkıyı oylayın” notuyla yayınlıyor. Sonuç inanılmaz! Yayınlandıktan beş gün sonra onlarca ulusal gazete ve televizyonda röportaj ve Youtube’da 2,5 milyon izleme… Türkiye ulusal televizyon ve gazetelerinde de yer alan bu olayı anlatırken Caroll, kendi web sitesinde United yetkililerine “Arkanıza yaslanın ve gösterinin keyfini çıkarın.” diye mesaj iletiyor. 

Sonuç olarak, kendinizle veya kurumunuzla ilgili, sosyal medya kazalarında yara almak istemiyor ve kendinizle ilgili gerçekten güzel bir gösteri izlemek istiyorsanız sosyal medya da takipçi olun ve neyi paylaşacağınızı iki kere düşünün. 

Kaynak:

  1. http://rightsideofright.com/wp-content/uploads/2010/10/Soule_Thesis_UBGwebsite.pdf

Diğer Makaleler

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

Son Makaleler

En Çok Yorumlanan

Öne Çıkan Videolar

Hayatın Hakkını Vermek

Hayatın Hakkını Vermek | Prof. Dr. Acar Baltaş | TEDxIzmir

Mesleğimi nasıl seçmeliyim?

Kurumların yönetim felsefesini hayata taşıyan insan ve değişim projeleri üzerine çalışan Prof. Dr. Zuhal Baltaş, mesleğinizi nasıl seçmelisiniz konusu üzerine bilgi veriyor.

Hayalini Yorganına Göre Uzat

Prof. Dr. Acar Baltaş, TEDxAnkara'da yaptığı konuşmada istek ve başarı arasındaki ilişki ile "yatkın olduğumuz şeyleri hayal etmenin" önemini anlatıyor.

Öne Çıkan Kitaplar